20 Kasım 2025

GECENİN UZUN YOLCULUKLARI

 

Bu gece yanıp sönen bir yıldız gibi 

sularına gömülmüş seyreden 

yüklü bir gemi geçti boğazdan

kavuştu açık denizlere.

Ben ve geceye tanık bütün yıldızlar 

uğurladık onu.


Her sevincin bir dal tutuşu,

hayata tırmanışı vardır.

Ben gemilerle konuşmayı sevdim bu yüzden.

Bu yüzden sevdim bazen yalnızlığı

uzak sevinçlerin uzun yolculuklarını.


Bir gün açar elbet gülleri bahçenizin

değerlidir tek başına kalmak da

hele bir gemi geçiyorsa karşınızda.


YAPRAK HIŞIRTISI

Çaresiz, yazgıma razıydım

anlamı değişmişti

uçuşan imgelerin

adı yoktu gülün renginin.

Başka bir suyun kenarında

yeniden var etmeyecekti

neyi öğrenmek istesem

en çok neyi sevmeyi.

Yalnız eski sözler kalacaktı geriye

bir avuç toprak kadar 

yaprak hışırtısından bir geceye.


BELKİLER

 

Belki çok sonraları 

Başka çocukların yeşerdikleri yerlerde

Hayat bilinmez karanlıklardan 

Yeryüzüne inebilir yine.


Görülmeyen denizlere ulaşılır

Meraklı bir bulutun peşinde

Başlayabilir benzer bir hikaye.


Bu kesin bir gerçektir diyemem 

Belkiler sıralanıyor aklımın köşesinde 

Şimdilik önümdeki baharı hayal ediyorum sadece

Başlayan 

Leyleklerin dönüşüyle.




MEŞELİĞİN SEVİNCİ

Hatırlıyordum çocukluğumun balkonunda

sarkan gökyüzünün sevincini

Sokağın yüzü alabildiğine güneşti

meşeliğin derin sarhoşluğu gibi.

Coşkulu sularında yıkanmıştı 

özlemlerin peşinde kovalamaca.

Bütün suçlarım o zamandan kalma

kaçıp gittim sonra bulutların toplandığı yerlere

çocukluğumun rüzgarını yükledim sırtıma.

Yalnızlık çöllerinde büyüttüm sevdalarımı

İşte o yüzdendir hırçınlığım 

köpük köpük denizlerde.


 


YAŞAMANIN AĞIRLIĞI


Tuhaf bir ağırlığı var yaşamanın 

yorgun olsa da kanatlarım

Zindanı dolduran sabırda


Acının kardeşliği vardır

Dokunduğum gökte

düşmeyi göze aldığım uçurumda


Koşar yardıma güldeki soluğum

Beni büyüten toprağın

suyun gücüdür bu


Katlanmayı öğrenmenin ağırlığı var

kaybettiklerimin yokluğunda

Işığın fısıldaması geceye

açmayı bekleyen çiçekte gizlidir

Buradan yeşerecek sana.



19 Kasım 2025

SOL YANIMIN YARASI

Hangi meydana boşaldı kanları sor

Sol yanın yarası nerede gizli

Nereye gömüldü acılar

Böyle yazılmış davanın yazgısı

Böyle anılacaklar


Onlar ki vurulan alaca geyiklerdi

Kaçıp gitmediler

Çünkü önce vurulanlar

Kalır ayakta yalnız

Gerisi lafügüzaftır

DÜŞEN UÇURTMA

Telefon direğinde

parçalanmış uçurtmayı gösterdim ona

yıllardır takılıydı aynı yerde.

Uçurtmaya sor, dedim

akıllı bir çocuk edasıyla,

o biliyor her şeyi. 

Annemin verdiği ip

direğin ucunda asılıydı hala

kırık çıtaları aşağıya sarkmıştı

bana  benziyordu tıpkı

gökyüzünden düştüğümden beri.



14 Kasım 2025

ÇOCUKLUK VE BAŞKA ŞEYLER

Çocukluk masal gibidir 

Dallarına tırmanınca ağacın

        sevgilinle buluşmaya gidersin

Yanağına bir öpücük kondurmaya.

Bırakın uyumalıyım şimdi

Sevgilim girecek birazdan rüyama. 


Uçurtmamın kuyruğunda döner durur dünya 

Dengemi bozmayın, 

Neşem engin yolculuğunda bulutların

Bir gün buralardan gideceğim

Beni zorlamayın fazla.


İstediğiniz gibi olmadım

Trenler geçer uzaklardan çocukluğum gibi

Köprüler geçit verir kalbime

Sessizce başını dayamış omzuma 

O kızın saçlarını unutamadım.


