fırtına diner mi ?
Yıkıntılar geçmiş üstümüzden
basılmadık yerimiz yok.
Yollar hep taşlık, çamur, köprüler yıkık.
Ellerimiz hapsolmuş,
bir boşlukta çocuklar asılmış,
gülleri dökülmüş bahçelerin
erkenden eğilmiş fidanlar.
Sabahlar yokluğun uykusunda
nehirler hep yorgun
taşar taşar da ağlar
yıkar yıkar da ağlar.
Kimse bilmez
kavuşmazsa toprak suya
nasıl durulur bu karanlık?
Kim der yola çıkma vaktidir
Kim çağırır seni
davullar çalsın, ateşler atlansın diye.