6 Ekim 2025
YILDIZLARA BAKARKEN
Yan yana duran
iki yıldız
biraz daha yaklaştılar
dün geceden beri.
ikimizi düşündüm
otuz dört yıllık
beraberliğimizi
o iki yıldız gibi.
ESKİ OĞULLAR
Artık oğullarını çalıyorlar
Yorgunum. Dön geriye bak.
Nerede açmış son çiçek?
1 Ekim 2025
BAŞKA BİR GÜN
Bu gün unuttuğumuz sözcükleri hatırlayalım biraz.
Bu sözcüklerle kurduğumuz cümleleri.
İçinde göz yaşı olmasın.
Hattâ öfke ve nefret de olmasın.
Her şeye rağmen.
Yapabilir miyiz?
Biliyorum zor!
Ama yapabilmek mümkün.
Bu gün bir şiir okuyun mesela.
Sevdiğiniz bir şairden
Kendinize yeni bir tema seçin.
Giydiğiniz şapkayı değiştirin veya eşarbı.
Dudak renginiz de olabilir.
Saçınızı başka türlü tarayın bu gün.
En sevdiğiniz kazağınızı veya hırkanızı da giyebilirsiniz.
Havalar hâlâ soğuk olsa da içinizi ısıtacak bir şarkı mırıldanın yürürken.
Çok zor değil.
Yeter ki kasvet dağılsın biraz.
Kendine yalan söylemek değil bu.
Perdelerinizi açın.
Galiba cesaret için gerekli.
Hayatımızı değiştirmek için.
Bu minik oyunlarla yeni bir başlangıç.
Neden olmasın.
Şiirinizi hâlâ seçmediniz mi?
18 Eylül 2025
GÖKTEN DÜŞEN DAMLA
Evet yaşlandım sonunda
Kaldırdığım taşın altında yatıyor gövdem
kaybolmuş bir yalnızlıktayım
Uzanmaya yetmiyor kollarım
ağacın dolgun meyvesini koparmaya
Uzadığım son yere varıyor dallarım
Kuru diplerinde canlanıyor otlar
Gizli bir dönüşümle buluşuyor yalnızlığım
doymak ister gibi varlığıma
Bu duygu bitmeyen bir susuzluk
gökten düşen bir damla
Beni de içine çekiyor, aynı akış
doluyor boşluğa kıvrıla kıvrıla
Gömülsem de atıyor kalbim hala.
12 Eylül 2025
ÖZGÜRLÜK PARKI
Avuçlarımda yüreğimden kayan sıcaklık gibi
Bahar dallarında çocuk sesleri,
Biri sensin bir de özgürlük parkı dişi ve çekici
Senin adını koymuşlar oradaki heykellerden birine
Derler ki hırçın dalgalarla bezenmişti hayatı
Şimdi bir ağacın gölgesindeki huzurdur
Ve öylesine saftı senin gibi
Biri sensin bir de özgürlük parkı var hayatımda
Sizinle yürüyorum
Ve yürümem güçlü bir alev gibi sürecek biliyorum
Yelkenim kabarmış rüzgarınla
İçmişim rengini kanıma
Sevmişim tutulmuşum sana, kolay değil
Özgürlük parkında yürümek böylesine aşkla
Senin adını koymuşlar oradaki heykellerden birine
Derler ki ateşten bir gömlekti hayatı
Şimdi ağacın gölgesindeki ak güvercindir
Öylesine dokunulmazdı beyazlığı
Bir sen varsın bir de üç heykeli özgürlük parkının
Sizlerle buluşuyorum gökyüzüne uzandıkça ellerim
Hırçın ve mağrur yalnızlığımın güllerini savuruyorum yüzüne
Birlikteyiz, biz ve üç heykelin serin gölgesi
Ve dışımızda alabildiğine uzanan güneş
Her şeye yeniden başlamak mümkün diyebilmek
Seni ve özgürlük parkını sevmek
13 Ağustos 2025
YANA YANA
Günlerdir dinmedi fırtına
pencerenin önüne gelen iki kumrudan
haber yok hala
rüzgar her defasında uçurdu doğradığım ekmekleri
acaba yuvaları dağıldı mı
nereye sığındılar
benim de içim içime sığmıyor her yer yanınca
benim de dallarım kuruyor ağaçlar gibi
yanık kokuyor ekmek
içime çektiğim hava
fırtına bir kırbaç gibi dövüyor alevleri
kumrular ağlıyordur bu hale
duyamıyorum seslerini çoktandır
nereye göç edeceklerdi yine
hatalar günahlarla için için yanarken
nereye göç gideceğiz
gidecek yerimiz yok ki bu evrende
yok oluyoruz birlikte
dönüp duruyor sefaletin
açlığın gözleri gazzeli bebeğin
kuşatması altındayız başka bir alevin
yanıp yanıp son bulacağız
kaçmak kurtulmak değil
sönmesini beklemek çözüm değil yandıkça
kuşlar kelebekler kavruldukça
çekildikçe suları göllerin
çağlaması durunca ırmakların
bu yağma bu talan sürdükçe
zehir akacak daha içimize
konacak çiçek bulamayınca arılar
can verdikçe hışırtısı ormanın
sönmesini beklemek boşuna bu yangının.
