18 Eylül 2025

GÖKTEN DÜŞEN DAMLA

 

Evet yaşlandım sonunda

Kaldırdığım taşın altında yatıyor gövdem

kaybolmuş bir yalnızlıktayım

Uzanmaya yetmiyor kollarım

ağacın dolgun meyvesini koparmaya 


Uzadığım son yere varıyor dallarım

Kuru diplerinde canlanıyor otlar

Gizli bir dönüşümle buluşuyor yalnızlığım

doymak ister gibi varlığıma 


Bu duygu bitmeyen bir susuzluk

gökten düşen bir damla 

Beni de içine çekiyor, aynı akış

doluyor boşluğa kıvrıla kıvrıla

Gömülsem de atıyor kalbim hala.


 

12 Eylül 2025

ÖZGÜRLÜK PARKI

Biri sensin bir de özgürlük parkı var hayatımda
Avuçlarımda yüreğimden kayan sıcaklık gibi
Bahar dallarında çocuk sesleri,
Biri sensin bir de özgürlük parkı dişi ve çekici
Senin adını koymuşlar oradaki heykellerden birine
Derler ki hırçın dalgalarla bezenmişti hayatı
Şimdi bir ağacın gölgesindeki huzurdur
Ve öylesine saftı senin gibi

Biri sensin bir de özgürlük parkı var hayatımda
Sizinle yürüyorum
Ve yürümem güçlü bir alev gibi sürecek biliyorum
Yelkenim kabarmış rüzgarınla
İçmişim rengini kanıma
Sevmişim tutulmuşum sana, kolay değil
Özgürlük parkında yürümek böylesine aşkla
Senin adını koymuşlar oradaki heykellerden birine
Derler ki ateşten bir gömlekti hayatı
Şimdi ağacın gölgesindeki ak güvercindir
Öylesine dokunulmazdı beyazlığı

Bir sen varsın bir de üç heykeli özgürlük parkının
Sizlerle buluşuyorum gökyüzüne uzandıkça ellerim
Hırçın ve mağrur yalnızlığımın güllerini savuruyorum yüzüne
Birlikteyiz, biz ve üç heykelin serin gölgesi
Ve dışımızda alabildiğine uzanan güneş
Her şeye yeniden başlamak mümkün diyebilmek
Seni ve özgürlük parkını sevmek

13 Ağustos 2025

YANA YANA

 Günlerdir dinmedi fırtına

pencerenin önüne gelen iki kumrudan 

haber yok hala

rüzgar her defasında uçurdu doğradığım ekmekleri

acaba yuvaları dağıldı mı

nereye sığındılar 

benim de içim içime sığmıyor her yer yanınca 

benim de dallarım kuruyor ağaçlar gibi

yanık kokuyor ekmek

içime çektiğim hava 

fırtına bir kırbaç gibi dövüyor alevleri

kumrular ağlıyordur bu hale 

duyamıyorum seslerini çoktandır

nereye göç edeceklerdi yine

hatalar günahlarla için için yanarken 

nereye göç gideceğiz 

gidecek yerimiz yok ki bu evrende

yok oluyoruz birlikte 

dönüp duruyor sefaletin 

açlığın gözleri gazzeli bebeğin 

kuşatması altındayız başka bir alevin

yanıp yanıp son bulacağız

kaçmak kurtulmak değil 

sönmesini beklemek çözüm değil yandıkça 

kuşlar kelebekler kavruldukça 

çekildikçe suları göllerin 

çağlaması durunca ırmakların

bu yağma bu talan sürdükçe

zehir akacak daha içimize 

konacak çiçek bulamayınca arılar 

can verdikçe hışırtısı ormanın 

sönmesini beklemek boşuna bu yangının.


21 Temmuz 2025

ÖPÜLEN ACILAR


Gözlerinizden değil 

Acılarınızdan öpüyorum sizi

bir kadın boğazlanmış yine

Görün, 

bir adamın üstünden basıp geçtiler

boyun eğmeye alışalım diye.

Murat hala hapiste

tahliller isteniyor yeniden

Yüz derece ateşi var güneşsiz hücrede 

Sonra taşıyacaklar kalbini 

iki hapishane arasında 

iki polis kolunda 

Acı, 

bir pıhtı gibi oturacak içimize.

