Kıyıya
vuran
dalgalar
çalınan hayatımı
geri getiriyor.
Dalgaların
sesini
dinlerken
çırçıplak kendime
dönüyorum
çok uzaklardan gelen
bir yolcu gibi
15 Temmuz 2013
14 Temmuz 2013
Adsız bir siir
Adsız bir şiir olsun bu
Bir güne
nasıl başlanır
anlatılmalı
Buhara parkında
uyuklayan bir köpek
Yere up uzuuuuun yayılmalıyım.
Gelip geçenler umurumda değil
Sadece düşen bir yağmur damlası
Islatsın tenimi
Öylesine
seyredeyim gökyüzünü.
Bir güne
nasıl başlanır
anlatılmalı
Buhara parkında
uyuklayan bir köpek
Yere up uzuuuuun yayılmalıyım.
Gelip geçenler umurumda değil
Sadece düşen bir yağmur damlası
Islatsın tenimi
Öylesine
seyredeyim gökyüzünü.
Yaşlı bir kaya
rüzgarın oyduğu kayanın dilinde
ufuklara gönül bağladım
bir albatros sabrıyla
hayallerimde nehirleşen sevincim
güneşe tutunan dalların
ermişliğiyle
yenilgileri kalkan yapan
sabrın ateşiyle
geldim, kaldım dağlarınızda
18 Şubat 2013
DENIZ VE YAŞLI KADIN
Yazları sahilde yürürken
balık tutan yaşlı bir kadına rastlardım
boş duran kovasıyla
günü mü öldürürdü
yoksa kedileri doyurmak mıydı niyeti
anlamazdım.
Bu yaz göremedim onları
etraftaki balıkçılara sordum,
her sabah gelirdi dediler
tuttuğu bir ya da iki kefal
onu da kedilere yedirirdi,
sonra kovası elinde...
balık tutan yaşlı bir kadına rastlardım
boş duran kovasıyla
günü mü öldürürdü
yoksa kedileri doyurmak mıydı niyeti
anlamazdım.
Bu yaz göremedim onları
etraftaki balıkçılara sordum,
her sabah gelirdi dediler
tuttuğu bir ya da iki kefal
onu da kedilere yedirirdi,
sonra kovası elinde...
20 Ocak 2013
YAŞLILIĞA ÖVGÜ
Sığınmak,
taçlandığın yerde
ayaklanma vaktin
sınır tanımayan
keşiflere.
Sığınmak,
içinde büyüyen kadere
son saldırın
bayrağını diktiğin
tepeye.
10 Ağustos 2012
AYVALIK'DA HÜZÜN
Ayvalık’da bir hüzün var
Bu sır kaç yıldır değişmedi
Batmış bir gemi koyda
mavi çiçekli bir geceye sığınıyoruz.
Bir yabancıyız şehirde
Zeytinlikler azar azar küçülüyor ve
her yaz önümüz kapanıyor biraz daha.
Güneşi batırdığımız yol
içimizdeki sessizliğe gömülüyor.
Bir uzun bekleyiş
Her şey belirsiz ve bitmeyen bir çırpınma
Özlenen yazların sonunda
Soluk bir kışa razıyız
Örtüleri sererdik eşayaların üstüne
Evimiz kapının arkasında kederli bir uykuda
Ayvalık'da bir hüzün var hep
Bir sonsuzluğun kıyısında.
Bu sır kaç yıldır değişmedi
Batmış bir gemi koyda
mavi çiçekli bir geceye sığınıyoruz.
Bir yabancıyız şehirde
Zeytinlikler azar azar küçülüyor ve
her yaz önümüz kapanıyor biraz daha.
Güneşi batırdığımız yol
içimizdeki sessizliğe gömülüyor.
Bir uzun bekleyiş
Her şey belirsiz ve bitmeyen bir çırpınma
Özlenen yazların sonunda
Soluk bir kışa razıyız
Örtüleri sererdik eşayaların üstüne
Evimiz kapının arkasında kederli bir uykuda
Ayvalık'da bir hüzün var hep
Bir sonsuzluğun kıyısında.