Işıklar hep yanar gözlerimi yumunca

Rahat bırakın beni.

Soğuk gecelerde ortalık geç aydınlanırdı

Razıydım olacaklara 

Ben uzakları düşlerimde giyindim 

Ayaklarının üzerinde dur derdiniz

              durdum ya!

Şimşekleri, fırtınaları doldurdum bavuluma

Siz kafamı karıştırmayın daha.


Kesilmiş ağaçları dağılmış bahçem

Soğuktu ayaklarınız çarşaflara sarılı

Bir gece ansızın yıldızlar karardı

Kendimi aradım uzaklarda 

Çağırdınız da gelmedim mi?


8 Kasım 2025

HUZUR

Hiçliğin ortasında başka bir alemdeydim

başka bir gökyüzünün altında

kitabelere kazılmıştı anılar

İsimlerini aradım açan çiçeklerde

yeniden doğmuşçasına, 

belki hiç gitmemişlerdi

sessiz bir yel uçuşuyordu tenimde


Üzülmedim böyle görünce onları 

öyle dingin, 

sere serpe 

huzur veren tasasız bir işveyle

kıpırtısız bir hayat 

sinmişti her yere


Rüzgarların uğultusu kesilmişti birden

taş ses çıkarmıyordu düştüğü yerde

ama duyulur gibiyidi, 

yalnız değildik

dalları yeşermiş 

boylanmıştı ağaçlar

Korkular uçup gitmiş,  

derin bir sükut vardı ortalıkta

ölümsüzlük müydü bu kavuşma


Anladım ki yaşadığımız ne varsa 

buraya toplanmıştı, 

şu zamansız mekana

hem çocukluğumdu 

hem bir yaşlıydım yanlarında


Eğilip yerden kopardım çiçeğimi

kalbime iliştirdim yüzlerini

birlikteydik yeniden doğmuş gibi

artık hayatımız böyle geçsin diye


Evet, anladığım tek doğru bu

kurulmuş dingin eşitlikte

kavgalarda kanamış yaralarımız

beraber gizledik acıyan yerlerimizi 

hayatı yeniden yeşertir gibi

Artık korkmuyordum ölmekten 

yağmur dolu bulutların neşesinde huzur

şimdi keder ve sevinç el ele




29 Ekim 2025

YARIN İÇİN ŞİİR

  

Merhaba diyorum ağaçtaki müjdeye

sarıp sarmalıyorum dileklerimi 

suya kavuşan toprağın sevinciyle 

gün ağarınca çocukların okul telaşında 

okşuyorum sabahın kanatlarını.


Çileli yalnızlıklara direniyorsa kalbim 

biliyorum yanımdasın benimle 

rüzgarım ol gir koluma, 

zorlukları paylaş benimle

sevgiyi diyorum yanında getir

siliyorum artık gözyaşlarımı.


Ekinler yeşerecek bahara ne kaldı diyoruz

şarkılar bekliyor bizi, yükümüz ağır

artık taşımak keyifli onları

kalkıp yüzümü yıkıyorum

iyimseriğinden öpüyorum seni yürüyelim hadi.



Bak hala açıyor yazdan kalma bir gül

yavrusunu doyuruyor sabırlı bir anne

en güzel giysilerimi hazırlıyorum kendime

yarınlar güzel olacak, 

böyle yazıyorum takvime.




24 Ekim 2025

YANILGILAR



Hepimiz daha çocuktuk oysa
her şey bilinmezliğin buyruğundaydı 
o dev saatin altında.
Bize uzatılan davet ateşten bir gömlekti 
onlar ki o kadar büyüktü ve değerliydi gözümüzde
bize yalnızca söz dinlemek kalmıştı.

Çocukluk sayılırdı masumluğumuz 
beyaz örtüleri seren önümüze
dışarda hava soğuktu oysa.
Hırçınca zorladı fırtına açmak için
yıkılmaz sandığımız kapıları
geçtik içinden marşlar söyleyerek 
düzgün adımlarlarla büyüdü savaşlar.

Uzayan bıyıklarımızdı zaman
yetişkinlik bir kışlaydı
askerlerin toprağı ezen çizmeleri
trenler top tüfek taşırdı, sessizdi bulutlar
henüz ölmeden tan vaktinde yığınlar
vadedilen cennet saklandığı yerden çıkmıştı
doluştuk savaş vagonlarına 
büyümüştük artık.

Sağ kalabilmek için öldürmeliydik yaşayanları
günahlarla kapattık yaralarımızı 
siyahi bir ölümdü resimlerimiz sonra.
Bayrak törenleri sarılıydı soğuk bedenlerimiz
kimse temizlemeye gelmedi kirlenmiş ellerimizi
kimse acımadı bize, küçüktük oysa 
uyumsuzluk böyle başladı edilen yeminlere.

