8 Haziran 2026

AFRİKALI AĞIDI

Silmeyin yüzümdeki 
savaş boyalarını.
Sakın silmeyin
Bırakın kalsın 
tamtam sesleri ve
tenimde isyan.

AYVALIK

Haydi gidelim buralardan
gölgesi  uzamadan ömrümüzün
Güneşin ocağında pişirelim aşımızı
masmavi bir deniz ve
körfezin rüzgarı doldursun içimizi.

Mor bulutlara bakarak
başımı dinlendireyim yorgun dizlerinde.
Gözlerinde dalıp geçmişe
sadece yıldızların uzaklığı
hatırlatsın bize ayrılığı.

RÜZGARIN DÖNÜŞ YOLCULUĞU

Ağaç yapraklarını döktü
Havalandı kuşlar kuru dallarından
İmler kayboldu
Issız çöle döndü ufuk. 

Rüzgâr şimdi dönüş yolunda
Beklenen son fırtınaydı  bu
Ağlarını umutsuzca topladı balıkçılar
Karanlık denize doğru bağırdılar. 

Gece dalgalara karıştı sesleri
“Gelin alın beni”
Rüzgâr karşıladı onu dönüş yolunda. 

YORGUN GEMİCİ

Yorgun bir gemiciydim artık
ambarlarım boşalmış, 
beni sürükleyen rüzgarlar dinmişti.
Fırtınalardan kurtarmıştım kaç kere sizi.

Ama bilmiyordunuz, 
yelkenlerim delik deşikti,
İplerim kopuk,  tahtalarım eskimişti
Yorgun bir gemiciydim artık
Hatırlayın gençliğimi.


Güveninizi kazanmıştım bir kere, 
son bir sefer daha derdiniz, gemici.
Bana kalsa sizin kadar isterdim dönmeyi 
ama yelkenlerim delik deşikti, 
iplerim kopuk, tahtalarım eskimişti.

KELEBEK



Bir kelebek 
kurtuldu avuçlarımdan
havalanıp gitti
elimde sıcaklığı

Bir kelebek 
kurtuldu avuçlarımdan
kısacık bir ömre 
sığdırdı bu kaçışı.

MASAL

Size melekleri anlatırdım
Hiç yalan bilmezlerdi 
Nehirlerin öykülerini dinlediniz 
Geceleri korkmazdınız perilerden
Düşler kurmayı öğrettim size
Beyaz bir yelken açmayı denizlere
Dağ çiçeklerinin adlarını
Kıyılardan uzaklara bakmayı öğrettim
Yalnızlığı ve
Yok etmeyi değil
Sadece melekleri anlattım size

ÖLÜMSÜZ KELEBEK

Nerededir bilmiyorum,
Bir kuş konuyorsa
Bir gölün üstüne,
Nazlı bir çiçek açıyordur belki
Bir dağın eteğinde.

Nerededir bilmiyorum,
Bir nehir akıyorsa
Ömrünce aradığı denize,
Bir kelebek değiyordur belki
Batan güneşin rengine.

DELİKLİ ÇINAR

Bıraktığım gibi  kalmış meydan
Cami avlusunda delikli çınar
Sessiz kumrular
Namaz vaktini bekleyen yaşlılar
Durgun palmiye ağaçları
Aynı rüzgârda sallanıyorlar. 

5 Haziran 2026

ÖZGÜRLÜK ALEVİ

Bilmez miyim hiç 

Böyle akmış suları yurdumun

gökyüzünden indiğinden beri

Düş yıldızları süslemiş gençliğini


Ağlamak yakışmazdı onlara

Bilmezlerdi yenildik demeyi 

Gözlerinde solmayan güller karşılardı sizi

Bakmayın siz çatlamış ellerine

Sabırla yontulmuş bir onurdu kalan izleri


Bilmez miyim hiç

bir ömür sığdı onların gençliğine 

Son nefeslerinde bağırdılar 

Alabildiğine bağımsızlık

Alabildiğine özgürlük  diye

SON GÜLÜMSEME

Saçlarımda çoğalan beyazlarım

tek başına yürümenin esintisinde

Rengi soluk bir sabaha uyandım

sevecen yalnızlığım evde.


Soluksuz güller mezarlığında

son bakışları gidenlerin.

Yaşlandık hep beraber sonunda

Şikayet etmiyorum halimden.


Kuytu bir kahvede 

seyre dalıyorum batan güneşi

Kızıla boyanmış denizde

Son bir gülümsemeyle arkasından.


AFRİKALI AĞIDI

Silmeyin yüzümdeki  savaş boyalarını. Sakın silmeyin Bırakın kalsın  tamtam sesleri ve tenimde isyan.