Bak bir insana daha kıyıyorlar yine

Acılarınızdan öpüyorum sizi

Bütün yoksunluğunuzdan öpüyorum

Bırakın Murat'ı

Diz dize cesaretimizle

açıyoruz  kuru otlar üstünde.

Ellerimiz kelepçeli, çaresiz değiliz

Direncin isyanı bu

Bir ışık sızıyor acının kenarından 

İçi hasret dolu, 

Karalar bağlamadan 

Yol veren dağlardan ulaşıyor elden ele

Acılarınızdan öpüyorum sizi.

YALNIZLIK SARHOŞLUĞU

 YALNIZLIK SARHOŞLUĞU


Kaç gün oldu saymıyorum

Önce Arif sonra sen

sohbet etmeyi unuttum arkanızdan 

Kalmadı çalınacak kapı


Biliyor musun 

beygirler gibi ağlıyorum yalnızlıktan

Arif beygir derdi çizdiği atlara


Hayra alamet değil

nereye baksam gözüm seğiriyor 

yürürken sokaklarda.


Atölyenin önüne bağladım kendimi 

Tozlu pencerelerinden baktım

seni görmeye çalıştım karanlıkta Bedri.


Fırtınalı havalarda  durulmaz buralarda 

Nereye gitsek aynı yerdeyiz

Gidilecek başka yerimiz mi var

11 Temmuz 2025

BAŞKA BİR DENİZİN KIYISINDA

Deniz bir geliyor bir gidiyor dağlardan gelen esintiyle

savrulan dalgaları karşılıyorum

Üzüntü ve sevinç iç içe.


Başka bir diyarda mıyım 

Adını bilmediğim bir ürperti

anlaşılmaz bir yalnızlık belki.


Bildiğim bir şey var

geçecek bu yaz da ötekiler gibi

sadece deniz kalacak  geride.



26 Haziran 2025

KUŞ SESLERİ VE AĞUSTOS BÖCEĞİ

 

Ses yok mu diye sordu adam

Nasıl olmaz, füzeler var ya!

Bak bir de fısıltı gibi 

Kuş cıvıltıları yanımızda

Ama sığınaklara giremiyorlar bir türlü!

Ve onlara eşlik eden 

Ağustos böceği de katıldı aramıza

Bu yaz bütün canlılar 

Aynı korkuda




18 Haziran 2025

DENİZLERİN DOĞRULUĞU

Yerini dolduramaz, hiç bir aşk

denizler olmadan yaşayamaz

Oysa denizler vuslatı anlatır

Bazen göz yaşlarıyla olsa da mutluluk

doğruluk hep sevdaya ait.


Ama denizin hakkını verelim, aldatmaz 

kimseyi, arkasından bıçaklamaz sevdiğini,

yalan yok bunda

kusursuz bir sevgiyi aşılar insana.


Sonunda dönecektir elinde 

güllerle kavuşmanın coşkusu, 

doyurarak içinde büyüyen açlığı

vazgeçemediğin kadar seveceksin onu.


Denizden yoksun kalmış büyük aşklar

buruk bir aldanmadır oysa

denizler böyle anlatmıştır doğruyu.




 

17 Haziran 2025

VEDA

Peşi sıra geliyor ölümler

teker teker düşüyor

dostların acı haberleri.

Bu kadar çok muyduk 

diye sormak boşuna.

kaybederken birimizi

bir çağ yorgunuyuz çünkü.

Arkadaşların yokluğu 

dolduruyor sokakları.

Eksilmeyen bir tadı var

devrimin içimizde

ne çaresiz ne tam kederli.




15 Haziran 2025

GÜLÜMSEYEN GÜLÜŞ


Neden gülüyoruz 

Düşünüyorum bazen bunu

Zıp zıp yürüyen  kırlangıça da gülüyorum 

Şapkası altından müzip bakışlı ihtiyara da.

Nedensiz gülüşlerimiz de var

Derisini döken bir kertenkele gibi 

Boş vermişliğe de gülüyoruz bazen.

Ama mutluluktan çatlarcasına bir neşeyle

Güldüğümü çoktandır unuttum.



