13 Ekim 2020

Önce Ağaçlar Öldü

Önce ağaçlar öldü
Sonra dereler arkalarından
Ağaç yarasından.

Çünkü çok hoyrat ellerimiz var
Çok keskin nişancılar
Ağaçları vurdular.

Kuşlar göçtü  yangından
Bir  çöl susuzluğu savurdu
Neden niçin diye sormadan.

Ne oyun bahçeleri
Ne kuşlara yuva kaldı
Her yer sel yangını, batak.

Önce ağaçlar öldü
Sonra biz arkalarından.

15 Ağustos 2020

Çocuktular, ama


Birçok isimleri vardı onların

Bazıları çocuk denecek yaştaydı

Bazıları delikanlı

Uçsuz bucaksız bir derya

Sönmemiş bir kor

Susuz bir toprak gibiydiler. 


Uzun bir yoldan gelip

Uzun bir yola koyulmuşlardı

Pençe pençe izleri yaralarından

Hiç silinmedi. 



31 Temmuz 2020

Türkü

Bahar da geçer sevdam
Özlem de biter
Dert de
Sarılınca sana.

Ama ne zaman
Bir türkü duysam
İçim yeşerir yeniden
Tutulurum sana.


Aynı yerdeyim

Kaldığı yerden devam etmeli her şey
yalnızlıklar insanın yorgunluğu
Yeniden buluşalım iyisi
Yüzümüze vuran serinlik gibi karşıla beni

Bak çayını içebelirim  yanında
Bu temiz örtülerle oturduğumuz masa

Anlat  nasıl başladığını ve hiç bitmediğini

Bak bu ilmikten geçirdim her şeyi
Diz yan yana geçmişi
Bağla sımsıkı geleceği
Her şey durduğu yerde ve kaldığı kadar iyi
Gelirken anlattığım gibi.


Tarihin doğruları

Kaçınılmaz bir  yalnızlık var - 
anlaşılmaz ayırır sizi 

bile bile göze almak  suçlanmayı
doğrucu olmak uğruna

tek başına

sorular  güven verir bana
Bilirim ki azlıktan doğar çokluğun kazandıkları

Ve
böyle  yazılır tarihin doğruları


Anın güzelliği

Akıyordu su
Göğün kaynağından
Emek yeşerdi
Çoğaldıkça birikti
Biriktikçe güçlendi
Ufkun güzelliği. 

Kucağımızda çocuk

Hayallerimizi besleyen

akan su

sesini verdi ışıyan geceye.


Böyle yazılmalı bir şiir


Nerde kayıp oğlunun arkasından
ağlayan bir ana kalbi varsa
ben o kalbin şiirini yazmalıyım.

Nerde haksızlığa dayanamayıp canına kıyan bir gencin yılgınlığı varsa
ben o yılgınlığın şiirini yazmalıyım.

Nerde üç günlük yavrusu kucağında
gözaltına alınan bir kadının acısı varsa
ben o acının şiirini yazmalıyım.

Nerde terkedilmiş şehirler varsa  
hüzne gömülen 
ben o hüznün şiirini yazmalıyım. 

Nerde babasının arkasından ağlayan bir 
çocuk varsa boşluğa yuvarlanan
ben o boşluğun şiirini yazmalıyım.


3 Temmuz 2020

Kaktüs Çiçeği

  
Gösterdi  yüzünü
Gecenin ağzına dokunup
Açtı bağrından kopup
Kondu yarının kanadına
Saygıdan öte bir içim su 
Ve gök yüzü şimdi aydınlık
Ömrü kısacık ama sözü büyük
Ağır aksak ama kararlı
Açtı sonsuza değin kalacakmış gibi
Olacakları müjdeler gibi
Sessiz  nazlı 
Eğleşir gibi alaycı
Ama iyimser ve  çocuksu
İşte öyle bir gülümseme 
Bir günlük sevinç gibi
Gövdesinden yırtılıp uzanan 
Beklediğini alır gibi 
Vardı yarının uzak yıldızına
Sıcacık, dokunulmamış 
Ömrü kısacık ama sözü büyük 
Bir Kaktüs Çiçeği. 


