30 Eylül 2018

Ateşten Sabah

zaman ateşten bir sabah olsun
çocuklar yeniden doğsunlar
yüzündeki dokunuşum
el değmemiş bir ufuk gibi okşasın tenini. 

sonsuzluğu yaşatsın 
göçmen kuşların  dönüşü 
ve kavuşmanın sıcaklığı
sımsıkı sarsın bedenimdeki yarayı. 

zaman bir sarkaç gibi salınsın
alsın yorgunluğumuzu
gizlen seçtiğin ağacın arkasına
dinle sessiz yüryüşünü korkusuzluğun. 


Yorgun Nehir

Rüzgar tersine döner mi bir gün
fırtına diner mi ?
Yıkıntılar geçmiş üstümüzden
basılmadık yerimiz yok.
Yollar hep  taşlık, çamur, köprüler yıkık.

Ellerimiz hapsolmuş,
bir boşlukta çocuklar asılmış,
gülleri dökülmüş bahçelerin
erkenden eğilmiş fidanlar.

Sabahlar yokluğun uykusunda
nehirler hep yorgun
taşar taşar da ağlar
yıkar yıkar da ağlar.

Kimse bilmez
kavuşmazsa toprak  suya
nasıl durulur bu karanlık?
Kim der yola çıkma vaktidir
Kim çağırır seni
davullar çalsın, ateşler atlansın diye.


Bana Yeten




Kimse bilmedi
Bir ben bildim gecenin
nasıl birleştiğini.

Kimse bilmedi 
Bir ben bildim ayrılırken
nasıl düğümlendiğimizi.

Kimse bilmedi 
Bir ben bildim sıcaklığını
elimden kayarken elin.

Kimse bilmedi
Bir ben bildim uzaklaştıkça
devleşen hasreti.

Kimse bilmedi 
Bir ben bildim yok olurken
ellerinde nasıl yeşerdiğimi.

Kimse bilmedi 
Bir ben bildim bende
gizli kalan bedenini.


AFRİKALI AĞIDI

Silmeyin yüzümdeki  savaş boyalarını. Sakın silmeyin Bırakın kalsın  tamtam sesleri ve tenimde isyan.