28 Mayıs 2012
ÖMRÜMÜZÜN EN GÜZEL YARISI
Bu gece dört arkadaş içiyoruz,
duvarda Nazım'ın resmi,
sonsuzluğu gören bir pencerede
uzayıp duruyor yıldızlı bir gece.
En güzel kumaşını dokuduğumuz
ömrümüzün en güzel yarısına bakıyoruz
yanılgılardan filizlenen çiçeklerimize.
duvarda Nazım'ın resmi,
sonsuzluğu gören bir pencerede
uzayıp duruyor yıldızlı bir gece.
En güzel kumaşını dokuduğumuz
ömrümüzün en güzel yarısına bakıyoruz
yanılgılardan filizlenen çiçeklerimize.
10 Mayıs 2012
DURUP DURURKEN
Kapısından giriyorum
Seni ilk öptüğüm bahçeye
Karşımda bekliyorsun
Eğilmiş bir bahar dalı gibi
ÇOCUKLUĞUM SAKLI BURADA
Çocukluğum hala
Yıkıntılar arasında akan coşkun bir derede
Bir ağaca gizlenmiş salıncak sesi
Saçlarının kokusu var serinliğinde
Çocukluğuma uzattım elimi
kayıp gitti uçurtma.
İKİMİZ İÇİN BİR DEMET ÇİÇEK
Bir demet çiçek biçiyorum ikimize
Ayrılığımız için
Ama için için seviyorum seni yine
Ayrılığımız için
26 Nisan 2012
GÜNEŞ DOĞUYOR ETEKLERİME
Bir kuş
fırlıyor yerinden
Güneş doğuyor eteklere
Güneş doğuyor eteklere
Eski bir
dosta kavuşmak
Yitirmek yalnızlıkları
Bütün
dertlere tek çare
Karlı ıssız
tepelerin
Korkusuz
saflığı ışıldıyor önümde
Umutların
yorgun yatağında
Bak güneş
doğuyor eteklerimize.
13 Mart 2012
İNANIN BANA BU DEFA
Para aslanın ağzında derlerdi,
Yaşam aşkın ağzında,
yalanım yok
bir şeyler olacak yakında.
Acı bir gülümseme var çeliğin sesinde,
farklı şeyler bekliyorum
farklı,
hem de çok yakında.
Durgun bakışları yok işçilerin
yürüyüşler, fabrika işgalleri başladıysa
haydi,
içime doğuyor,
farklı şeyler olacak yakında.
Kapanırken fabrikalar
kafaları karışık farelerin
ortalık toz duman.
Sen onları bırak,
çocuklara bak,
yeni bir dünya kuracağız, küresel
emeğin,
aşkın ve direncin ırmağında
mutlu günler göreceğiz çocuklar
inanın bana.
GİZLİ AŞK
Onunla aynı metroda giderdik sabahları işe
O bir metre ötemde otururdu
Ben bin metre gerisinde.
Onunla her gün aynı kapıdan geçerdik
Girmek için binaya
O bir kat yukarıya
çıkardı
Ben bilinmeyen bir yere.
Onunla aynı saatte yetişirdik işe
Aynı saatte yerdik yemeğimizi
O bir masa önümde otururdu
Ben onun görmediği bir köşede.
Onunla aynı yönde çıkardık
birlikte metronun merdivenlerinde
O bir basamak üstümdeydi hep
Ben bin basamak gerisinde.
6 Mart 2012
TAŞLA KONUŞMAM
Dilsiz uçurumundayım taşın
nerede başlayıp nasıl bitmişim
arandım durdum kendimi
bu görünen değilim
bir başkası benim yerimde
kanatları kopuk bir imge
sessiz bir inilti
taşın içinde.
nerede başlayıp nasıl bitmişim
arandım durdum kendimi
bu görünen değilim
bir başkası benim yerimde
kanatları kopuk bir imge
sessiz bir inilti
taşın içinde.