Boş vagonlar kaldı sonra siyahi günlerden
saplanmış karlar içinde her şey bilinmez değildi meğer 
anladık ölünce.
Büyük dönüş yolunda açlıktı sefaletin tarihi 
yok oluş mesafesinde önümüzde.

Yenilince anladık arkalarından 
cesur ilahların ölüydü gözleri
bağlanmıştı yeminler esarete  
hepsini gördük hepsini.
Yalandı ve kirlenmişti uzaklar 
birer gömüydü hikayemiz
tarihimiz böyle yazıldı çocuklar.


15 Ekim 2025

YAŞLI BİR AĞACIN MÜCİZESİ

Kışa girmeye hazırlanan 

Yaşlı bir ağaçla karşılaşmam

bir tesadüftü.


Yanından geçerken 

son anda farkettim 

tepesinde yeşeren yapraklarını.


Uzanmak istedim gökyüzüne

İçimi ısıtan bir coşkuyla 

kucakladım kuru bedenini kollarımla.


Kaç yaprak daha 

açacaktı kimbilir daha

kaç çocuk oynayacaktı altında.

14 Ekim 2025

TAKVİM YAPRAKLARI


Sen takvim yaprakları arasında dolaşmayı seversin
her biten günün üstünü çizersin
günler eksildikçe yapraklar dolar bir gün
çizilmiş sayfaları düzgünce katlar bana verirsin
ben arkalarına şiirlerimi yazarım

Senin burnun ve gözlerin güzel
yaşlanınca  kolayca kızman hoşuma gider
her yıl başı geldiğinde masamızda hiç sönmeden 
iki mum yanar
mumların ışığında şarabımızı yudumlarız senle
takvim yaprakları biter

Ertesi sabah yeni bir takvim daha istersin benden 
üstü çizilmemiş bir yeni yıla uyanırız 
her yılbaşı tekrarlanır  bu
sen yeni takvimin sayfalarında gezinmeyi seversin
ben çizilmiş sayfaları koynumda saklamayı.

8 Ekim 2025

AĞUSTOS BÖCEĞİ VE DİĞERLERİ

 

Kumrular da yorulur uçmaktan

ama yılmazlar yuvalarını kurmaktan

rüzgar dallarını uçursa da.


Karıncalar mısır koçanındaki taneler gibidirler

hep yan yana dizilirler taşımak için yediklerini.


Hikayenin kahramanı ağustos böceğidir

çağırır durur yaz boyu eşini

sonra kızıl bir bulut tüner üstüne 

veda vaktidir ağaca

Atar kendini sonra sürülmüş toprağın karığına.


6 Ekim 2025

YILDIZLARA BAKARKEN

Mürvet'e

Yan yana duran
iki yıldız
biraz daha yaklaştılar
dün geceden beri.

ikimizi düşündüm
otuz dört yıllık
beraberliğimizi
o iki yıldız gibi.

ESKİ OĞULLAR

Dön geriye bak dedim anneme
Artık oğullarını çalıyorlar
Yorgunum. Dön geriye bak.
Nerede açmış son çiçek?

1 Ekim 2025

BAŞKA BİR GÜN


Bu gün unuttuğumuz sözcükleri hatırlayalım biraz.

Bu sözcüklerle kurduğumuz cümleleri.

İçinde göz yaşı olmasın.

Hattâ öfke ve nefret de olmasın.

Her şeye rağmen.

Yapabilir miyiz?

Biliyorum zor!

Ama yapabilmek mümkün.

Bu gün bir şiir okuyun mesela.

Sevdiğiniz bir şairden

Kendinize yeni bir tema seçin.

Giydiğiniz şapkayı değiştirin veya eşarbı.

Dudak renginiz de olabilir.

Saçınızı başka türlü tarayın bu gün.

En sevdiğiniz kazağınızı veya hırkanızı da giyebilirsiniz.

Havalar hâlâ soğuk olsa da içinizi ısıtacak bir şarkı mırıldanın yürürken.

Çok zor değil.

Yeter ki kasvet dağılsın biraz.

Kendine yalan söylemek değil bu.

Perdelerinizi açın.

Galiba cesaret için gerekli.

Hayatımızı değiştirmek için.

Bu minik oyunlarla yeni bir başlangıç.

Neden olmasın.

Şiirinizi hâlâ seçmediniz mi?