21 Temmuz 2025
ÖPÜLEN ACILAR
Gözlerinizden değil
Acılarınızdan öpüyorum sizi
bir kadın boğazlanmış yine
Görün,
bir adamın üstünden basıp geçtiler
boyun eğmeye alışalım diye.
Murat hala hapiste
tahliller isteniyor yeniden
Yüz derece ateşi var güneşsiz hücrede
Sonra taşıyacaklar kalbini
iki hapishane arasında
iki polis kolunda
Acı,
bir pıhtı gibi oturacak içimize.
Bak bir insana daha kıyıyorlar yine
Acılarınızdan öpüyorum sizi
Bütün yoksunluğunuzdan öpüyorum
Bırakın Murat'ı
Diz dize cesaretimizle
açıyoruz kuru otlar üstünde.
Ellerimiz kelepçeli, çaresiz değiliz
Direncin isyanı bu
Bir ışık sızıyor acının kenarından
İçi hasret dolu,
Karalar bağlamadan
Yol veren dağlardan ulaşıyor elden ele
Acılarınızdan öpüyorum sizi.
YALNIZLIK SARHOŞLUĞU
YALNIZLIK SARHOŞLUĞU
Kaç gün oldu saymıyorum
Önce Arif sonra sen
sohbet etmeyi unuttum arkanızdan
Kalmadı çalınacak kapı
Biliyor musun
beygirler gibi ağlıyorum yalnızlıktan
Arif beygir derdi çizdiği atlara
Hayra alamet değil
nereye baksam gözüm seğiriyor
yürürken sokaklarda.
Atölyenin önüne bağladım kendimi
Tozlu pencerelerinden baktım
seni görmeye çalıştım karanlıkta Bedri.
Fırtınalı havalarda durulmaz buralarda
Nereye gitsek aynı yerdeyiz
Gidilecek başka yerimiz mi var
11 Temmuz 2025
BAŞKA BİR DENİZİN KIYISINDA
Deniz bir geliyor bir gidiyor dağlardan gelen esintiyle
savrulan dalgaları karşılıyorum
Üzüntü ve sevinç iç içe.
Başka bir diyarda mıyım
Adını bilmediğim bir ürperti
anlaşılmaz bir yalnızlık belki.
Bildiğim bir şey var
geçecek bu yaz da ötekiler gibi
sadece deniz kalacak geride.
26 Haziran 2025
KUŞ SESLERİ VE AĞUSTOS BÖCEĞİ
Ses yok mu diye sordu adam
Nasıl olmaz, füzeler var ya!
Bak bir de fısıltı gibi
Kuş cıvıltıları yanımızda
Ama sığınaklara giremiyorlar bir türlü!
Ve onlara eşlik eden
Ağustos böceği de katıldı aramıza
Bu yaz bütün canlılar
Aynı korkuda
18 Haziran 2025
DENİZLERİN DOĞRULUĞU
Yerini dolduramaz, hiç bir aşk
denizler olmadan yaşayamaz
Oysa denizler vuslatı anlatır
Bazen göz yaşlarıyla olsa da mutluluk
doğruluk hep sevdaya ait.
Ama denizin hakkını verelim, aldatmaz
kimseyi, arkasından bıçaklamaz sevdiğini,
yalan yok bunda
kusursuz bir sevgiyi aşılar insana.
