Hepimiz daha çocuktuk oysa
her şey bilinmezliğin buyruğundaydı
o dev saatin altında.
Bize uzatılan davet ateşten bir gömlekti
onlar ki o kadar büyüktü ve değerliydi gözümüzde
bize yalnızca söz dinlemek kalmıştı.
Çocukluk sayılırdı masumluğumuz
beyaz örtüleri seren önümüze
dışarda hava soğuktu oysa.
Hırçınca zorladı fırtına açmak için
yıkılmaz sandığımız kapıları
geçtik içinden marşlar söyleyerek
düzgün adımlarlarla büyüdü savaşlar.
Uzayan bıyıklarımızdı zaman
yetişkinlik bir kışlaydı
askerlerin toprağı ezen çizmeleri
trenler top tüfek taşırdı, sessizdi bulutlar
henüz ölmeden tan vaktinde yığınlar
vadedilen cennet saklandığı yerden çıkmıştı
doluştuk savaş vagonlarına
büyümüştük artık.
Sağ kalabilmek için öldürmeliydik yaşayanları
günahlarla kapattık yaralarımızı
siyahi bir ölümdü resimlerimiz sonra.
Bayrak törenleri sarılıydı soğuk bedenlerimiz
kimse temizlemeye gelmedi kirlenmiş ellerimizi
kimse acımadı bize, küçüktük oysa
uyumsuzluk böyle başladı edilen yeminlere.
Boş vagonlar kaldı sonra siyahi günlerden
saplanmış karlar içinde her şey bilinmez değildi meğer
anladık ölünce.
Büyük dönüş yolunda açlıktı sefaletin tarihi
yok oluş mesafesinde önümüzde.
Yenilince anladık arkalarından
cesur ilahların ölüydü gözleri
bağlanmıştı yeminler esarete
hepsini gördük hepsini.
Yalandı ve kirlenmişti uzaklar
birer gömüydü hikayemiz
tarihimiz böyle yazıldı çocuklar.