NEHİRLERDEN İZLER
Şu gökyüzü tapınağı benimdir
elimden alınan şu topraklar
büyüyen çocuklarım
elimden alınan şu topraklar
büyüyen çocuklarım
kurumuş nehir yatağı
dönmüyor değirmenin kanatları
acılar böyle siliniyor:
yokluk alışkanlıktır
unutulur
dönmüyor değirmenin kanatları
acılar böyle siliniyor:
yokluk alışkanlıktır
unutulur
çocuklar her gün güzeldir
her gün de güzeldir.
5 Ekim 2011
HER ŞEY BİRBİRİNİN UCUNDA
Gökyüzü denizin devamı
ağaç toprağın ucunda.
ağaç toprağın ucunda.
Kum taşın devamı
gece gündüzün ucunda.
gece gündüzün ucunda.
Yaprak kabuğun devamı
nehir gölün ucunda.
Tepe çukurun devamı
yağmur bulutun ucunda.
Ses sessizliğin devamı
insan insanın ucunda.
29 Eylül 2011
BEKLEYEN TEKNE
duruyor kıpırtısız denizin üstünde
biri dokunsa
sanki açılacak uzaklara
4 Haziran 2011
13 Nisan 2011
29 Mart 2011
SOLMASIN DİYE
Yalnızlıklardan bir çelenk gönderdim size,
dudağınızdan kalan son öpücüğü
bir suda bekletiyorum solmasın diye
dudağınızdan kalan son öpücüğü
bir suda bekletiyorum solmasın diye
28 Mart 2011
BEYAZ VAPUR
Evden işe/işten eve
yetişmek /nereye?
Bir sabah vapuru boğazda
Eskimiş tahtalarını beyaza boyamışlar.
Bir sabah vapuru boğazda
Eskimiş tahtalarını beyaza boyamışlar.
31 Ocak 2011
BİR DELİ
Yer çekiminden kurtulmuş
Sırlarımızı ele geçiren bir deli
Zıpla/Zıpla/Haydi.
Bin bir çeşit yaprağa konar
Seviyor şaşırtmayı/bıkmadan
Ona ne demeli?
Sırlarımızı ele geçiren bir deli
Zıpla/Zıpla/Haydi.
Açıklardan bir gemi yanlışlarımızı sorar
Biçilmeli /der/ doğruların dikenleri
Biçilmeli /der/ doğruların dikenleri
Bin bir çeşit yaprağa konar
Doğrularımızı sınar
Seviyor şaşırtmayı/bıkmadan
Ona ne demeli?
19 Ağustos 2010
YILDIZLAR İÇİN ŞİİR
Birgün soğuyacak yıldızlar da
şiirler artık yazılmayacak
şiirler artık yazılmayacak
o zaman yıldızlar
şiiirlerde parlayacak
17 Ağustos 2010
KAPINIZA BIRAKILAN
Beni sorarsan
Sana en iyi çiçekçinin adresini vereceğim
Kapına yumurtalar bırakacağım
Sana en iyi çiçekçinin adresini vereceğim
Kapına yumurtalar bırakacağım
13 Ağustos 2010
14 Haziran 2010
5 Nisan 2010
2 Mart 2010
AŞKIN GÜLMEYEN HALİ
Koynuna girdim bir güzelin
Gözlerinde yolları arşınladım
Suyunu içtim ellerinden
Zehrine alıştım aşkın
Gözümü döndürdü
Feleğimi şaşırttı
Nasıl bitti bu aşk anlamadım
Yorgun bir kervan gecesi
Bir ağacın gölgesinde dinlendim
Ne çocukluğum kaldı,
Ne yürüyen bulutlar sonra.
Gözlerinde yolları arşınladım
Suyunu içtim ellerinden
Zehrine alıştım aşkın
Gözümü döndürdü
Feleğimi şaşırttı
Nasıl bitti bu aşk anlamadım
Yorgun bir kervan gecesi
Bir ağacın gölgesinde dinlendim
Ne çocukluğum kaldı,
Ne yürüyen bulutlar sonra.