Sonunda dönecektir elinde
güllerle kavuşmanın coşkusu,
doyurarak içinde büyüyen açlığı
vazgeçemediğin kadar seveceksin onu.
Denizden yoksun kalmış büyük aşklar
buruk bir aldanmadır oysa
denizler böyle anlatmıştır doğruyu.
17 Haziran 2025
VEDA
Peşi sıra geliyor ölümler
teker teker düşüyor
dostların acı haberleri.
Bu kadar çok muyduk
diye sormak boşuna.
kaybederken birimizi
bir çağ yorgunuyuz çünkü.
Arkadaşların yokluğu
dolduruyor sokakları.
Eksilmeyen bir tadı var
devrimin içimizde
ne çaresiz ne tam kederli.
15 Haziran 2025
GÜLÜMSEYEN GÜLÜŞ
Neden gülüyoruz
Düşünüyorum bazen bunu
Zıp zıp yürüyen kırlangıça da gülüyorum
Şapkası altından müzip bakışlı ihtiyara da.
Nedensiz gülüşlerimiz de var
Derisini döken bir kertenkele gibi
Boş vermişliğe de gülüyoruz bazen.
Ama mutluluktan çatlarcasına bir neşeyle
Güldüğümü çoktandır unuttum.
ALINACAK DERSLER
Paslanmış bir kuytuda
kapısını çalmaya korktuğumuz
bir izbelik midir ruhumuz?
Nereye gizlenirse gizlensin
varlığımız o geçmişte saklı
Dürüst olalım kendimize.
Korkutucu gelebilir bu çoğumuza
Ben alıştırdım kendimi yüzleşmeye
Kaçmak boşuna.
Bana rengini veren o izbelikte
geçirdiğim zamanı
şimdi yeni giysim için
biçiyorum kendime.
Uymadığını anlarsam bedenime
aynı izbelikte alacak yerini
Kararlıyım bu konuda.
KAYBEDİLMİŞLER YURDU
Ölmez diye geçer adım
Makbule hanımın kayıp oğluyum
Her gün yeniden doğurur annem beni
Her hafta aynı suyla yıkar yüzünü
Bir Cumartesi Annesi omzunda taşır kalbini.
Gözaltında kaybedilmişim
Adım öyle yazılmış pankarta
Aldırmaz yağmura, soğuğa
sırtında taşır bebesini.
Son bulmaz bekleyişi
Oğlum bir gün gelecek der
dilim dilim dizer hasretini
istediği adalettir
Terk etmez köydeki evini
oğlu gelince bulsun diye.
BİR ÇAĞ YANGINI
Oyun konsolunda dövüşen çocuklar gibi
Yeni efendileri çağın
Halkların üstünde tepişirler
Ellerinde kılıçları gibi füzeleri
sofralarda çatal kaşık gibi kullanılır.
Oldum olası böyle yazılmıştır tarih
Doymak bilmeyen iştahla
alınmış ölüm fermanları.
Önce çocuklar ölür.
11 Haziran 2025
YOKLUĞUN SANCISI
Şiir yazamıyorsam artık
Bil ki susmuşum kapında
Göçmen kuşlar terki diyarda
Susuz kalmışız besbelli
Toprak cılız rengini çalmış bizden
Yok yüzünde tek gülümseme.
Yapraklarını döker ağaçlar
Yalnızlığın ormanındayız
Dargın kalmış ayrılıklar
Söylemeye gücümüz yok
Ölmeyi beklemektir tek suçumuz
Adını koymasak da.
İNSANLIK DERSLERİ
Gökyüzüne bakan bir pencerede yaşadım
Her güzel başlangıç kadar temiz adım!
Sen kötülükler üstüne kazılmış
çıkmaz bir leke gibi kalacaksın.
Adın utançtan sonra gelir.
Boyuna hırpalanmışım.
Duvarlarda asılmış olsa da öfkem
hücremdeki sayfalarda içilen çayın
renginde demlenmişim.
Ben A harfiyim her başlangıçta.
Senin karanlık dehlizlere gömülmüş gölgen
silinmiş bir harf kalacak sözlüklerde
bütün dillerde geçerken adım.
Yarına uzanmış ağaçlar
köklerimden bağlanmış toprağa.
Ben A harfiyim her başlangıçta.
Fırtınaya boyun eğilmezlik karakterim.
Sen suları çekilmiş göller gibisin
kuraklığın ayazında gömülmüş adın.