29 Haziran 2020

Saklandığım Yer

Bak bu çiçeğin kalbi
Tam ortasındadır hayatın
Açar çığlığını 
Güneşin  turuncu  uzaklığında
Yaprakları yalınayaktır
Yaşını sır gibi saklar
Ağaçların arasındaki
Suyun durmayan akışında.

20 Haziran 2020

Aynı yer ve gökte

Hayat güzeldir
Yirmisinde neysen
Yetmişinde bile değişmez,

Öylesine bir sihir
     kaynağı bilinmez
Bir ırmak akar durur 
      
hayallerin kuşatır acunu
Doğum ve ölüm aynı göldür
Aynı gece yanar söner

Ve sen
Hep peşinden koşarsın
İçine sığamadığın
       uçsuz bir denize

Ne yaş dinler 
       ne baş
Aynı nefes
      gök ve yer.

17 Haziran 2020

BİR VEDA


Bir örümcek götürür Hakka beni!..
Tevfik Fikret 

Bir arıyla göz göze 
Aynı evrende bir ışık zamanıydı
Sonsuzluk kadar uzun
Parmağım kadar yakın 
Bir yıldıza dokunduğumda

Biliyorum ikimiz de 
Rüzgarın savurduğu aynı yerdeydik arıyla
Yağmurun doldurduğu bir boşlukta
Zarar vermeden birbirimize

Toprağın sıcak bağrına
Özenle bıraktım onu 
Bir  vedaydı aynı ışığıkta yolculuk
Bir gül gibi açtı 
Kayıp giderken başka bir zamana

2020, Ayvalık

Dostun bıraktığı yerden


Kaldığı yerden devam etsin her şey
Bitmeyen sevdalar gibi yalnızlıklar da bitmez
ki yalnızlıklar insanın alın teridir.
Yeniden buluşalım iyisi
eski günlerdeki gibi.

Yüzümüzdeki serinlik gibi karşıla beni
Bak çayını içebilirim  yine
Bu temiz örtüler,
şu karşılıklı oturduğumuz masa
yeniden dolsun aramızda.

Anlat  nasıl başladığını ve
hiç bitmediğini zamanın
Bak bu ilikten geçirdim düğmeleri
buraya gelene kadar sensiz  her şeyi.

Diz yana yana geçmişimizi
bağla sımsıkı geleceği
Her şey durduğu yerde
kaldığı kadar iyi
Gelirken anlattığım gibi.

Ayvalık, 2020

22 Aralık 2019

Sığırcıklara bakarken


Bir sığırcık sürüsü aralarında uyandım konmuşlardı ağaca. 
Bir ağaçtan ötekine, derken 
dolandık gökyüzü birlikte uçtuk 
Kah sevildim kanatlandım
kah düştüm yaralandım
aralarında . 

17 Aralık 2019

Şarkılar yalan söylemez

Şarkılar yalan söylemez 
Nereye gidersen 
Şarkıları da götür yanında
Başındaki  şapkan gibi
Boşlukları doldursun

Peşinden git bulutun
En görünmez yerlerde 
Karşına çıkar en uzun aşklar 
ve her şey 
mutlu olabilmen içindir
Bil ki yalan söylemez şarkılar. 

7 Eylül 2019

Yiğitlerin Ardından

Onlar hep vardılar
gitmeden önce de
gittikten sonra  da aramızdan. 

Onlar batan güneş  ve
toprağa düşen tohumlar gibi 
gömüldüler
kimse ağlamadı arkalarından.

Çünkü her ölümlü kadar  hayatımızdaydılar
yüzbin çiçek kadar açtılar
yalnız kalmayalım diye.

29 Temmuz 2019

Böyle yazılmalı bir şiir

Nerde kayıp oğlunun arkasından
ağlayan bir ana kalbi varsa
ben o kalbin şiirini yazmalıyım.

Nerde haksızlığa dayanamayıp canına kıyan bir gencin yılgınlığı varsa
ben o yılgınlığın şiirini yazmalıyım.

Nerde üç günlük yavrusu kucağında
gözaltına alınan bir  kadının acısı varsa
ben o acının şiirini yazmalıyım.

