31 Temmuz 2022

UYSAL SEVİNÇ



Bir ada yolculuğunda ışığın peşinde 

denizden kokusunu alan rüzgar 

dağılan parçalarımı birleştiriyor


Uzaklara çekiyor beni sevdalarım

tutunacak yeni dallar buluyorum

arkasına gizlenmiş bir koyda


Sonra  bir kumsalda, yıldızların sularda 

yüzdüğü bir gece, yürüyorum

uysal sevincimi takarak koluma



22 Temmuz 2022

PRES


Ne kadar ezildiysem

o kadar çok 

boşaldı  özüm


Tatlım acıma karıştı

razıyım 

canıma değdi

sonunda

SİS


fırtına  günlerdir kesilmedi

yıllarca sürecek diyor birileri

beklediğimiz kuşlar gelmedi

belli ki yakınımızda   değiller

nasıl anlatmalı onlara başımıza gelenleri


yaprakları erken sarardı bu yaz

nefes alamayacak ağaçlar

toprak çatlamış 

belki yıllarca sürecek  diyor birileri


sular kaçmış derinlere

bütün canlılar gizlenmiş

fırtına sallıyor her yeri

uğultusu bir deprem günlerdir

belki yıllarca sürecek diyor birileri


kapı pencere açılmıyor korkudan 

kimse soramıyor  kuşlar nerede

nereye saklandılar

bildikleri ne

7 Temmuz 2022

ARKAMDAKİ ÇOCUK

 

Beni pek tanımazlar, bilirim

Şehir ezberimdedir oysa

Yollar anımsar beni. 

Dingiloğlu parkında babaannem ve kızanı

Akşam kararmadan daha 

Ağaçlarda uykuya dalmadan kargalar 

Ezan henüz okunmamış

İki kaşık dondurma bolcasından

Artık mutludurlar. 


Parkın ateş çiçekleri geceye hazırlanır

Ve kapı çalınır  yaprak hışırtısında 

Gök kızıllanır, mavileşir ardından 

Bilirim böyle akşamlarda yeşerir yediveren

İçimde muska gibi bir sevinç. Gül kokusundan 

Onunla yaşamak isterim hep. 


Beni tanıyan pek kalmadı buralarda

Gövdesi yarılmış bir çınarım artık

Dallarım gövermiş

Gölgem uzamış arkamda. 

Kalacak yerim yok

Devrilmiş eski Bulgar evi

Dibinden kesili ağaçlar bahçede

Yollar yuttu kapımızı, penceremizi

Önce amcam öldü sonra herkes. 


Beni tanımaz çoğu kimse 

Zaman ak bir bulut gibi çizilmiş göğe

Ben hala çocukluğuma giyinirim

Saklanırım  büyüdüğüm gölgeme.

Hiç unutmadım Sevgi ablanın bakışlarını. 

Böyle desinler arkamdan

Bilinmeyen kokularla okunmuş diye

Ve kavak hışırtılarını duymak isterim.

Söyleyin hatırlayanlara

Elinde tahta kılıcıyla

Kahraman şövalyesiyim  çocukluğumun. 


En çok kara  treni özledim 

Gittiğim yerlere taşıdım sesini. 

Ayrılıklara alışmayı öğretti bana 

Gidip de gelmemeyi 

Ama kaçmayı değil.


Böyle  desinler arkamdan

Hasırlar tutuşsun göğe 

Üstünden atlansın ateşin. 

Niyetler çözülsün boğumundan

Düğün, dernek göğe varalım

Olmasak da

Olsak da buralarda.


Geldim hikayemin başına

Bir çiçek bıraktım

Beni var eden çocukluğa. 

Suyunu doldurdum kuşların

Bizi hatırlasınlar diye. 

Böyle yazılmış muska.

2 Temmuz 2022

BULUTLARA BAKARKEN



Umudun bekçisi  ak bulutlara

Yaslanıp ağladım yine bu sabah

Aynı hüzün serpildi  içime

Neden böyle geçer günler

Aynı haberler akıyor alt yazıda

Yüzler asık, gözler yerde

Neden bu acımasızlık

Yükü ağır nefesin

Uzar gider, ezer geçer hayatı yokuşlar

Dayanacak takatı yok 

Beklemeye sabrı yok

Aşınmış kayaların


Umudun bekçisi ak bulutlara seslendim

Al rüzgarını kurtar bizi dağılmışlıktan 

Kendimizi çaresiz sanmaktan, 

Kandırmaktan  kurtar bizi

Can suyu ol yorgunluğa, usanmışlığa

Neşemizi, şarkıları al da gel

Deniz ışısın cesaretimizle

Güven versin kumrunun sesi 

Yoksa susmayacak bu çığlık

Yaramız kapanmayacak.


AFRİKALI AĞIDI

Silmeyin yüzümdeki  savaş boyalarını. Sakın silmeyin Bırakın kalsın  tamtam sesleri ve tenimde isyan.