Yoklukla beraber hatırlanacaksın.
ESARETİN DİRENCİ
8 Mayıs 2025
MEYDAN IŞIKLARI
Nelere göğüs geriyoruz bak
Direnmeye yetiyor hala nefesimiz
Her sabah yeni bir sarsıntı
Olmaz bu kadarı diyorsun oluyor
Engeller kuşatıyor hayatı
Karanlıkta meydan ışıkları
Göz göz ne güzel uyanıyor oysa
Yasaklara rağmen aydınlatıyor geceyi
Biraz daha kararlı yürüyor menzile
Kalabalıkların adımları şimdi
Bu iş olacak diyorsun sonunda!
3 Mayıs 2025
ÇIĞLIK
o çığlıkları duydum hep
Karadeniz'de batırılan bir gemiden
çaresiz bir kuytuda derinlere işleyen bir yaraydı
tutunmuştu içimize
sülfürlü toprakla örtülmüş dağları yaran
bir madende bulunamadı bedenleri
sokakta patlayan bombanın sesinde
uzak diyarlara kaçan bir gölgeydi denizlerde
bombalanmış evini gömerek acısına
ekiyordu tohumlarını
başka bir ülkenin çatlağına
yıkılmış kolonların altında
kimin ayak izleriydi çığlıklar
kötülükleri üstümüzü örten
ağaçları kestiler yol oldu
suları içilmedi dağların
toprak ağlardı nehir ağlardı o zaman
göç verirdi içimize
ABLUKA ALTINDA İSTANBUL
İşte abluka altındayız yine
tel örgüler sarmış meydanı
leylak kokulu sokaklar tıkalı
Boğaz vapurları uzakta şaşkın
Boğazdaki akıntı da şaşkın martılarıyla
Haliçin suları da dargın ablukada
Yeditepenin yokuşları
dar yolları sıkışmış, geçitler de yorgun
Taksim yine sessiz, vakur ve dimdik ayakta
acelesi varmış gibi
Meydanı bekleyen güvercinler de sabırsız, telaşlı
Gölgelerin silindiği sulara yansıyan kalabalık
sevincin gök yüzüyle ağarması
abluka altında direnen ışığın sarması her yanı
Koşuyor insanlar, aydınlık aşıyor ablukayı
Vapurların çalıyor düdükleri,
karşılıyor sabahın tan rengini
neşeli çocukların çığlıkları kırıyor ablukayı
İstanbul kırıyor zincirlerini.
19 Nisan 2025
DERVİŞİN GÖZYAŞLARI
"Ağınlı akrabalarıma selam olsun"
Sözünde gönül eğirdim
Yüz sürdüm hürmetine,
Kulluk ettim yemine
Yoluna el verdiğim,
Şerbetinden aşkını içtiğim ey erenler
Hangi hücreye atılsak
Dört duvara sığmaz ufkumuz
Esirger bizi estiğin rüzgarlar
Yeşerdiğin yaprakta korkusuzluğumuz
Dolaştığın bulutta neyi ararsın
Nasıl bir sevdadır bu
Bitmez susuzluğumuz
Kahır değil direncimizdir acımız
Açar açar da çoğalırız.
13 Nisan 2025
NİYET MEKTUBU
Bir köy mezarlığında gömülmeyi isterim
Ağaçlar arasında bir çukura bırakın bedenimi
Başımda basit bir taş olsun yeter
Üstümde yeşeren otlara dokunmayın
Bulutlar beklesin gençlik günlerimi
Rüzgar örtsün acılarımı
Kuşlar tarasın saçlarımı
Bir köy mezarlığına bırakın
Kimse uyandırmasın beni.
12 Nisan 2025
TERSİNDEN DÜNYA
Bir de tersinden bak hayata olamaz mı?
Bak bir çocuk nasıl gülüyor küskün kalabalığın içinde
Çamurlar arasından çıkıp gelen arınmış bir su gibi
Damlalar nasıl besliyor koskoca gölleri
Yeşeren bağ çubuğu dayanıp ayaza
Yeniden büyütüyor meyvesini
Bir anne sevinçle gezdiriyor çocuğunu
Nasıl değişiyor yaprakların rengi biraz daha
Nasıl sevinçle oynuyor okul bahçesinde çocuklar
Bak nasıl dönüyor grevci işçiler evlerine
Kazandıklarını almanın neşesiyle
Bir de böyle bak çileyle yaşadıklarımıza
Hücresinde duvara asılmış umuda bakana
Her şeyi göze alıp yetiştirmek için haberi
Kalemine sarılan gazeteciye
Öğrencilerine ayakta durmayı da öğreten hocaya
Bir de böyle tersinden bak hayata.