18 Ocak 2010
YANILGILAR HAYALLERİMİZDİ
Yanılgı dediğimiz şeyler
En güzel yanımız değil mi?
Ömrümüzün en güzel yarısı
Hala solmayan hayallerimiz değil mi?
En güzel yanımız değil mi?
Ömrümüzün en güzel yarısı
Hala solmayan hayallerimiz değil mi?
6 Ocak 2010
KÖTÜLÜKLER DUVARINA YAZILAN ŞİİR
Her şey küreselleşme ile hızlanmıştı
sömürünün evrensel kucaklaşması
benzerken parçalanmışlık
Soluk kesici bir devinim
ya da şiddetin yansıması yüzlerde
çoğalacak senden sonra da
kaç kuruş verdin imgene
değdi mi üzüldüğüne
hızlı yaşamak sıkışan zamanda
tuhaf bir çelişki değil miydi:
-hızlı ye ve seviş, demek?
tuhaf bir çelişki değil miydi:
-hızlı ye ve seviş, demek?
Soluk kesici bir devinim
ya da şiddetin yansıması yüzlerde
çoğalacak senden sonra da
kaç kuruş verdin imgene
değdi mi üzüldüğüne
tüketirken parçalandın
hem kendine yabancısın hem başkalarına
kime aidsin şimdi, sor kendine.
hem kendine yabancısın hem başkalarına
kime aidsin şimdi, sor kendine.
Dövüş Klubü'nden hatırla:
“sahip olduğun şeyler sonunda sana da sahip olmaya başlıyor"
kaybettiklerin sana verilenlerin karşılığı, unutma!
çok uzun yaşamak istemiyorsun
göze alamıyorsun kalıcı şeyleri,
çok uzun yaşamak istemiyorsun
göze alamıyorsun kalıcı şeyleri,
telaşındaki uyumsuzluk,
sonunu bilmediğin değişimler yoruyor seni.
Hep aradasın-mekansız yolculuklar
Hep aradasın-mekansız yolculuklar
taşır seni bir ülkeden başka bir ülkeye
güneyden kuzeye göçler
yapayalnızsın yapayalnız.
güneyden kuzeye göçler
yapayalnızsın yapayalnız.
Normalleşme mi: benzeyerek mutlu olmak
anlamsız kırılganlıklar, hüsranlar
kolayca kızmak herşeye
sahip olmak için saldırman
senden çalınanı geri getirmiyor işte.
(Patika 2010)
anlamsız kırılganlıklar, hüsranlar
kolayca kızmak herşeye
sahip olmak için saldırman
senden çalınanı geri getirmiyor işte.
(Patika 2010)
2 Ocak 2010
ANTİKA AŞK-Mürvet'e
Atmaya kıyamadığımız
eşyalara döndük karıcığım
Ne sen kıyabiliyorsun bana
Ne ben sana....
eşyalara döndük karıcığım
Ne sen kıyabiliyorsun bana
Ne ben sana....
1 Kasım 2009
31 Ekim 2009
KIŞ GELDİ
Beyaz bir gül bahçesiydi gece
yorgun bir sızı gibi yayıldı zamanın içine
kısık bir ışığın altında
örterek üstümüzü.
yorgun bir sızı gibi yayıldı zamanın içine
kısık bir ışığın altında
örterek üstümüzü.
26 Eylül 2009
BİR BAYRAM FOTOĞRAFI
Seni görmeye geldik dedim anneme
boşlukta sallanır gibi bakan gözlerle ağladı
konuşmak yerine.
Torunlarımı kucağına aldı sonra
boşlukta sallanır gibi bakan gözlerle ağladı
konuşmak yerine.