ALINACAK DERSLER


Paslanmış bir kuytuda 

kapısını çalmaya korktuğumuz

bir izbelik midir ruhumuz?


Nereye gizlenirse gizlensin 

varlığımız o geçmişte  saklı

Dürüst olalım kendimize.


Korkutucu gelebilir bu çoğumuza

Ben alıştırdım kendimi  yüzleşmeye

Kaçmak boşuna. 


Bana rengini veren o izbelikte

geçirdiğim zamanı

şimdi yeni giysim için

biçiyorum kendime.


Uymadığını anlarsam bedenime

aynı izbelikte alacak yerini

Kararlıyım  bu konuda.

KAYBEDİLMİŞLER YURDU

Ölmez diye geçer adım

Makbule hanımın kayıp oğluyum

Her gün yeniden doğurur annem beni

Her hafta aynı suyla yıkar yüzünü 

Bir Cumartesi Annesi omzunda taşır kalbini.


Gözaltında kaybedilmişim

Adım öyle yazılmış pankarta

Aldırmaz yağmura, soğuğa

sırtında taşır bebesini.


Son bulmaz bekleyişi 

Oğlum bir gün gelecek der

dilim dilim dizer hasretini

istediği adalettir

Terk etmez köydeki evini

oğlu gelince bulsun diye. 



BİR ÇAĞ YANGINI


Oyun konsolunda dövüşen çocuklar gibi

Yeni efendileri çağın

Halkların üstünde tepişirler 

Ellerinde kılıçları gibi füzeleri  

sofralarda çatal kaşık gibi kullanılır.


Oldum olası böyle yazılmıştır tarih

Doymak bilmeyen iştahla

alınmış ölüm fermanları.

Önce çocuklar ölür.





11 Haziran 2025

YOKLUĞUN SANCISI

 

Şiir yazamıyorsam artık

Bil ki susmuşum kapında 

Göçmen kuşlar terki diyarda 

Susuz kalmışız besbelli

Toprak cılız rengini çalmış bizden 

Yok yüzünde tek gülümseme.


Yapraklarını döker ağaçlar

Yalnızlığın ormanındayız 

Dargın kalmış ayrılıklar 

Söylemeye gücümüz yok

Ölmeyi beklemektir tek suçumuz

Adını koymasak da.

İNSANLIK DERSLERİ


Gökyüzüne bakan bir pencerede yaşadım

Her güzel başlangıç kadar temiz adım!

Sen kötülükler üstüne kazılmış

çıkmaz bir leke gibi kalacaksın.

Adın utançtan sonra gelir.


Boyuna hırpalanmışım. 

Duvarlarda asılmış olsa da öfkem

hücremdeki sayfalarda içilen çayın 

renginde demlenmişim.

Ben A harfiyim her başlangıçta.


Senin karanlık dehlizlere gömülmüş gölgen

silinmiş bir harf kalacak sözlüklerde

bütün dillerde geçerken adım.

Yarına uzanmış ağaçlar

köklerimden bağlanmış toprağa.


Ben A harfiyim her başlangıçta.

Fırtınaya boyun eğilmezlik karakterim.

Sen suları çekilmiş göller gibisin

kuraklığın ayazında gömülmüş adın.

Yoklukla beraber hatırlanacaksın.



ESARETİN DİRENCİ


Osman Kavala'ya 

Kalkıp gidemesen de, hücrendeki ışık
kederli bir gülümsemeyle hatırlatır sana
kitaplarınla dolu bavulunla elinde
hiç bilinmez yerlere yolculuklarını.

Bulutların arasından sıyrılır
saçların daha beyazlasa da
satırlarında acısı mektupların.
Bu esaret sürmeyecek fazla, inanırsın
beklemenin de bir sevinci var sonunda.

Sonra gözlerini kapayıp uçurum kenarlarında
süzülen bir martı beyazlığı kalır aklında.
Boşuna bir çaba değildir yalanlara direnmen
duvarların sessizliğine kazınan
izleri kalmış bir sevinçle.

Bu bir boyun eğme değildir esarete, inanırsın
beklemek bir ateşin harında
bir tutam gökyüzü harmanında.
Ayrılıklar da çoğaltır insanı
Bir de varlığına susadığın canana hasretin olmasa.