21 Mart 2025
YÜRÜYÜŞ
Kara örtüsünü giyinmiş zemheri bir kış
Oysa ağaçlar yeniden çiçeklenmiştir
Kuş kanadı çırpıntısında uzamış dallar,
düşülmüştür yollara
Çocuklar için özlenmiş yarınların
esintisi vurmuş yüzlere
Kızıl bir rüzgar uçurmuş gölgeleri
Biliyorum hızlanacak adımlar
Yırtılacak korkunun örtüleri
Yeni bir sabahın baharında uyanır gibi
dolduracak artık neşemiz sokakları.
Mart 2025
17 Şubat 2025
SESSİZ BULUT
Dalları eğik yaşlı ağaçlara bakarken
huzurlu bir ufuk çizgisinde
aklımdan geçti yaşanmış yıllarım.
Bilsem bir ömür böyle geçecek,
sessiz bir bulut gibi
beklerdim başlarında.
Arındım bütün ağırlıklardan,
vakur bir sessizliğe
gizledim kendimi.
Sonra açık denizlerin
çok uzak kıyılarında karşıladım
yalın bir sevinci.
5 Şubat 2025
6 ŞUBAT HAYKIRIŞI
Gözlerinden tutabildim seni
Tonlarca kötülük üstümüzde
Kurtulsam ne olur diye bağırdım sen yoksan
Soğumuş ellerin saplanmışsa içime
Kar taneleri gibi yıldızlar
Yalnızlığı serpiyor üstüme
Kanadı kırık bekleyişlerim
Çaresizlikten değildir
Kötülüklere zincirlenmişse
Taşın altı oda, duvar pencere ise
Kim ağlar ki bizim kadar kim ağlar
Karanlık yapışmış tenimize
2 Şubat 2025
HAVA KURŞUN GİBİ AĞIR
Geçmese bile geçmiş olsun diyorum
hapishaneden çıkan arkadaşıma.
Soğuk havanın kekremsi tadı
kalmış aklımda.
Bir türlü açmıyor yıl başı çiçeğim
darılmış besbelli.
Buzulların örttüğü bir hayata
katlanıp duruyoruz
Torunum yüzünden odaya yayılan
iyimserlik bir yanda.
Bağırmak istiyorum bağıramıyorum
hava kurşun gibi ağır şairin dediği gibi.
......
20 Ocak 2025
YAĞMUR OL ORMANIMA
Ovada inliyordu yağmur
Deniz gülüyordu küskünlere
Gülsün halime de
Günahlarıma, sevaplarıma
Aldırmam, alayına.
Sonra kendine çeksin yıldızlar beni
Yağmurla dolsun ormanlarım
Derinlerime işlesin su
Kavrulmuş köklerime
Nehirlerimle birleşsin sonra
17 Ocak 2025
KORKU DAĞLARI
Korkuluklar vardır hep kapatır yolları
aşkı, sevdayı zincire vurur
insanı zavallı yerine koyan
söz dinlemez o karanlıklar.
Artık elinden tutulmaz yarınlar
uçurtmaları süzülmeyen baharda
üzgün bir pınar,
sahipsiz eşyalar gibi kalacaktır.
Böyle büyür arkamızdan
bize benzemez çocuklar
yeni ülkelerine uçarlar
ama sarışın, ama mavi kanatlarından.
Korkuluklar ve biz kalırız
günahlarımızla yanan otlarla
dönmelerini konuşup,
bakarız arkalarından.
13 Ocak 2025
SINIRDA
1 Ocak 2025
DUT AĞACININ MÜJDESİ
Bir tek o kaldı
o kaldı yanımızdagökyüzünü bir gölge gibi kapatan
rüzgarımızı durduran
kuşları kaçırtan
gökdelenin karşısında.
baktım baharla uyanan dallarının ucunda
yeşillenmiş tomurcukları dut ağacının,
bir tek o kaldı avucumuzda.