Torunlarımı kucağına aldı sonra
kaç yıldız öteden
gelen bir ışık
iki torunumun arasından
geçip yayılıyordu odaya
İçimi ısıtan kısacık o an
kimselere duyurmadan
kimselere görünmeden
iki torunumun arasından
geçip yayılıyordu odaya
İçimi ısıtan kısacık o an
kimselere duyurmadan
kimselere görünmeden
çıkıp gittik birlikte
bu görüntüden.
5 Temmuz 2009
29 Nisan 2009
TORUNUM İÇİN ŞİİR
Torunuma
Doğduğu gün Sanem'i kucağıma verdiler
İlk o an bir ışık düştü hayatıma
bir kuş sürüsü kondu ağaçlara
Dede oldun dediler birden
Okyanusun o dev dalgalarında kayboldum
ıssız bir koyda karşıma çıkan
Doğduğu gün Sanem'i kucağıma verdiler
İlk o an bir ışık düştü hayatıma
bir kuş sürüsü kondu ağaçlara
Dede oldun dediler birden
kızacağımı sandılar
Okyanusun o dev dalgalarında kayboldum
ıssız bir koyda karşıma çıkan
duru bir yalnızlığa gönül koydum
hayat akıp giderken dingin bir sonsuza.
hayat akıp giderken dingin bir sonsuza.
YÜRÜDÜM GECENE
Gözlerindir beni çağıran
Halimi sor dökülen güle
Seni kattım kendime
Bölündüm ve çoğaldım
Yürüdüm gittim sonra gecene.
Halimi sor dökülen güle
Seni kattım kendime
Bölündüm ve çoğaldım
Yürüdüm gittim sonra gecene.
TÜKENİŞ
Tükendi gözlerinde esin
ektiğin aydınlıklar şimdi kördüğüm.
Geriye acılar kaldı
silinmiş anılarla
eskiyen dostluklar.
Soğudu iyilikler,
körlüğün küllerinde
Uzaklaştı eller.
Böyle nereye gidilir birlikte
nereye ?
ektiğin aydınlıklar şimdi kördüğüm.
Geriye acılar kaldı
silinmiş anılarla
eskiyen dostluklar.
Soğudu iyilikler,
körlüğün küllerinde
Uzaklaştı eller.
Böyle nereye gidilir birlikte
nereye ?
KUMSALDA
Denize söz geçiremedim
dalgalar neyim varsa aldı benden
Issız bir kumsalım kaldı geriye
yürüdüm tek başına.
dalgalar neyim varsa aldı benden
Issız bir kumsalım kaldı geriye
yürüdüm tek başına.
21 Nisan 2009
KARA TAHTADAN DÜŞEN KUMRU
“Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmüştür”(*)
Tek renge boyamışlardı çocukluğumuzu
Getirin siyah önlüğümü
Bir teneffüs daha yaşasaydı
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmüştür”(*)
Tek renge boyamışlardı çocukluğumuzu
Getirin siyah önlüğümü
asılacağım yakındır
Yatar şimdi yerde tozlu kara tahtadan düşen bir kumru.
Çocuklar nasıl sevinir ki bayramda
Oyuncak değil bunlar,
Yatar şimdi yerde tozlu kara tahtadan düşen bir kumru.
Çocuklar nasıl sevinir ki bayramda
Oyuncak değil bunlar,
savaş tanklarını beklerken ağrır ayakları
Daha çocuktuk abiler anlayın bizi
Aklımız ermezdi
Daha çocuktuk abiler anlayın bizi
Aklımız ermezdi
büyüklerimizden öğrendik işlediğimiz günahları.
Bizim aşklarımız ağaçlara takılan uçurtmalardı
Bir kızla yakalandığında
Bizim aşklarımız ağaçlara takılan uçurtmalardı
Bir kızla yakalandığında
okuldan kovulurdun
Aşklarımızın arkasından sokak köpekleri havlardı
Sevince toz duman olur,
Sel bok götürürdü ortalığı.
Biz neden devrim yapamadık abiler
Neden ayağımıza takıldı prangalar
Sürüldük sevdalardan
Aşklarımızın arkasından sokak köpekleri havlardı
Sevince toz duman olur,
Sel bok götürürdü ortalığı.