Nerde terkedilmiş şehirler varsa  
hüzne gömülen 
ben o hüznün şiirini yazmalıyım. 

Nerde babasının arkasından ağlayan bir 
çocuk varsa boşluğa yuvarlanan
ben o boşluğun şiirini yazmalıyım.

11 Mayıs 2019

Gece dinletisi

Gözlerimi açtım - 
ay doğmuş
İçime çekdim
üşümemek için.

HAYAT DERSİ

Bir yanım ayazda
Donuk ve terk etmiş beni
Üşüyen elim.

Sıcak elimi uzattım 
Üşüyen elime
Susma diren! 

Mavi türkü


Böyle kuşandı
Suyun rengi
Böyle kanatlandı kuşlar
Böyle dağıldı içimdeki sis.

4 Şubat 2019

Aydınlığın Tek Değil

ölmeyi de öğrenmeli insan
sonsuza değin susmayı dünyada

yaşam tek senin aydınlığın değil ki
senin için indirilmedi okyanuslar

yaşamayı ciddiye alıyorsan
vazgeçmek  de onurlu bir ayrılış sayılmalı


ve senden kalan tek armağan
önde yürüyen aydınlığın olmalı.

28 Ocak 2019

Kar Yağar Toprağıma


Hiçbir şeyden  korkmadan
Eyvallah  diyebilir mi insan? 

Önüne yığarak geçmişini
Uzun bir geceye yumar mı kendini

Hani her neyse bu korkusuzluk
Son defa açar mı o buzda.


BAHAR İÇİN İLK SONE

  

Kır çiçekleri şimdi yolda
yağmur damlalarında kuşlar
otların arasında bir fısıltı 
ve ilk tomurcukları ağaçların.

Aydınlığı uzuyor günlerin
ılık bir nefes dolaşıyor sokakta
baharı yetiştirmek için
hayata dokunan bir rüzgar.


Bıraktığımız yerden
başlıyor yeniden her şey
hiç değişmeden.

Yaşanan bir zambak kokusu
ve beklenen bir gül
hepsi bu, evet bu kadar.


21 Aralık 2018

Neredeyim, nereye?


Neredesin diye sorma
Kaybolmuş göllerin mavisiyim
Gidecek yerim yok, kalacak yerim de

Neredesin diye sorma
Aradığım şey belki hiç yaşanmadı
Bundan sonra da  yaşanmayacak belki de


30 Eylül 2018

Ateşten Sabah

zaman ateşten bir sabah olsun
çocuklar yeniden doğsunlar
yüzündeki dokunuşum
el değmemiş bir ufuk gibi okşasın tenini. 

sonsuzluğu yaşatsın 
göçmen kuşların  dönüşü 
ve kavuşmanın sıcaklığı
sımsıkı sarsın bedenimdeki yarayı. 

zaman bir sarkaç gibi salınsın
alsın yorgunluğumuzu
gizlen seçtiğin ağacın arkasına
dinle sessiz yüryüşünü korkusuzluğun. 


Yorgun Nehir

Rüzgar tersine döner mi bir gün
fırtına diner mi ?
Yıkıntılar geçmiş üstümüzden
basılmadık yerimiz yok.
Yollar hep  taşlık, çamur, köprüler yıkık.

Ellerimiz hapsolmuş,
bir boşlukta çocuklar asılmış,
gülleri dökülmüş bahçelerin
erkenden eğilmiş fidanlar.

Sabahlar yokluğun uykusunda
nehirler hep yorgun
taşar taşar da ağlar
yıkar yıkar da ağlar.

Kimse bilmez
kavuşmazsa toprak  suya
nasıl durulur bu karanlık?
Kim der yola çıkma vaktidir
Kim çağırır seni
davullar çalsın, ateşler atlansın diye.


Bana Yeten




Kimse bilmedi
Bir ben bildim gecenin
nasıl birleştiğini.

Kimse bilmedi 
Bir ben bildim ayrılırken
nasıl düğümlendiğimizi.

Kimse bilmedi 
Bir ben bildim sıcaklığını
elimden kayarken elin.