DÖNGÜ
Küçülmüş kazaklarımızdan söktüğü ipleri
Yeniden örerdi annem
Bizi giydirmek için.
Zaman sökülmüş ipler miydi
Giyilmiş bir kazaktan
Örüp duruyorduk yeniden.
16 Kasım 2024
HİROŞİMA KARDEŞİM
Görmediniz ki
"Büyümez ölü çocuklar"
Eyy mahalleli
Kapıları kilitli
Çalsanız bile açılmaz
Bağırsanız duyulmaz
Öylece uyur beş kardeş
Yırtık bir gecenin kucağında
Açlıkla dolu gözleri
Analarını beklerler
Baba hapiste
29 Ekim 2024
LEYLEKLİ GECE
havada daireler çizerek
göçen leylekleri gördüm
her dönüşlerinde kirlenmiş ülkelerine
acıyarak mı bakıyorlardı
biraz daha azalarak
biraz daha küserek
30 Eylül 2024
BÖYLEDİR İŞTE YAZ
Böyledir işte yaz
bir ömür gibi
parlar ve söner hep
yazdan kalan kuru otlar tutuşur birden
bulutlar kapatır göğü
kış yağmurları
yeni bir yazı besler durmadan
sen göremezsin bunu
26 Eylül 2024
ZAMAN ÖTESİ BİR SEVİNÇ
Ansızın yaşanır sararmış yaprak renginde
Kollarında taşıdığın
Zaman ötesi bir sevinç
Dostlarla dolu bir sofrada
Neresinde ömrünün bilmediğin
Bir çağlayanın sesinde
Hayata bağlanmayı öğretir
tutuşmuş sonbaharın renkleriyle
Kucakla onu
Vazgeçtiğin denizler karşılar seni
kurumuş otların sahilinde
Başka hayalde
11 Eylül 2024
NARİN'E AĞIT
Neredesin menekşe yüzlüm
Hangi taşlara gizlenmiş saçın
Hangi sulara gömülü gözlerin
Nasıl kaybettiler izini.
Sorsak ne diyeceklerdir
Nasıl örtecekler ayıplarını
Elbirliği edilmiş
Kötülüğün bulaşıcı yeminiyle.
Kimden korkuyorlarsa
Neden saklıyorlarsa
Günahları sığmaz yere göğe.
Ekinler öfkeli ayazda kalmış gibi
Açmaz oldu yazın pamuk tarlaları
Neden susuyorlardır neden
Ah menekşe yüzlüm
Yere eğilmiş dalım
Kurumuş yarınlarım
Küskün çiçeğim
Kara ggözlüm benim
Sen biliyorsundur her şeyi .
24 Ağustos 2024
VERA VE BABASI
Ne desem bilemedim
annesinin elinden kopunca Vera
Baktı babasına giden yola
tel örgülerin arkasında
Bir masal kahramanıydı babası
incilerle süslü kolyeyi boynuna takınca
Uzun yolculuklarda çiçekler
böyle açardı uzun saçlı çocuklara
Gece ışığını denize ödünç verir
Vera'nın rüyaları yansırdı sulara
Kuşların bir bildiği vardı
mektuplar yazardı küçük elleriyle babasına
bana gökyüzünü getir derdi
Önce haftalar, sonra aylar geçti,
kaç bahar daha boyu uzadı umutlarla
Düğümler çözülünce
babası gelecekti yanına
Anlattığı masal güzel bitecekti.
20 Ağustos 2024
RİNDLERİN ÖLÜMÜ
Kervan geçmez bir yerde
susuz ve aç kalabilirim artık
Sonsuza kadar bekleyebilirim
doğacak bütün çocukları.
Yeni biçilmiş otların kokusunu giyindim
Sürülmüş toprakların uykusunda
Sizi uyandıran ışıkta gizledim kendimi.
Sabahın serinliğinde yola çıkan
küçük telaşınızdayım artık
Hatırlamanız için beni.
Sevdiğiniz gülün rengiyim
kapınızda karşılanmış sevinçler gibi
Arkanızdan yürüyen gölgeyim şimdi.
8 Ağustos 2024
VEDA
eski şiirlerden...