8 Mayıs 2025

MEYDAN IŞIKLARI


Nelere göğüs geriyoruz bak

Direnmeye yetiyor hala nefesimiz

Her sabah yeni bir sarsıntı 

Olmaz bu kadarı diyorsun oluyor

Engeller kuşatıyor hayatı


Karanlıkta meydan ışıkları 

Göz göz ne güzel uyanıyor oysa

Yasaklara rağmen aydınlatıyor geceyi

Biraz daha kararlı yürüyor menzile

Kalabalıkların adımları şimdi

Bu iş olacak diyorsun sonunda!



3 Mayıs 2025

ÇIĞLIK


o çığlıkları duydum hep

Karadeniz'de batırılan bir gemiden

çaresiz bir kuytuda derinlere işleyen bir yaraydı

tutunmuştu içimize 


sülfürlü toprakla örtülmüş dağları yaran 

bir madende bulunamadı bedenleri

sokakta patlayan bombanın sesinde


uzak diyarlara kaçan bir gölgeydi denizlerde

bombalanmış evini gömerek acısına 

ekiyordu tohumlarını

başka bir ülkenin çatlağına


yıkılmış kolonların altında 

kimin ayak izleriydi çığlıklar

kötülükleri üstümüzü örten


ağaçları kestiler yol oldu 

suları içilmedi dağların

toprak ağlardı nehir ağlardı o zaman

göç verirdi içimize



ABLUKA ALTINDA İSTANBUL

İşte abluka altındayız yine

tel örgüler sarmış meydanı

leylak kokulu sokaklar tıkalı

Boğaz vapurları uzakta şaşkın 

Boğazdaki akıntı da şaşkın martılarıyla

Haliçin suları da dargın ablukada

Yeditepenin yokuşları 

dar yolları sıkışmış, geçitler de yorgun

Taksim yine sessiz, vakur ve dimdik ayakta 

acelesi varmış gibi

Meydanı bekleyen güvercinler de sabırsız, telaşlı 

Gölgelerin silindiği sulara yansıyan kalabalık

sevincin gök yüzüyle ağarması 

abluka altında direnen ışığın sarması her yanı

Koşuyor insanlar, aydınlık aşıyor ablukayı

Vapurların çalıyor düdükleri, 

karşılıyor sabahın tan rengini

neşeli çocukların çığlıkları kırıyor ablukayı

İstanbul kırıyor zincirlerini.


19 Nisan 2025

DERVİŞİN GÖZYAŞLARI

 

"Ağınlı akrabalarıma selam olsun"


Sözünde gönül eğirdim

Yüz sürdüm hürmetine,

Kulluk ettim yemine

Yoluna el verdiğim, 

Şerbetinden aşkını içtiğim ey erenler

Hangi hücreye atılsak

Dört duvara sığmaz ufkumuz

Esirger bizi estiğin rüzgarlar

Yeşerdiğin yaprakta korkusuzluğumuz

Dolaştığın bulutta neyi ararsın 

Nasıl bir sevdadır bu

Bitmez susuzluğumuz

Kahır değil direncimizdir acımız

Açar açar da çoğalırız.


 

13 Nisan 2025

NİYET MEKTUBU

Bir  köy mezarlığında gömülmeyi isterim

Ağaçlar arasında bir çukura bırakın bedenimi

Başımda basit bir taş olsun yeter

Üstümde yeşeren  otlara dokunmayın 

Bulutlar beklesin gençlik günlerimi

Rüzgar örtsün acılarımı

Kuşlar tarasın saçlarımı

Bir köy mezarlığına bırakın

Kimse uyandırmasın beni.



12 Nisan 2025

TERSİNDEN DÜNYA

 

Bir de tersinden bak hayata olamaz mı?

Bak bir çocuk nasıl  gülüyor küskün kalabalığın içinde 

Çamurlar arasından çıkıp gelen arınmış bir su gibi

Damlalar nasıl besliyor koskoca gölleri

Yeşeren bağ çubuğu  dayanıp ayaza

Yeniden büyütüyor meyvesini

Bir anne sevinçle gezdiriyor çocuğunu

Nasıl değişiyor yaprakların rengi biraz daha 

Nasıl sevinçle oynuyor okul bahçesinde çocuklar

Bak nasıl dönüyor grevci işçiler evlerine 

Kazandıklarını almanın neşesiyle

Bir de böyle bak çileyle yaşadıklarımıza

Hücresinde duvara asılmış umuda bakana

Her şeyi göze alıp yetiştirmek için haberi

Kalemine sarılan gazeteciye

Öğrencilerine ayakta durmayı da öğreten hocaya

Bir de böyle tersinden bak hayata.

