2 Aralık 2022

GECEYE UYANIRKEN

 Işığın etrafında dönüyor kelebek

çaresiz  kanat çırpmalar

gölgemdeki  büyük yalnızlığım gibi. 


Her sabah böyle uyanıyorum

çıplak dallarına ağacın 

konsun diye serçeler. 


Eğilip akan suya  dokunuyorum

günün savruk perişanlığı

başladı yine. 



21 Kasım 2022

SABAHIN CESARETİ

 

Bilmiyorum, o boşlukları nasıl doldurmalı şimdi.

Dağılmalı endişeler, korkunun arkasında dizili çaresizliği, kimler yalanlar. 

Aksın gürül gürül onlar. 

Söz eğilmesin, mahcup, korkak kalmasınlar. Cesaret sağılsın

Yoksa, başka yolu yok yaşamanın.

Savun soylu direncini. Kalk, yüzünü yıka  kuytuda bekleyen yüreğinde doğrularla.

Yoksa, barbarlar kıyacak yine çocuklara.



16 Kasım 2022

TOHUM

 

Yine dayanamayıp
O sakladığım tohumu
Ekiyorum avucuma
Yeşermesini bekliyorum
Yeni bir rüzgarda açsın diye

SERÇE SEVİNCİ


Dışarda hava soğuk
Ben yorganın altında
Perdenin aralığından soluk bir ışık
Bir serçe sesi üşüyen omzumda
Kanatlanıp duruyor boyuna

7 Kasım 2022

SUSKUN DEVRİMCİ


(Nasuh Mitap için) 

göz renginde tanıdım erişilmezliği 
hangi bilinmez çiçeğin açtığını 
uzun yolculuklarda 
içimde titreyen arzuyu
beklerken gövermeyi 

ufukta toplanan kızıllığı seyrettim
kabullendim hasreti
sevdiğimden ayrılmayı
yıllarca hapis yatmayı

isyanımı göz renginde sakladım 
ve tarihin keskin eleştirisini
ama teslim olmadım.


24 Ekim 2022

YAZ BİTTİ


Kolay değil kabullenmek

Ama yaz bitti sonunda

Takıl göçmen kuşların arkasına

Vaktidir artık

Tası tarağı toplamanın

Üstümüze serildi sonbahar

Vedalaş denizin mavisiyle, 

Bütün yaz iyi geldi sana

Hoşçakal de kumrulara, 

Yuvalarını kurdular sonunda

Toprağını havalandır kayısının, 

Rüzgar epey hırpaladı dallarını 

Ama  bol meyve de verdi sana

Ortancalarını unutma budamayı, 

Körpe dallarını ayır

Seneye görüşmek üzere selamlaş zakkumla, 

Bütün yaz açtı  sana

Yaz da bitti sonunda

Ekilecek tohumlar saklandı gelecek yaza

Kış hazırlıkları tamamlandı 

Tarhana, makarna, salça

Rüzgar ve güneş yetti ucu ucuna

En son zeytinler karardı

Yaz da bitti sonunda 

Buna üzüldüğün kadar

Başka şeyler de var aklında

İyi gelmiyor sana bu havalar

Solgun bir yüzü andıran yaz, 

Bu yitirilmiş zaman

Kaybedilenleri hatırlatıyor 

Sürünür gibi yaşamak ağır geliyor sana

Arkandan kovalıyor rüzgar 

Hadi vedalaş onunla

Yaz bitti sonunda

21 Ekim 2022

MADENCİNİN TÜRKÜSÜ


 