18 Eylül 2025

GÖKTEN DÜŞEN DAMLA

 

Evet yaşlandım sonunda

Kaldırdığım taşın altında yatıyor gövdem

kaybolmuş bir yalnızlıktayım

Uzanmaya yetmiyor kollarım

ağacın dolgun meyvesini koparmaya 


Uzadığım son yere varıyor dallarım

Kuru diplerinde canlanıyor otlar

Gizli bir dönüşümle buluşuyor yalnızlığım

doymak ister gibi varlığıma 


Bu duygu bitmeyen bir susuzluk

gökten düşen bir damla 

Beni de içine çekiyor, aynı akış

doluyor boşluğa kıvrıla kıvrıla

Gömülsem de atıyor kalbim hala.


 

12 Eylül 2025

ÖZGÜRLÜK PARKI

Biri sensin bir de özgürlük parkı var hayatımda
Avuçlarımda yüreğimden kayan sıcaklık gibi
Bahar dallarında çocuk sesleri,
Biri sensin bir de özgürlük parkı dişi ve çekici
Senin adını koymuşlar oradaki heykellerden birine
Derler ki hırçın dalgalarla bezenmişti hayatı
Şimdi bir ağacın gölgesindeki huzurdur
Ve öylesine saftı senin gibi

Biri sensin bir de özgürlük parkı var hayatımda
Sizinle yürüyorum
Ve yürümem güçlü bir alev gibi sürecek biliyorum
Yelkenim kabarmış rüzgarınla
İçmişim rengini kanıma
Sevmişim tutulmuşum sana, kolay değil
Özgürlük parkında yürümek böylesine aşkla
Senin adını koymuşlar oradaki heykellerden birine
Derler ki ateşten bir gömlekti hayatı
Şimdi ağacın gölgesindeki ak güvercindir
Öylesine dokunulmazdı beyazlığı

Bir sen varsın bir de üç heykeli özgürlük parkının
Sizlerle buluşuyorum gökyüzüne uzandıkça ellerim
Hırçın ve mağrur yalnızlığımın güllerini savuruyorum yüzüne
Birlikteyiz, biz ve üç heykelin serin gölgesi
Ve dışımızda alabildiğine uzanan güneş
Her şeye yeniden başlamak mümkün diyebilmek
Seni ve özgürlük parkını sevmek

13 Ağustos 2025

YANA YANA

 Günlerdir dinmedi fırtına

pencerenin önüne gelen iki kumrudan 

haber yok hala

rüzgar her defasında uçurdu doğradığım ekmekleri

acaba yuvaları dağıldı mı

nereye sığındılar 

benim de içim içime sığmıyor her yer yanınca 

benim de dallarım kuruyor ağaçlar gibi

yanık kokuyor ekmek

içime çektiğim hava 

fırtına bir kırbaç gibi dövüyor alevleri

kumrular ağlıyordur bu hale 

duyamıyorum seslerini çoktandır

nereye göç edeceklerdi yine

hatalar günahlarla için için yanarken 

nereye göç gideceğiz 

gidecek yerimiz yok ki bu evrende

yok oluyoruz birlikte 

dönüp duruyor sefaletin 

açlığın gözleri gazzeli bebeğin 

kuşatması altındayız başka bir alevin

yanıp yanıp son bulacağız

kaçmak kurtulmak değil 

sönmesini beklemek çözüm değil yandıkça 

kuşlar kelebekler kavruldukça 

çekildikçe suları göllerin 

çağlaması durunca ırmakların

bu yağma bu talan sürdükçe

zehir akacak daha içimize 

konacak çiçek bulamayınca arılar 

can verdikçe hışırtısı ormanın 

sönmesini beklemek boşuna bu yangının.


21 Temmuz 2025

ÖPÜLEN ACILAR


Gözlerinizden değil 

Acılarınızdan öpüyorum sizi

bir kadın boğazlanmış yine

Görün, 

bir adamın üstünden basıp geçtiler

boyun eğmeye alışalım diye.

Murat hala hapiste

tahliller isteniyor yeniden

Yüz derece ateşi var güneşsiz hücrede 

Sonra taşıyacaklar kalbini 

iki hapishane arasında 

iki polis kolunda 

Acı, 

bir pıhtı gibi oturacak içimize.

Bak bir insana daha kıyıyorlar yine

Acılarınızdan öpüyorum sizi

Bütün yoksunluğunuzdan öpüyorum

Bırakın Murat'ı

Diz dize cesaretimizle

açıyoruz  kuru otlar üstünde.

Ellerimiz kelepçeli, çaresiz değiliz

Direncin isyanı bu

Bir ışık sızıyor acının kenarından 

İçi hasret dolu, 

Karalar bağlamadan 

Yol veren dağlardan ulaşıyor elden ele

Acılarınızdan öpüyorum sizi.