Kimse bilmedi
Bir ben bildim uzaklaştıkça
devleşen hasreti.

Kimse bilmedi 
Bir ben bildim yok olurken
ellerinde nasıl yeşerdiğimi.

Kimse bilmedi 
Bir ben bildim bende
gizli kalan bedenini.


15 Ağustos 2017

Toprağın Dili


-Adalet için yürüyenlere

çatlayan toprağın  dili
varmış meğer yağan yağmurda
yükünü taşıyan   rüzgarı varmış
yatağından taşan derelerin
varmış meğer.

 kurtulup yalnızlığından
bulut olmuş özlemlere
akıp durmuş mavi göğe
demek  bildiği varmış 
çatlayan toprağın.

13 Haziran 2017

Dokunduğum Ateş

Hayatın başladığı yerde 
Bir kum tanesinden küçük
Kendi içinde kaybolan büyük bir ateş
dokunduğum
yaşadığım gibi.

4 Haziran 2017

Tutunacak yer

Tutunacak yer  arayan kumru
yuvalandığı kuytuda 
endişeli ve ürkek

Doğurgan kasırga
uç diyor boyuna
enginliği göstererek

Sakladığı esinti
kulağımıza fıslıdıyor
böyle büyümedi mi çocuklar?

Temiz bir havayı içime çeker gibi 
geçmişi önüme koyuyorum
beklenen gürültüsü toprağın


29 Nisan 2017

Biz bize

Daha az yaşamak
Yer çekimsiz bir dünyada
Uzaklara tutunan bir göçmen kuş gibi
Daha azla yetinmek her şeyde
Sevgi gibi azalmışsa dostlar
Bu yeter demeli
Yarının üstünü örten bugünse
Bugüne bakalım yine
Ne kalmışsak getirin
Bir ateş yakalım
Biz bize.

Yaralı albatros

Düşlerinden yaralanmış albatrosum
Hayalimde okyanusu geçerken kokladığım
Son çiçekte aklım.

Sahile varamadan yakalandım pençesine
Yokluğun
Bir pencere kenarı olsun isterdim

Yeterdi 
Son arzum.

28 Nisan 2017

Yine doğur beni anne

Yarın sabah bir kız çocuğu olacağım anne
Saçları lüle lüle 
      bol
           mor entarisiyle
ve gözleri çakmak çakmak mavi.
Yarın beni böyle doğur anne
Bilirim çok istemişsin  kız olmamı
    saçları saman sarısı
      alnında sarkan tokası. 
Gençliğini verir miydin bana
    yine anne?

15 Haziran 2016

Bir Volkanın Ağzında

Bir volkanın ağzında bekliyoruz 
yoksa vahası olmayan bir çölde miyiz
bulutların  değdiği orman
başka yerlerde mi

çocukların alınlarında geleceğe gülümseyen
gün kızıllığında şerbetleri içilen.

Bir volkanın ağzında mıyız
yoksa bir çölde mi vahası olmayan
elimizden kaçan yaban hayat gibi
bizden kaçırılmış olan 

Bir volkanın ağzında mıyız
yoksa bizi gömecek çölde mi
bu suyun bir çatlağı olmalı
taşıp yeryüzüne konmalı
sonsuzluğun adıyla başlamalı.



30 Nisan 2016

1 Mayıs'a Selam


Yine bariyerler
Binlerce polis ve yasaklar
Yollar kapanacakmış
Yürümesin emeğin sesi
1 mayıs sabahında özgürce
Adımlamasınlar hayatı diye. 

İçine çekmeden korkuyu
Göğün örtüsü çiçeklerden
Su gibi aksın yollara. 
Avucundaki sıcaklık
Değmeli kolundaki  arkadaşının tenine
Ve bütün dünyaya.

Bu kokuşmuş çelikten karartı
Bu tutuşan kötülük
Bekleyen fişekler
Polis arabaları
Niye?

Gör bak
Bırakılan karanfillerden
Uçan güvercinler olacak yine
Buradayız hâlâ
Dönüş yok geriye.

14 Mart 2016

Distopya


Acıların seslerini duyuyorum, 
karanlık denizlerde boğulmuş
fırtınaların soluk kesen hırçınlığı
esir  alınan çığlıklar
son bir nefes gibi.