Kusurlardan arınmış bir veda
gönlümde yerin hazır dercesine
uzak yolcukların yorgunluğunda
gökte kavisler çizerek uçan bir kuş sürüsü
yüzünde esintiyi andıran
unutulmaz bir gülüş
şimdi bir veda zamanı
sevince kanatlanan
savaş ilahlarına inat
demiri devrimin kalıbında döven
hasretin baş eğmez tepelerinde söylenir
hey hey diye başlayan şarkılar
"dostların arasında"
"güneşin sofrasında"
hey heh
uçsuz bucaksız güzelliği umudun
bu bir veda değil
sesimizin fidelerinden yeşerecek çocuklar.
8 Ağustos 2024, Ayvalık
1 Temmuz 2024
RESSAM VE TÜY
ŞİİRE YAKIŞAN
Hava kurşun gibi ağır
pasın yıllardır kemirmesi demiri
kederli yürüyüşü akan siyah suların
acılarla bilenmiş öfke
denize dikine inen sessiz kayalar gibi
saplanmış içimize aşınmış umutlar
gövdesi yarılmış ağaçların
böyle havalarda şiirler nasıl yazılır
ne rüzgarın masum esintisi
ne çaresiz çırpınışı yeter denizin
haykırmak yakışır ancak şiire
isyanın yol araması kendine.
SAHİLE VURAN TEKNE
25 Mayıs 2024
ALTINI ÇİZDİKLERIM
yazımın altına
bir çizgi çekiyorum
sabırlı çileli bir arzuyla
şiirimin altına
bir çizgi daha çekiyorum
bütün inadımla
duyulmayan öfkemin altına
bir çizgi daha çekiyorum
nefesimi tutarak
çizgiler arttıkça kabarıyor
yaşama sevincim.
21 Mayıs 2024
BAVUL
Meraklanmayın toparlandım
Yolculuğun keyfine hazırım artık
Düşünecek bir şey yok fazla
Ağlanacak da
Hazırım işte
Gereken her şeyi aldım yanıma
Özlemlerimi
Mutlu anılarımı
Okuduğum kitapları
Yazdığım şiirleri
Doğdunuz günleri
Acıkırken ağlamanızı
Her şey bavulumda
Hazırım yolculuğa
En güzeli ne biliyor musunuz
Hasret yok oralarda
Parçalanmışlık yok
Onları bavula koymadım
Ama fotoğraflarınız
Sizlerin ve annenizinkileri aldım yanıma
Gençliğimin toprağından
Yetişen her şeyi
Koydum bavula
Sığmaz diyordum baştan
Ne kolaymış meğer
Hepsi sığdı
Tasalanmayın
Ben bavulumla
İyiyim yanınızda
22 Nisan 2024
YAZ KIVILCIMI
7 Nisan 2024
YAREN LEYLEK
Bulut ödünç verdi ihtiyara kanadını
göl umudunu
rüzgar uçurdu haberi
Yaren leylek duydu bunu
gölün ucuna kondu
yani adamın başına
gagasıyla selam verdi
sallandı dünya
Yüzünün şavkı ihtiyarın
oracıkta bir başka vurdu suya
ağaçlar oynaştı
hasret tomurcuklandı
asıldı küreğine
ağlarını serdi umuda
1 Nisan 2024
BEN EN ÇOK BABAMI ÖZLEDİM
Kanatları yorgun, erken göçerlerdi
babamdan bilirim
sigarayı içine çekerken
gözlerini kısardı
kısacık biterdi baharlar
neden bilinmezdi, çabuk ölürlerdi
razıydı eksik kalana
ne zaman gitsem veda bakışları
gözü yaşlanırdı görünce torunlarını.
Yaşlanınca ağır geldi hayat
ve istediği oldu sonunda
dayanamadı kalbi.
Şaka yapmayı sevmezdi
1 Nisan günü toprağa verdik onu.
AFRİKALI AĞIDI
Silmeyin yüzümdeki savaş boyalarını. Sakın silmeyin Bırakın kalsın tamtam sesleri ve tenimde isyan.
-
Ölüm birleştirir bıraktığı boşlukta onları
-
Peşi sıra geliyor ölümler teker teker düşüyor dostların acı haberleri. Bu kadar çok muyduk diye sormak boşuna. kaybederken birimizi bir çağ...
-
De ki nedir sihir Günler yorgunsa Aydınlığa çıkmak için İçimizden silinmez Unutulmamış acılar Elini ver gülümse De ki zamanıdır Yaraları ...