YALNIZLIK SARHOŞLUĞU

 YALNIZLIK SARHOŞLUĞU


Kaç gün oldu saymıyorum

Önce Arif sonra sen

sohbet etmeyi unuttum arkanızdan 

Kalmadı çalınacak kapı


Biliyor musun 

beygirler gibi ağlıyorum yalnızlıktan

Arif beygir derdi çizdiği atlara


Hayra alamet değil

nereye baksam gözüm seğiriyor 

yürürken sokaklarda.


Atölyenin önüne bağladım kendimi 

Tozlu pencerelerinden baktım

seni görmeye çalıştım karanlıkta Bedri.


Fırtınalı havalarda  durulmaz buralarda 

Nereye gitsek aynı yerdeyiz

Gidilecek başka yerimiz mi var

11 Temmuz 2025

BAŞKA BİR DENİZİN KIYISINDA

Deniz bir geliyor bir gidiyor dağlardan gelen esintiyle

savrulan dalgaları karşılıyorum

Üzüntü ve sevinç iç içe.


Başka bir diyarda mıyım 

Adını bilmediğim bir ürperti

anlaşılmaz bir yalnızlık belki.


Bildiğim bir şey var

geçecek bu yaz da ötekiler gibi

sadece deniz kalacak  geride.



26 Haziran 2025

KUŞ SESLERİ VE AĞUSTOS BÖCEĞİ

 

Ses yok mu diye sordu adam

Nasıl olmaz, füzeler var ya!

Bak bir de fısıltı gibi 

Kuş cıvıltıları yanımızda

Ama sığınaklara giremiyorlar bir türlü!

Ve onlara eşlik eden 

Ağustos böceği de katıldı aramıza

Bu yaz bütün canlılar 

Aynı korkuda




18 Haziran 2025

DENİZLERİN DOĞRULUĞU

Yerini dolduramaz, hiç bir aşk

denizler olmadan yaşayamaz

Oysa denizler vuslatı anlatır

Bazen göz yaşlarıyla olsa da mutluluk

doğruluk hep sevdaya ait.


Ama denizin hakkını verelim, aldatmaz 

kimseyi, arkasından bıçaklamaz sevdiğini,

yalan yok bunda

kusursuz bir sevgiyi aşılar insana.


Sonunda dönecektir elinde 

güllerle kavuşmanın coşkusu, 

doyurarak içinde büyüyen açlığı

vazgeçemediğin kadar seveceksin onu.


Denizden yoksun kalmış büyük aşklar

buruk bir aldanmadır oysa

denizler böyle anlatmıştır doğruyu.




 

17 Haziran 2025

VEDA

Peşi sıra geliyor ölümler

teker teker düşüyor

dostların acı haberleri.

Bu kadar çok muyduk 

diye sormak boşuna.

kaybederken birimizi

bir çağ yorgunuyuz çünkü.

Arkadaşların yokluğu 

dolduruyor sokakları.

Eksilmeyen bir tadı var

devrimin içimizde

ne çaresiz ne tam kederli.




15 Haziran 2025

GÜLÜMSEYEN GÜLÜŞ


Neden gülüyoruz 

Düşünüyorum bazen bunu

Zıp zıp yürüyen  kırlangıça da gülüyorum 

Şapkası altından müzip bakışlı ihtiyara da.

Nedensiz gülüşlerimiz de var

Derisini döken bir kertenkele gibi 

Boş vermişliğe de gülüyoruz bazen.

Ama mutluluktan çatlarcasına bir neşeyle

Güldüğümü çoktandır unuttum.



ALINACAK DERSLER


Paslanmış bir kuytuda 

kapısını çalmaya korktuğumuz

bir izbelik midir ruhumuz?


Nereye gizlenirse gizlensin 

varlığımız o geçmişte  saklı

Dürüst olalım kendimize.


Korkutucu gelebilir bu çoğumuza

Ben alıştırdım kendimi  yüzleşmeye

Kaçmak boşuna. 


Bana rengini veren o izbelikte

geçirdiğim zamanı

şimdi yeni giysim için

biçiyorum kendime.


Uymadığını anlarsam bedenime

aynı izbelikte alacak yerini

Kararlıyım  bu konuda.

KAYBEDİLMİŞLER YURDU

Ölmez diye geçer adım

Makbule hanımın kayıp oğluyum

Her gün yeniden doğurur annem beni

Her hafta aynı suyla yıkar yüzünü 

Bir Cumartesi Annesi omzunda taşır kalbini.