Acılar duyuyorum,  
zamanın derinliğinde
tutsak edilmiş hayatların 
küllerinde saklanan.
Korkuyorum, 
yokluğu  andıran yarından.

Acılar duyuyorum, 
beni soluksuz bırakan
fırtına ezgileri, kimsesizlik
uzun bekleyişlerin yorgunluğu
sinmiş omuzlarıma.
Yok olan bir ufuk var
bir daha gelmeyecek sanki. 

29 Ocak 2016

Yüzümdeki Ayna


Gri bir  gökyüzü iniyor toprağa
gecenin parıldayan  yıldızı bekliyor sabahın tazeliğini
soluyorum yavaşça biraz ürkek
ve sabırla.

dikenlerle  savaştım ektiğim ağaçlarda
ısrarla yürümekten yoruldum
önümdeki engeller   nefesime meydan okuyor
yalnızlık eriyor sabrımın ateşinde. 

ama hala yüzümde eski bir  fırtına
duru atlar gibi koşan önümde
kabaran toprakta ayak sesleri 
beklenen gün ağarsın diye. 

kimse düşmesin vurulup  yere
ekilen düşler acıtmasın içimizi
bir yedi veren gülü gibi
aydınlatsın bahçeyi.



9 Ocak 2016

ARİF BUZA SELAMIMDIR

 (Bana karşılıksız dostluğu yaşatan, resim yapmayı sevdiren, aziz dostuma) 


İki kesim arası hızlanır hayat

suyun akışı

tembel bir ışık gibi koyulur yola.

Atları bağlamışlar meydana

zaman salınmıştır  kuyuya.


Aslında her şey bir anda başlar

ve biter kararınca

        çaylar gelir

        şeker erir

        bir çırpıda. 


Her şey  yeniden yaşanır

çizdiğin kağıtlarda

        iki kesim arasında. 

Yakanda bir asma şenliği 

 sıkışmış zamana.


Hele bir tanıdık gelmişse yanına

        orada kal.

Yetindiğin kadar güzeldir hayat

bitiremediğin kadar başında.

Sonu gelmeyecektir

sen kaçtıkça

iki kesim arasında.



7 Ocak 2015

Yorgun Nehir

1
Rüzgar tersine döner bir gün
Yağmur diner
Umutsuzluk dağıtmayın
Ey kaçacak delik arayan beyler
Rüzgar tersine döner birgün.

2
Tanklar geçmiş üstümüzden, neden
basılmadık yerimiz kalmamış?
Yollar hep  taşlık, çamurdur
ve köprüler yıkık.

3
Çocuklar asılmış, tek damla kan yokken.
Sabaha eğilmiş bir fidan
yüreğe saplanır.
Vurulduk ey halkım bizi unutma.

4
Nehirler hep yorgun mu akar.
Taşar taşar da ağlar insan
Sen  yoksun diye dolar  sokaklar.

5
Kavuşmazsa toprak nasıl kabarır, yürek zıplar?
Söyle davullar çalsın, ateş atlansın.
Yoksa dinmeyecek bu yağmur.






20 Ekim 2014

Insan iki kere yaşarmış babasıyla

 

Yaşlanınca ne çok arıyorum babamı -
          keşke yaşasaydı daha keşke
kavgalar kırgınlıklar
         hiç birinin değeri yokmuş
         hiç bir şey babamdan  önemli değilmiş
Keşke olsaydı yanımda
Bak bunlar torunların -
         diyebilseydim bağıra bağıra
Bakın o sizin büyük dedeniz -
         gösterebilseydim onlara

Bu uçsuz denizde yaşamak
            ne  eğlenceli
            ve macera dolu
            bilseniz -
            anlatabilseydim onlara.

İnsan iki kere yaşarmış babasıyla -
            öldüğünde
Yaşlı bir çocuk gibi kalırsınız
            arkasında.


Ayvalık, 9 Temmuz -20 Ekim 2014.