21 Mart 2025

YÜRÜYÜŞ

 

Kara örtüsünü giyinmiş zemheri bir kış

Oysa ağaçlar yeniden çiçeklenmiştir

Kuş kanadı  çırpıntısında uzamış dallar, 

düşülmüştür yollara

Çocuklar için özlenmiş yarınların

esintisi vurmuş yüzlere

Kızıl bir rüzgar uçurmuş gölgeleri 

Biliyorum hızlanacak adımlar

Yırtılacak korkunun örtüleri

Yeni bir sabahın baharında uyanır gibi 

dolduracak artık neşemiz sokakları.


Mart 2025

17 Şubat 2025

SESSİZ BULUT

Dalları eğik yaşlı ağaçlara bakarken 

huzurlu bir ufuk çizgisinde

aklımdan geçti yaşanmış yıllarım.


Bilsem bir ömür  böyle geçecek,  

sessiz bir bulut gibi  

beklerdim başlarında.


Arındım bütün ağırlıklardan,

vakur bir sessizliğe 

gizledim kendimi.


Sonra  açık denizlerin

çok uzak kıyılarında karşıladım 

yalın bir sevinci.



5 Şubat 2025

6 ŞUBAT HAYKIRIŞI

 

Gözlerinden tutabildim seni 

Tonlarca kötülük üstümüzde

Kurtulsam ne olur  diye bağırdım sen yoksan 

Soğumuş  ellerin saplanmışsa içime


Kar taneleri gibi yıldızlar

Yalnızlığı serpiyor üstüme

Kanadı kırık bekleyişlerim

Çaresizlikten değildir

Kötülüklere zincirlenmişse 


Taşın altı oda, duvar pencere ise 

Kim ağlar ki bizim kadar kim ağlar

Karanlık yapışmış tenimize



2 Şubat 2025

HAVA KURŞUN GİBİ AĞIR

Geçmese bile geçmiş olsun diyorum 

hapishaneden çıkan arkadaşıma.


Soğuk havanın kekremsi tadı 

kalmış aklımda.

Bir türlü açmıyor yıl başı çiçeğim 

darılmış besbelli. 


Buzulların örttüğü bir hayata 

katlanıp duruyoruz 

Torunum yüzünden odaya yayılan 

iyimserlik bir yanda.


Bağırmak istiyorum bağıramıyorum

hava kurşun gibi ağır şairin dediği gibi.




......


20 Ocak 2025

YAĞMUR OL ORMANIMA

 Ovada inliyordu yağmur

Deniz gülüyordu küskünlere 

Gülsün halime de

Günahlarıma, sevaplarıma

Aldırmam, alayına.


Sonra kendine çeksin yıldızlar beni

Yağmurla dolsun ormanlarım

Derinlerime işlesin su

Kavrulmuş köklerime

Nehirlerimle birleşsin sonra


17 Ocak 2025

KORKU DAĞLARI

 

Korkuluklar vardır hep kapatır yolları

aşkı, sevdayı zincire vurur


insanı zavallı yerine koyan

söz dinlemez o karanlıklar.


Artık elinden tutulmaz yarınlar

uçurtmaları süzülmeyen baharda


üzgün bir pınar,

sahipsiz  eşyalar gibi kalacaktır.


Böyle büyür arkamızdan

bize benzemez çocuklar


yeni ülkelerine uçarlar

ama sarışın, ama mavi kanatlarından.


Korkuluklar ve biz kalırız

günahlarımızla yanan otlarla


dönmelerini konuşup,

bakarız arkalarından.



13 Ocak 2025

SINIRDA

 

 

Sen sınırı bir geç hele
Takılma barikat dikenlerine
Sonrası kardeşliktir zaten 
Alıştırma korkuya elini
Sınırı sınır bellleme.