Gözaltında kaybedilmişim

Adım öyle yazılmış pankarta

Aldırmaz yağmura, soğuğa

sırtında taşır bebesini.


Son bulmaz bekleyişi 

Oğlum bir gün gelecek der

dilim dilim dizer hasretini

istediği adalettir

Terk etmez köydeki evini

oğlu gelince bulsun diye. 



BİR ÇAĞ YANGINI


Oyun konsolunda dövüşen çocuklar gibi

Yeni efendileri çağın

Halkların üstünde tepişirler 

Ellerinde kılıçları gibi füzeleri  

sofralarda çatal kaşık gibi kullanılır.


Oldum olası böyle yazılmıştır tarih

Doymak bilmeyen iştahla

alınmış ölüm fermanları.

Önce çocuklar ölür.





11 Haziran 2025

YOKLUĞUN SANCISI

 

Şiir yazamıyorsam artık

Bil ki susmuşum kapında 

Göçmen kuşlar terki diyarda 

Susuz kalmışız besbelli

Toprak cılız rengini çalmış bizden 

Yok yüzünde tek gülümseme.


Yapraklarını döker ağaçlar

Yalnızlığın ormanındayız 

Dargın kalmış ayrılıklar 

Söylemeye gücümüz yok

Ölmeyi beklemektir tek suçumuz

Adını koymasak da.

İNSANLIK DERSLERİ


Gökyüzüne bakan bir pencerede yaşadım

Her güzel başlangıç kadar temiz adım!

Sen kötülükler üstüne kazılmış

çıkmaz bir leke gibi kalacaksın.

Adın utançtan sonra gelir.


Boyuna hırpalanmışım. 

Duvarlarda asılmış olsa da öfkem

hücremdeki sayfalarda içilen çayın 

renginde demlenmişim.

Ben A harfiyim her başlangıçta.


Senin karanlık dehlizlere gömülmüş gölgen

silinmiş bir harf kalacak sözlüklerde

bütün dillerde geçerken adım.

Yarına uzanmış ağaçlar

köklerimden bağlanmış toprağa.


Ben A harfiyim her başlangıçta.

Fırtınaya boyun eğilmezlik karakterim.

Sen suları çekilmiş göller gibisin

kuraklığın ayazında gömülmüş adın.

Yoklukla beraber hatırlanacaksın.



ESARETİN DİRENCİ


Osman Kavala'ya 

Kalkıp gidemesen de, hücrendeki ışık
kederli bir gülümsemeyle hatırlatır sana
kitaplarınla dolu bavulunla elinde
hiç bilinmez yerlere yolculuklarını.

Bulutların arasından sıyrılır
saçların daha beyazlasa da
satırlarında acısı mektupların.
Bu esaret sürmeyecek fazla, inanırsın
beklemenin de bir sevinci var sonunda.

Sonra gözlerini kapayıp uçurum kenarlarında
süzülen bir martı beyazlığı kalır aklında.
Boşuna bir çaba değildir yalanlara direnmen
duvarların sessizliğine kazınan
izleri kalmış bir sevinçle.

Bu bir boyun eğme değildir esarete, inanırsın
beklemek bir ateşin harında
bir tutam gökyüzü harmanında.
Ayrılıklar da çoğaltır insanı
Bir de varlığına susadığın canana hasretin olmasa.

8 Mayıs 2025

MEYDAN IŞIKLARI


Nelere göğüs geriyoruz bak

Direnmeye yetiyor hala nefesimiz

Her sabah yeni bir sarsıntı 

Olmaz bu kadarı diyorsun oluyor

Engeller kuşatıyor hayatı


Karanlıkta meydan ışıkları 

Göz göz ne güzel uyanıyor oysa

Yasaklara rağmen aydınlatıyor geceyi

Biraz daha kararlı yürüyor menzile

Kalabalıkların adımları şimdi

Bu iş olacak diyorsun sonunda!