19 Eylül 2014

Özlenen Sabah



Kapında bekleyen yoldaş
sana seslenir - 
kuşan yetiştirdiğin çiçekleri 
özlenen sabah geldi

Masum gençliği
allı morlu sevdanın
boşalan yağmur gibi ansızın
filizlenir 

23 Ağustos 2014

BEKLENEN ŞİİR

Tek yapraklı  kitap gibi
sade ve kısa
okunması uzun
bir şiir yazabilsem
keşke.

Savaşın Çocukları

Yıllar var ki
Çocuklar hala 
sallanıyor aynı salıncakta
altlarında bir dünya
patlamamış bir mermi kovanı ağızlarinda

DENİZE İNEN YOL

Asma çardağın altında
bir masa yazdan kalma,
akşama daha var. 
Bu yol denize iner, elini ver.

Bir kelebek konar masama
hayata dokunur
Yıldızlar aralanır,
ölüm denizin arkasında.

5 Temmuz 2014

YILLARI YOK TEMMUZLARIN



Bugün yılları olmasın Temmuzların
Geriye dönüp bakmadan
Bugün denizin en güzel günü
Dün güneşin en güzel battığı akşam olsun

Bana hala sevgilim demelisin
Ben de sana sevgilim diye seslenmeliyim
Yılları silinmiş  Temmuz gecesi  böyle yaşansın
Yılları olmasın hayatımızın bütün Temmuzlar gibi

Gelip geçici şeyleri kaldır ortalıktan
Kullanılmaz eşyaları zamanı hatırlatan
Bugün sabahların en güzel günü olsun
Sonsuzluğu öper gibi dudaklarından


6 Mayıs 2014

BAHARLA GELEN


Döndüm yine
baharın yuvalandığı topraklara
çiçeklerini okşayan ılık rüzgar
taşıdı beni kıyılara.

Yabansı otlar, böcekler, solucanlar
kardeşçe köklerine dolanıyor ağacın
hepimizi sarmalayan ışığın unutulmaz hazzı 
eriyip gidiyoruz bahçede.

Her ilk baharda yaptığım gibi
toprağın derinlerine vuruyorum kazmayı
gökyüzüyle buluşmasını istiyorum
ektiğim tohumların.

İşte bu beni  iyileştiren
sonsuzluğa gizleyen cesaret
hayallerimde yaşattığım korkusuzluk
saklandığım  hayat.

7 Şubat 2014

YOL UZADIKÇA BÜYÜYORUZ



Kederli bir gülümseme ile yürüyorum soğukta
buluştuğum kalabalığın arasında
elimde pankartım
yaşlı bedenimi hırpalayan rüzgarla.

Yol uzadıkça büyüyor
arkamızda insan seli
şehrin bütün sokaklarında
umutların taşan alevi.

Şehir cevap veriyor balkonlardan
el sallayanlar dalgalandırıyor caddeyi
coşkumuz, hüzünlü ve yorgun bir ışık gibi.

Elinde bir gülle bekliyor bizi Hrant
kahırlı ve tedirgin bir sabırla
vurulduğu yerde
ölümsüz bir sabahın kıyısında. 

Bir duduk nağmesi uzaktan
çatlağını bulan su gibi
akıyor içimize
kederli bir gülümseme ile
yürüyorum soğukta.

28 Ocak 2014

Boş Midye Kabukları

boş midye kabukları ile
dolu bir sahilde
rüzgar ve denizle konuştuk.

29 Kasım 2013

Olasılık


Biyopsi sonuçlarını beklerken
saçma bir tezatlık
tokat gibi çarpar suratına
Alınan parça sayısı arttıkça
Azalır umutların. 

En iyisi,
sayısal loto oynamaktır böyle zamanlarda
kanyak gibi içini ısıtır
yürürken  buzun üstünde. 

26 Kasım 2013

Boşluk

Hayatımda bazı boşlukları
Kendim yarattım
Başkaları doldursun diye.

Pişmanlık

elimde değil
öyle saklamışım ki kendimi kendimden
bir gün aradığımda bulamadım.

AFRİKALI AĞIDI

Silmeyin yüzümdeki  savaş boyalarını. Sakın silmeyin Bırakın kalsın  tamtam sesleri ve tenimde isyan.