Başka baharları da vardır mevsimlerin
Yaz kurak, kış çöl değildir.
Başı eğik gibi durur, ama değildir
Gövermiş gibi omuzlarında
Yalnız bir dağa benzer, 
Güler gibi bakar, 
Ağlar mı, değildir.

Sınıra yaklaşırken korkarsın
Korkutmuşlardır çünkü gözünü
Ayaklarına dolanmışsa içindeki uçurtma
Bakma geriye sınırdaysan eğer
Gerilmiş yayından fırlayacak birazdan okun
Nereye saplanır kalbin korkma
Sen de sınırı geçtin sonunda.

Mart, 2025
Akın Güre

1 Ocak 2025

DUT AĞACININ MÜJDESİ


 Bir tek o kaldı

o kaldı yanımızda
gökyüzünü bir gölge gibi kapatan
rüzgarımızı durduran
kuşları kaçırtan
gökdelenin karşısında.

baktım baharla uyanan dallarının ucunda
yeşillenmiş tomurcukları dut ağacının,
bir tek o kaldı avucumuzda.

DÖNGÜ

 


Küçülmüş kazaklarımızdan söktüğü ipleri

Yeniden örerdi annem 

Bizi giydirmek için.


Zaman sökülmüş  ipler miydi

Giyilmiş bir kazaktan 

Örüp duruyorduk yeniden.


16 Kasım 2024

HİROŞİMA KARDEŞİM

 

Görmediniz ki

"Büyümez ölü çocuklar"

Eyy mahalleli


Kapıları kilitli

Çalsanız bile açılmaz

Bağırsanız duyulmaz

Öylece uyur beş kardeş

Yırtık bir gecenin kucağında


Açlıkla dolu gözleri

Analarını beklerler

Baba hapiste



29 Ekim 2024

LEYLEKLİ GECE

havada daireler çizerek

göçen leylekleri gördüm

her dönüşlerinde kirlenmiş ülkelerine

acıyarak mı bakıyorlardı

biraz daha azalarak

biraz daha küserek

30 Eylül 2024

BÖYLEDİR İŞTE YAZ

 

Böyledir işte yaz
bir ömür gibi
parlar ve söner hep

yazdan kalan kuru otlar tutuşur birden

bulutlar kapatır göğü

kış yağmurları
yeni bir yazı besler durmadan 
sen göremezsin bunu


26 Eylül 2024

ZAMAN ÖTESİ BİR SEVİNÇ

 

Ansızın yaşanır sararmış yaprak renginde

Kollarında taşıdığın 

Zaman ötesi bir sevinç

Dostlarla dolu bir sofrada 


Neresinde ömrünün bilmediğin 

Bir çağlayanın sesinde

Hayata bağlanmayı öğretir

tutuşmuş sonbaharın renkleriyle


Kucakla onu

Vazgeçtiğin denizler karşılar seni

kurumuş otların sahilinde 

Başka  hayalde



11 Eylül 2024

NARİN'E AĞIT

Neredesin menekşe yüzlüm

Hangi taşlara gizlenmiş saçın

Hangi sulara gömülü gözlerin

Nasıl kaybettiler izini.


Sorsak ne diyeceklerdir

Nasıl örtecekler ayıplarını

Elbirliği edilmiş 

Kötülüğün bulaşıcı yeminiyle.

Kimden korkuyorlarsa

Neden saklıyorlarsa

Günahları sığmaz yere göğe.


Ekinler öfkeli ayazda kalmış gibi

Açmaz oldu yazın pamuk tarlaları

Neden susuyorlardır neden

Ah menekşe yüzlüm 

Yere eğilmiş dalım

Kurumuş yarınlarım 

Küskün  çiçeğim 

Kara ggözlüm benim 

Sen biliyorsundur her şeyi .



24 Ağustos 2024

VERA VE BABASI

Ne desem bilemedim

annesinin elinden kopunca Vera

Baktı babasına giden yola

tel örgülerin arkasında


Bir masal kahramanıydı babası

incilerle süslü kolyeyi boynuna takınca

Uzun yolculuklarda çiçekler

böyle açardı uzun saçlı çocuklara


Gece ışığını  denize ödünç verir

Vera'nın rüyaları yansırdı sulara

Kuşların bir bildiği vardı

mektuplar yazardı küçük elleriyle babasına

bana gökyüzünü getir derdi


Önce haftalar, sonra aylar geçti,

kaç bahar daha boyu uzadı umutlarla

Düğümler çözülünce

babası gelecekti yanına


Anlattığı masal güzel bitecekti.