 Nereye gömerseniz beni

Bilin ki yeşeririm orada

Nasıl kazdıysam toprağı

Bir gün çıkmasını bilirim 


Nereye gömerseniz beni

Bilin ki güneşi görürüm hala

Nasıl kazdıysam karanlığı 

Bir gün kurtulmayı bilirim 




Nereye gömerseniz beni

Bilin ki soluğum dağlarda yaşar

Nasıl kazdıysam kayaları 

Bir gün kavuşmayı bilirim


Nereye gömerseniz beni 

Bilin ki yanınızda açan çiçeğim

Nasıl döküldüyse yapraklarım

Bir gün çoğalmayı bilirim 


Nereye gömerseniz beni 

Bilin ki içinizdeki alevim

Nasıl elmasa çevirdiysem taşı

Bir gün yeniden doğmayı bilirim 

22 Eylül 2022

MAHSA AMİNİ İÇİN AĞIT




 Saçlarına konan serçeler midir Amini

Şimdi dolduran sokakları

Dağ kükredi gök kükredi sonra

Bütün kadınlar kesti saçlarını


Gözlerini kapadığında 

Açıldı bütün peçeler

Ellerin deniz kokusu mu Amini

Dağ kükredi gök kükredi sonra


Şimdi gökyüzü çağrılıyor adınla Amini

Genç bir kadın öldürülmüş 

Saçlarından tutuştu dünya

Dağ kükredi gök kükredi sonra


 

2 Eylül 2022

BARIŞA AÇAN ÇİÇEK

 

Ellerimiz kelepçeli 

gözlerimiz kilitlenmiş bekliyoruz

toprak sessizliğe gömülecek mi yine

boyunları bükük yaşlılar

zorbalar gelecek diyorlar

Dinledim içimizde biriken 

ekilmemiş  topraklar kadar

uzun terk edilmişiliği. 


Nereye konsun ki göçmen kuşlar 

yeşersin başaklar diye 

nasıl yoğrulursa hamur 

nasıl bölüşülürse ekmek

nasıl  geceden açarsa çiçek 

vakti gelmedi mi daha. 


Bunları düşündüm boyuna

yıkadım yüzümü gökyüzüyle

ses verdim duyulsun diye

zorbalar gelemez artık buraya

Siz bakmayın yaşlılara 

hiç bir yasak küllendiremez 

bir çocuğun kalbinde yeşeren çiçeği.

23 Ağustos 2022

DÜN GİBİ GEÇMESİN ZAMAN

dün gibi geçecek bir güne 

merhaba diyemiyorum

kümesin tavuğu olamıyorum

bir türlü 

yumurtlamanın sevincini duyuran


ağını  umutla akşamdan denize serpen

başka bir sabaha uyanmak isterdim

o balıkçı gibi 

ama olamıyorum işte! 

kabahat kimde mi? 

sorulması en kolay soruları 

yapamadıklarından seçtin yine


yenilgiyi kabullenmek mi bu

bile bile 

korkak savaşçı! 

huzurlu sandığın o gölgede uyukla daha

dün gibi geçecek bir güne

sayıkladığın umutlarla  uyanmadan

yıka ellerini ve anla

arın ki  yalnızlıktan 

doğacak bir günü karşılamayı

o zaman hak edersin unutma!


11 Ağustos 2022

EDİRNE GÜNLÜĞÜ

Edirne'deyiz, puslu bir hava

Meriç hırçındır, bulanır suları

Kimse kaldıramaz yerden

Öyle ağır yükü acının

Böyle  yaşanmıştır Edirne'de  üç yıl.


Edirne'de bir Eylül sabahı

Radyodaki  ses kapında

Çatılır silahlar, ev basılır

Kitaplar toplanır

Meriç derin uykudadır

Ellerin bağlı

Gözlerin kapalı

Dört duvar gecedir gündüz

Hüküm verilmiştir.


Edirne'deyim vakit sonbahar

Kırmızı yakışmaz  bu şehre

Sokaklar boşalmış

Akan kan durmuştur

Başka türlü çalar davullar

Kimilerin acısı kimilerin sevincidir

Vurulur ha vurulur

Emeğin köleleliği  kurulmuştur.


Meriç böyle akmış yıllardır

Böyle eğilmiş söğütler 

Suyun rengi çalınmış

Toprak küllenmiştir

Edirne şimdi sessiz

Saklanırsın kendinden

Kah korkar kah ağlarsın

Bir yaban gibi kopmuş  dağından

Yolun uzun yolun yokuşlu

Kaç yıl daha geçecek 

Ne beklenir yarından

Eğilmiş söğütlere nasıl anlatılır 

Nasıl söylenir unutulmayan şarkılar.


Nasıl gidilir Edirne’ye 

Göz yaşlarım kapatmış yolu

Bıraktığım yerde midir

Kapalı çarşıda kokladığım hava

Yürüdüğümüz yolları Karaağacın

Nasıl giderim Edirne’ye bir daha

Bunları sordum kendime

Günlüğümdeki sayfada.

