26 Haziran 2025

KUŞ SESLERİ VE AĞUSTOS BÖCEĞİ

 

Ses yok mu diye sordu adam

Nasıl olmaz, füzeler var ya!

Bak bir de fısıltı gibi 

Kuş cıvıltıları yanımızda

Ama sığınaklara giremiyorlar bir türlü!

Ve onlara eşlik eden 

Ağustos böceği de katıldı aramıza

Bu yaz bütün canlılar 

Aynı korkuda




18 Haziran 2025

DENİZLERİN DOĞRULUĞU

Yerini dolduramaz, hiç bir aşk

denizler olmadan yaşayamaz

Oysa denizler vuslatı anlatır

Bazen göz yaşlarıyla olsa da mutluluk

doğruluk hep sevdaya ait.


Ama denizin hakkını verelim, aldatmaz 

kimseyi, arkasından bıçaklamaz sevdiğini,

yalan yok bunda

kusursuz bir sevgiyi aşılar insana.


Sonunda dönecektir elinde 

güllerle kavuşmanın coşkusu, 

doyurarak içinde büyüyen açlığı

vazgeçemediğin kadar seveceksin onu.


Denizden yoksun kalmış büyük aşklar

buruk bir aldanmadır oysa

denizler böyle anlatmıştır doğruyu.




 

17 Haziran 2025

VEDA

Peşi sıra geliyor ölümler

teker teker düşüyor

dostların acı haberleri.

Bu kadar çok muyduk 

diye sormak boşuna.

kaybederken birimizi

bir çağ yorgunuyuz çünkü.

Arkadaşların yokluğu 

dolduruyor sokakları.

Eksilmeyen bir tadı var

devrimin içimizde

ne çaresiz ne tam kederli.




15 Haziran 2025

GÜLÜMSEYEN GÜLÜŞ


Neden gülüyoruz 

Düşünüyorum bazen bunu

Zıp zıp yürüyen  kırlangıça da gülüyorum 

Şapkası altından müzip bakışlı ihtiyara da.

Nedensiz gülüşlerimiz de var

Derisini döken bir kertenkele gibi 

Boş vermişliğe de gülüyoruz bazen.

Ama mutluluktan çatlarcasına bir neşeyle

Güldüğümü çoktandır unuttum.



ALINACAK DERSLER


Paslanmış bir kuytuda 

kapısını çalmaya korktuğumuz

bir izbelik midir ruhumuz?


Nereye gizlenirse gizlensin 

varlığımız o geçmişte  saklı

Dürüst olalım kendimize.


Korkutucu gelebilir bu çoğumuza

Ben alıştırdım kendimi  yüzleşmeye

Kaçmak boşuna. 


Bana rengini veren o izbelikte

geçirdiğim zamanı

şimdi yeni giysim için

biçiyorum kendime.


Uymadığını anlarsam bedenime

aynı izbelikte alacak yerini

Kararlıyım  bu konuda.

KAYBEDİLMİŞLER YURDU

Ölmez diye geçer adım

Makbule hanımın kayıp oğluyum

Her gün yeniden doğurur annem beni

Her hafta aynı suyla yıkar yüzünü 

Bir Cumartesi Annesi omzunda taşır kalbini.


Gözaltında kaybedilmişim

Adım öyle yazılmış pankarta

Aldırmaz yağmura, soğuğa

sırtında taşır bebesini.


Son bulmaz bekleyişi 

Oğlum bir gün gelecek der

dilim dilim dizer hasretini

istediği adalettir

Terk etmez köydeki evini

oğlu gelince bulsun diye. 



BİR ÇAĞ YANGINI


Oyun konsolunda dövüşen çocuklar gibi

Yeni efendileri çağın

Halkların üstünde tepişirler 

Ellerinde kılıçları gibi füzeleri  

sofralarda çatal kaşık gibi kullanılır.


Oldum olası böyle yazılmıştır tarih

Doymak bilmeyen iştahla

alınmış ölüm fermanları.

Önce çocuklar ölür.





11 Haziran 2025

YOKLUĞUN SANCISI

 

Şiir yazamıyorsam artık

Bil ki susmuşum kapında 

Göçmen kuşlar terki diyarda 

Susuz kalmışız besbelli

Toprak cılız rengini çalmış bizden 

Yok yüzünde tek gülümseme.


Yapraklarını döker ağaçlar

Yalnızlığın ormanındayız 

Dargın kalmış ayrılıklar 

Söylemeye gücümüz yok

Ölmeyi beklemektir tek suçumuz

Adını koymasak da.

İNSANLIK DERSLERİ


Gökyüzüne bakan bir pencerede yaşadım

Her güzel başlangıç kadar temiz adım!

Sen kötülükler üstüne kazılmış

çıkmaz bir leke gibi kalacaksın.

Adın utançtan sonra gelir.


Boyuna hırpalanmışım. 

Duvarlarda asılmış olsa da öfkem

hücremdeki sayfalarda içilen çayın 

renginde demlenmişim.

Ben A harfiyim her başlangıçta.


Senin karanlık dehlizlere gömülmüş gölgen

silinmiş bir harf kalacak sözlüklerde

bütün dillerde geçerken adım.

Yarına uzanmış ağaçlar

köklerimden bağlanmış toprağa.


Ben A harfiyim her başlangıçta.

Fırtınaya boyun eğilmezlik karakterim.

Sen suları çekilmiş göller gibisin

kuraklığın ayazında gömülmüş adın.

Yoklukla beraber hatırlanacaksın.



ESARETİN DİRENCİ


Osman Kavala'ya 

Kalkıp gidemesen de, hücrendeki ışık
kederli bir gülümsemeyle hatırlatır sana
kitaplarınla dolu bavulunla elinde
hiç bilinmez yerlere yolculuklarını.

Bulutların arasından sıyrılır
saçların daha beyazlasa da
satırlarında acısı mektupların.
Bu esaret sürmeyecek fazla, inanırsın
beklemenin de bir sevinci var sonunda.

Sonra gözlerini kapayıp uçurum kenarlarında
süzülen bir martı beyazlığı kalır aklında.
Boşuna bir çaba değildir yalanlara direnmen
duvarların sessizliğine kazınan
izleri kalmış bir sevinçle.

Bu bir boyun eğme değildir esarete, inanırsın
beklemek bir ateşin harında
bir tutam gökyüzü harmanında.
Ayrılıklar da çoğaltır insanı
Bir de varlığına susadığın canana hasretin olmasa.

AFRİKALI AĞIDI

Silmeyin yüzümdeki  savaş boyalarını. Sakın silmeyin Bırakın kalsın  tamtam sesleri ve tenimde isyan.