20 Ağustos 2024

RİNDLERİN ÖLÜMÜ

Kervan geçmez bir yerde

susuz ve aç kalabilirim artık

Sonsuza kadar  bekleyebilirim

doğacak bütün çocukları.


Yeni biçilmiş otların kokusunu giyindim

Sürülmüş toprakların uykusunda

Sizi uyandıran ışıkta gizledim kendimi.


Sabahın  serinliğinde yola çıkan

küçük telaşınızdayım artık

Hatırlamanız için beni.


Sevdiğiniz gülün rengiyim

kapınızda karşılanmış  sevinçler gibi

Arkanızdan yürüyen  gölgeyim şimdi.



8 Ağustos 2024

VEDA


 eski şiirlerden...




Kusurlardan arınmış bir veda 

gönlümde yerin hazır dercesine

uzak yolcukların yorgunluğunda

gökte kavisler çizerek uçan bir kuş sürüsü 

yüzünde esintiyi andıran

unutulmaz bir gülüş

şimdi bir veda zamanı

sevince kanatlanan

savaş ilahlarına inat 

demiri devrimin kalıbında döven 

hasretin baş eğmez tepelerinde söylenir 


hey hey diye başlayan şarkılar 

"dostların arasında" 

"güneşin sofrasında" 

hey heh


uçsuz bucaksız güzelliği umudun

bu bir veda değil 

sesimizin fidelerinden yeşerecek  çocuklar.


8 Ağustos 2024, Ayvalık

1 Temmuz 2024

RESSAM VE TÜY


Yanımdan havalandı güvercin
kanadından düşen tüyle
mağaradaki düşlere götürdü beni

Güvercin kaybolurken
yorulduğumu anladım
korktum yılgın çaresizliğimle

Yaratılmamış olan şey
hangi ressamın
fırçasından damlayacak yine

2024 Haziran

ŞİİRE YAKIŞAN


Hava kurşun gibi ağır

pasın yıllardır kemirmesi demiri

kederli yürüyüşü akan siyah suların

acılarla bilenmiş  öfke

denize dikine inen sessiz kayalar gibi

saplanmış içimize aşınmış umutlar

gövdesi yarılmış ağaçların

böyle havalarda şiirler nasıl yazılır

ne rüzgarın masum esintisi 

ne çaresiz çırpınışı yeter denizin 

haykırmak yakışır ancak şiire

isyanın yol araması kendine.

 

 

SAHİLE VURAN TEKNE

 

Elinden kurtulmam
çok zaman aldı devin
parçalarımı birleştirmek için
çok kaleler zapt ettim
çok denizler keşfettim.
Yanılgılarımı taşıdım sırtımda
yaralarımı iyileştirdim
arkamda fideler ektim
toprağını değiştirdim
köklerine sabah rüzgarı üfledim.
Sahile vuran parçalanmış
bir tekneydim
kıpırtısız bir geceyi soluyan
bulduklarında nabzım atıyordu halâ.

25 Mayıs 2024

ALTINI ÇİZDİKLERIM

 

yazımın altına 

bir çizgi çekiyorum 

sabırlı çileli bir arzuyla


şiirimin altına 

bir çizgi daha çekiyorum 

bütün inadımla


duyulmayan öfkemin altına 

bir çizgi daha çekiyorum 

nefesimi tutarak


çizgiler arttıkça kabarıyor 

yaşama sevincim.