3 Mayıs 2025

ÇIĞLIK


o çığlıkları duydum hep

Karadeniz'de batırılan bir gemiden

çaresiz bir kuytuda derinlere işleyen bir yaraydı

tutunmuştu içimize 


sülfürlü toprakla örtülmüş dağları yaran 

bir madende bulunamadı bedenleri

sokakta patlayan bombanın sesinde


uzak diyarlara kaçan bir gölgeydi denizlerde

bombalanmış evini gömerek acısına 

ekiyordu tohumlarını

başka bir ülkenin çatlağına


yıkılmış kolonların altında 

kimin ayak izleriydi çığlıklar

kötülükleri üstümüzü örten


ağaçları kestiler yol oldu 

suları içilmedi dağların

toprak ağlardı nehir ağlardı o zaman

göç verirdi içimize



ABLUKA ALTINDA İSTANBUL

İşte abluka altındayız yine

tel örgüler sarmış meydanı

leylak kokulu sokaklar tıkalı

Boğaz vapurları uzakta şaşkın 

Boğazdaki akıntı da şaşkın martılarıyla

Haliçin suları da dargın ablukada

Yeditepenin yokuşları 

dar yolları sıkışmış, geçitler de yorgun

Taksim yine sessiz, vakur ve dimdik ayakta 

acelesi varmış gibi

Meydanı bekleyen güvercinler de sabırsız, telaşlı 

Gölgelerin silindiği sulara yansıyan kalabalık

sevincin gök yüzüyle ağarması 

abluka altında direnen ışığın sarması her yanı

Koşuyor insanlar, aydınlık aşıyor ablukayı

Vapurların çalıyor düdükleri, 

karşılıyor sabahın tan rengini

neşeli çocukların çığlıkları kırıyor ablukayı

İstanbul kırıyor zincirlerini.


19 Nisan 2025

DERVİŞİN GÖZYAŞLARI

 

"Ağınlı akrabalarıma selam olsun"


Sözünde gönül eğirdim

Yüz sürdüm hürmetine,

Kulluk ettim yemine

Yoluna el verdiğim, 

Şerbetinden aşkını içtiğim ey erenler

Hangi hücreye atılsak

Dört duvara sığmaz ufkumuz

Esirger bizi estiğin rüzgarlar

Yeşerdiğin yaprakta korkusuzluğumuz

Dolaştığın bulutta neyi ararsın 

Nasıl bir sevdadır bu

Bitmez susuzluğumuz

Kahır değil direncimizdir acımız

Açar açar da çoğalırız.


 

13 Nisan 2025

NİYET MEKTUBU

Bir  köy mezarlığında gömülmeyi isterim

Ağaçlar arasında bir çukura bırakın bedenimi

Başımda basit bir taş olsun yeter

Üstümde yeşeren  otlara dokunmayın 

Bulutlar beklesin gençlik günlerimi

Rüzgar örtsün acılarımı

Kuşlar tarasın saçlarımı

Bir köy mezarlığına bırakın

Kimse uyandırmasın beni.



12 Nisan 2025

TERSİNDEN DÜNYA

 

Bir de tersinden bak hayata olamaz mı?

Bak bir çocuk nasıl  gülüyor küskün kalabalığın içinde 

Çamurlar arasından çıkıp gelen arınmış bir su gibi

Damlalar nasıl besliyor koskoca gölleri

Yeşeren bağ çubuğu  dayanıp ayaza

Yeniden büyütüyor meyvesini

Bir anne sevinçle gezdiriyor çocuğunu

Nasıl değişiyor yaprakların rengi biraz daha 

Nasıl sevinçle oynuyor okul bahçesinde çocuklar

Bak nasıl dönüyor grevci işçiler evlerine 

Kazandıklarını almanın neşesiyle

Bir de böyle bak çileyle yaşadıklarımıza

Hücresinde duvara asılmış umuda bakana

Her şeyi göze alıp yetiştirmek için haberi

Kalemine sarılan gazeteciye

Öğrencilerine ayakta durmayı da öğreten hocaya

Bir de böyle tersinden bak hayata.

21 Mart 2025

YÜRÜYÜŞ

 

Kara örtüsünü giyinmiş zemheri bir kış

Oysa ağaçlar yeniden çiçeklenmiştir

Kuş kanadı  çırpıntısında uzamış dallar, 

düşülmüştür yollara

Çocuklar için özlenmiş yarınların

esintisi vurmuş yüzlere

Kızıl bir rüzgar uçurmuş gölgeleri 

Biliyorum hızlanacak adımlar

Yırtılacak korkunun örtüleri

Yeni bir sabahın baharında uyanır gibi 

dolduracak artık neşemiz sokakları.


Mart 2025

17 Şubat 2025

SESSİZ BULUT

Dalları eğik yaşlı ağaçlara bakarken 

huzurlu bir ufuk çizgisinde

aklımdan geçti yaşanmış yıllarım.


Bilsem bir ömür  böyle geçecek,  

sessiz bir bulut gibi  

beklerdim başlarında.


Arındım bütün ağırlıklardan,

vakur bir sessizliğe 

gizledim kendimi.


Sonra  açık denizlerin

çok uzak kıyılarında karşıladım 

yalın bir sevinci.



