Günlerdir dinmedi fırtına
pencerenin önüne gelen iki kumrudan
haber yok hala
rüzgar her defasında uçurdu doğradığım ekmekleri
acaba yuvaları dağıldı mı
nereye sığındılar
benim de içim içime sığmıyor her yer yanınca
benim de dallarım kuruyor ağaçlar gibi
yanık kokuyor ekmek
içime çektiğim hava
fırtına bir kırbaç gibi dövüyor alevleri
kumrular ağlıyordur bu hale
duyamıyorum seslerini çoktandır
nereye göç edeceklerdi yine
hatalar günahlarla için için yanarken
nereye göç gideceğiz
gidecek yerimiz yok ki bu evrende
yok oluyoruz birlikte
dönüp duruyor sefaletin
açlığın gözleri gazzeli bebeğin
kuşatması altındayız başka bir alevin
yanıp yanıp son bulacağız
kaçmak kurtulmak değil
sönmesini beklemek çözüm değil yandıkça
kuşlar kelebekler kavruldukça
çekildikçe suları göllerin
çağlaması durunca ırmakların
bu yağma bu talan sürdükçe
zehir akacak daha içimize
konacak çiçek bulamayınca arılar
can verdikçe hışırtısı ormanın
sönmesini beklemek boşuna bu yangının.