21 Mayıs 2024

BAVUL


Meraklanmayın toparlandım

Yolculuğun keyfine hazırım artık

Düşünecek bir şey yok fazla

Ağlanacak da

Hazırım işte

Gereken her şeyi aldım yanıma

Özlemlerimi

Mutlu anılarımı

Okuduğum kitapları

Yazdığım şiirleri 

Doğdunuz günleri

Acıkırken ağlamanızı

Her şey bavulumda

Hazırım yolculuğa

En güzeli ne biliyor musunuz

Hasret yok oralarda 

Parçalanmışlık yok

Onları bavula koymadım

Ama fotoğraflarınız

Sizlerin ve annenizinkileri aldım yanıma

Gençliğimin toprağından 

Yetişen her şeyi 

Koydum bavula 

Sığmaz diyordum baştan

Ne kolaymış meğer

Hepsi sığdı

Tasalanmayın

Ben bavulumla

İyiyim yanınızda



22 Nisan 2024

YAZ KIVILCIMI



Oturduğum bankta
bir kanat sesi bana kal dedi
sarmak için yaralarımı.
Bir yaz ateşi  kıvılcımlandı içimde,
bir ağaç gölgesinin uykusunda
kavuştum göğün rengine.

Bağlandım gövdesinden uzayan
yeni bir dal gibi hayata,
zamanı unutan bir dalgınlıkla
kuşların sevincine açtım kalbimi.

Kesilmiş ormanların hüznü var içimde yeni bir yazın eşiğinde.

Yaprağın altına gizlenen tomurcuk 
alıp götürecek beni birazdan
kuşların uçtuğu yere.


7 Nisan 2024

YAREN LEYLEK

Bulut ödünç verdi  ihtiyara kanadını

göl umudunu

rüzgar uçurdu haberi

Yaren leylek duydu bunu

gölün ucuna kondu

yani adamın başına

gagasıyla selam verdi

sallandı dünya 


Yüzünün şavkı ihtiyarın 

oracıkta bir başka vurdu suya 

ağaçlar oynaştı

hasret tomurcuklandı

asıldı küreğine 

ağlarını serdi umuda



1 Nisan 2024

BEN EN ÇOK BABAMI ÖZLEDİM


Kanatları yorgun, erken göçerlerdi 

babamdan bilirim

sigarayı içine çekerken 

gözlerini kısardı

kısacık biterdi baharlar 

neden bilinmezdi, çabuk ölürlerdi

razıydı eksik kalana

ne zaman gitsem veda bakışları

gözü yaşlanırdı görünce torunlarını.


Yaşlanınca ağır geldi hayat

ve istediği oldu sonunda

dayanamadı kalbi. 


Şaka yapmayı sevmezdi

1 Nisan günü  toprağa verdik onu. 



23 Mart 2024

EKİNOKS SEVİNCİ


Sabahın rengi var gecenin karasında

menevişlenir sevincimiz

adettendir göklerin kıyısında bir gamze gibi

çiçek açar ağaçlar.


Ah al al üstümüze özgürlük yağsa da 

göz yaşlarını silse analar

ve çocuklar aç uyumasa.


Her ekinoks zamanı kızıla boyanmış 

bir neşe gün batımında

gökyüzünün eşitliğine aldanıp açsa.

 

20 Mart 2024

SON MUTLULUK

hep  yarınları konuştuk

çocuklar büyüdüler 

giysileri küçüldü  bir kenarda

kaç kış, kaç yaz geçti sonra

eksildik bir başımıza


elimizden kaçarken zaman

sen gözlerini bana bırak

ne yaparsak yapalım 

değiştiremiyoruz sancıları

olduğunca kalır bize sabahlar

sonrası yok işte

kalan sen ve ben

razıyım her şeye

senin kaşların ipince

burnun hala güzel 

en çok neleri sevdiğini söyle



13 Mart 2024

ÇORAK TOPRAKLAR ÜZERİNDE


Bu çorak topraklar alıştırdı seni

evlerde tüten acılara.


Benden dinlesen

kaç yok oluş hikayesi gizli

nasıl tükenmiştir onca yollar.


Kıyılardan dağlara tırmanırsan

gördüğün acımasız bir yağmadır

ağlayan bir çocuğun 

bakışlarında saklı

kırılan dalların sesi,

çaresiz kalmak ağır gelir insana.


Kaçmak kurtuluş değil

sırtına saplanmış bir bıçak gibi

peşinden gelir yaşadığın memleket.


Dağları bayırları delse de haykırışın

sen buraların acısıyla yaşlandın

böyle yazılacak toprağa adın.


AFRİKALI AĞIDI

Silmeyin yüzümdeki  savaş boyalarını. Sakın silmeyin Bırakın kalsın  tamtam sesleri ve tenimde isyan.