5 Şubat 2025

6 ŞUBAT HAYKIRIŞI

 

Gözlerinden tutabildim seni 

Tonlarca kötülük üstümüzde

Kurtulsam ne olur  diye bağırdım sen yoksan 

Soğumuş  ellerin saplanmışsa içime


Kar taneleri gibi yıldızlar

Yalnızlığı serpiyor üstüme

Kanadı kırık bekleyişlerim

Çaresizlikten değildir

Kötülüklere zincirlenmişse 


Taşın altı oda, duvar pencere ise 

Kim ağlar ki bizim kadar kim ağlar

Karanlık yapışmış tenimize



2 Şubat 2025

HAVA KURŞUN GİBİ AĞIR

Geçmese bile geçmiş olsun diyorum 

hapishaneden çıkan arkadaşıma.


Soğuk havanın kekremsi tadı 

kalmış aklımda.

Bir türlü açmıyor yıl başı çiçeğim 

darılmış besbelli. 


Buzulların örttüğü bir hayata 

katlanıp duruyoruz 

Torunum yüzünden odaya yayılan 

iyimserlik bir yanda.


Bağırmak istiyorum bağıramıyorum

hava kurşun gibi ağır şairin dediği gibi.




......


20 Ocak 2025

YAĞMUR OL ORMANIMA

 Ovada inliyordu yağmur

Deniz gülüyordu küskünlere 

Gülsün halime de

Günahlarıma, sevaplarıma

Aldırmam, alayına.


Sonra kendine çeksin yıldızlar beni

Yağmurla dolsun ormanlarım

Derinlerime işlesin su

Kavrulmuş köklerime

Nehirlerimle birleşsin sonra


17 Ocak 2025

KORKU DAĞLARI

 

Korkuluklar vardır hep kapatır yolları

aşkı, sevdayı zincire vurur


insanı zavallı yerine koyan

söz dinlemez o karanlıklar.


Artık elinden tutulmaz yarınlar

uçurtmaları süzülmeyen baharda


üzgün bir pınar,

sahipsiz  eşyalar gibi kalacaktır.


Böyle büyür arkamızdan

bize benzemez çocuklar


yeni ülkelerine uçarlar

ama sarışın, ama mavi kanatlarından.


Korkuluklar ve biz kalırız

günahlarımızla yanan otlarla


dönmelerini konuşup,

bakarız arkalarından.



13 Ocak 2025

SINIRDA

 

 

Sen sınırı bir geç hele
Takılma barikat dikenlerine
Sonrası kardeşliktir zaten 
Alıştırma korkuya elini
Sınırı sınır bellleme.

Başka baharları da vardır mevsimlerin
Yaz kurak, kış çöl değildir.
Başı eğik gibi durur, ama değildir
Gövermiş gibi omuzlarında
Yalnız bir dağa benzer, 
Güler gibi bakar, 
Ağlar mı, değildir.

Sınıra yaklaşırken korkarsın
Korkutmuşlardır çünkü gözünü
Ayaklarına dolanmışsa içindeki uçurtma
Bakma geriye sınırdaysan eğer
Gerilmiş yayından fırlayacak birazdan okun
Nereye saplanır kalbin korkma
Sen de sınırı geçtin sonunda.

Mart, 2025
Akın Güre

1 Ocak 2025

DUT AĞACININ MÜJDESİ


 Bir tek o kaldı

o kaldı yanımızda
gökyüzünü bir gölge gibi kapatan
rüzgarımızı durduran
kuşları kaçırtan
gökdelenin karşısında.

baktım baharla uyanan dallarının ucunda
yeşillenmiş tomurcukları dut ağacının,
bir tek o kaldı avucumuzda.

DÖNGÜ

 


Küçülmüş kazaklarımızdan söktüğü ipleri

Yeniden örerdi annem 

Bizi giydirmek için.


Zaman sökülmüş  ipler miydi

Giyilmiş bir kazaktan 

Örüp duruyorduk yeniden.


16 Kasım 2024

HİROŞİMA KARDEŞİM

 

Görmediniz ki

"Büyümez ölü çocuklar"

Eyy mahalleli


Kapıları kilitli

Çalsanız bile açılmaz

Bağırsanız duyulmaz

Öylece uyur beş kardeş

Yırtık bir gecenin kucağında


Açlıkla dolu gözleri

Analarını beklerler

Baba hapiste



29 Ekim 2024

LEYLEKLİ GECE

havada daireler çizerek

göçen leylekleri gördüm

her dönüşlerinde kirlenmiş ülkelerine

acıyarak mı bakıyorlardı

biraz daha azalarak

biraz daha küserek

AFRİKALI AĞIDI

Silmeyin yüzümdeki  savaş boyalarını. Sakın silmeyin Bırakın kalsın  tamtam sesleri ve tenimde isyan.