Biz neden devrim yapamadık abiler
Neden ayağımıza takıldı prangalar
Sürüldük sevdalardan
kimse sormadı arkamızdan
Gömsünler bizi
Gömsünler bizi
siyah önlüğümüzle gömsünler
Rüyalarımıza gizlenen gökyüzüne
Yatar şimdi yerde tozlu kara tahtadan düşen bir kumru.
(*) Ece Ayhan
Rüyalarımıza gizlenen gökyüzüne
Yatar şimdi yerde tozlu kara tahtadan düşen bir kumru.
(*) Ece Ayhan
Koridor Dergisi
AŞK YALAN BİLMEZ
Kötülük nedir hiç bilmedik
yağmur topladı ellerimiz
kapımız ardına kadar açıktı herkese
arzularımızda dinlendirdik yorgunluğumuzu
nedir bilmedik yalan söylemeyi
kötülük nedir hiç bilmedik senle
yağmur topladı ellerimiz
kapımız ardına kadar açıktı herkese
arzularımızda dinlendirdik yorgunluğumuzu
nedir bilmedik yalan söylemeyi
kötülük nedir hiç bilmedik senle
18 Nisan 2009
TAHILIN SESİNİ DİNLERKEN
Oturmuşum suyun kenarına
tahılın sesini dinliyordum
iki taşın arasından mırıldanır gibi dökülüyordu hayat
bir gülümseme akan derede
Uzaklara düşüyordu çiçeklerin sessiz yığınları
kimse basamıyordu artık onların üstüne...
tahılın sesini dinliyordum
iki taşın arasından mırıldanır gibi dökülüyordu hayat
bir gülümseme akan derede
Uzaklara düşüyordu çiçeklerin sessiz yığınları
kimse basamıyordu artık onların üstüne...
1 Nisan 2009
OKULDAN KAÇAN ÇALIŞKAN
Okuldan kaçmış
Oynuyor parkta tek başına
Çocuk aklınla
Sordukça
Açıyor sırlarını
Yeşil çay bahçeleri varmış
Geldikleri köyde
Buz gibi suları
Okumayı sevmiyormuş
Oynuyor parkta tek başına
Çocuk aklınla
Sordukça
Açıyor sırlarını
Yeşil çay bahçeleri varmış
Geldikleri köyde
Buz gibi suları
Okumayı sevmiyormuş
Ama
Ne iş olursa yaparmış
Askerde para biriktirip
İşini kuracakmış sonra
Görün o zaman,
Oğluyla nasıl
Övünecekmiş babası.
Askerde para biriktirip
İşini kuracakmış sonra
Görün o zaman,
Oğluyla nasıl
Övünecekmiş babası.
DÜNYAMIZ
Dünya ne güzel dedi adam,
Dünya ne güzeldi
Dünyalarına doyamadılar.
Su içmeye indiler
Birlikte yaşadılar,
Birlikte kocadılar,
Sonra uçup gittiler.
Dünya hep güzel kaldı
Arkalarında.
Dünya ne güzeldi
Dünyalarına doyamadılar.
Su içmeye indiler
Birlikte yaşadılar,
Birlikte kocadılar,
Sonra uçup gittiler.
Dünya hep güzel kaldı
Arkalarında.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
AFRİKALI AĞIDI
Silmeyin yüzümdeki savaş boyalarını. Sakın silmeyin Bırakın kalsın tamtam sesleri ve tenimde isyan.
-
Ölüm birleştirir bıraktığı boşlukta onları
-
Peşi sıra geliyor ölümler teker teker düşüyor dostların acı haberleri. Bu kadar çok muyduk diye sormak boşuna. kaybederken birimizi bir çağ...
-
De ki nedir sihir Günler yorgunsa Aydınlığa çıkmak için İçimizden silinmez Unutulmamış acılar Elini ver gülümse De ki zamanıdır Yaraları ...