9 Ağustos 2022

ELİNİ VER GÖKYÜZÜ

Gidelim derdin giderdik

sen geldiğin yerleri özlerdin

Gece mavi dağları aşardık

yakındı içimize kuşlar 

Sokulurduk birbirimize 

dizin dizime değerdi

Karlı geceden geçerdik.


Omzumda uyurdun, 

kucağımda  çocuğumuzla

yıldızlara bakardım

her yer beyaz her yer yüzün

Bak ne güzel bahçe, ne güzel evimiz

İyi insanlardı  komşularımız. 


O küçük evi doldurduk birer ikişer

en güzelini sen seçerdin 

yeni örtüler, yeni yastıklar

balkonda çiçekler

Belki bir gün döneriz derdin - canlanırlardı. 


Göğe bakardık ikimiz içindi gök

Hanımeli koklardık ikimiz içindi  hanımeli

Balkonda şehir ışıl ışıl

Küçüktü evimiz, küçücüktü masamız

üzeri dopdolu

En güzeli senin olmandı. 


Gidelim derdin giderdik

Saçlarının kokusundan anlardım

Sen varsan ayrılıklar güzeldi 

Sabretmeyi sen öğrettin

Elini ver göğe bak  derdim

Yeter ki ayrılma yanımdan.


(Ayvalık, 2021)

8 Ağustos 2022

NİYET TAŞI


sonra bozuldu çardak

göçmen kuşlar geçti üstümüzden

bahçede havuzun suyu  çekildi 

imgeler dondu  soğukta 

yaşatmak için korlanmış ateşi 

kimi bulacaksın şimdi yanında.


sonra uzaktan baktık vadiye inen suya

beklemiştik başında yıllarca

aynı çardak kurulsun istedik 

bir efsanede yazılıydı adlarımız

her bahar anıldık  yakılan ateşte

böyle okundu ağıtlarımız

böyle saklandı niyet taşı. 


sonra dağıldı sofralar

her yerde çaresizlik

dilekler değil üzüntüler

hayal kırıklığı ve yenilgiler

bağlandı dallara

böyleydi işte perişanlığımız

karanlığa kilitleyip kendimizi

göçtük başka yıldızlara.

(2022)



3 Ağustos 2022

SON SERGİ




Ne güzel gülmüşsün be Arif
Hep böyle gülerdin zaten
Yüzün asıkken bile gülerdin
Kızarken de gülerdin
Ama  dargın kalmazdın  kimseye.

Çoğalırdık yanında, hatırlarsın
Sen varsan biz olurduk
Atölyende kimler buluşmazdı 
Ah yazamıyorum şimdi 
Ne söylesem eksik kalacak birileri. 

Bu son serginde öyle aradım ki seni
Orada mısın diye  bakınırken
Boğazımdan geçmedi ikram edilenler
Arkamdan usulca omzuma dokunmanı bekledim
Seslenmeni bana.

Sergin çok kalabalıktı, görmedin
Kimseyle konuşamadım 
Konuşabilsem seni soracaktım 
Bize bıraktığın emanet çok ağır diyecektim onlara
Hayalini gözledim kalabalıkta
Oradaydın biliyorum, aramızdaydın
Herkesten  sahiciydin, herkesten sevecen.

Akın Güre

Resim: Mustafa Sevinç

31 Temmuz 2022

UYSAL SEVİNÇ



Bir ada yolculuğunda ışığın peşinde 

denizden kokusunu alan rüzgar 

dağılan parçalarımı birleştiriyor


Uzaklara çekiyor beni sevdalarım

tutunacak yeni dallar buluyorum

arkasına gizlenmiş bir koyda


Sonra  bir kumsalda, yıldızların sularda 

yüzdüğü bir gece, yürüyorum

uysal sevincimi takarak koluma



22 Temmuz 2022

PRES


Ne kadar ezildiysem

o kadar çok 

boşaldı  özüm


Tatlım acıma karıştı

razıyım 

canıma değdi

sonunda

SİS


fırtına  günlerdir kesilmedi

yıllarca sürecek diyor birileri

beklediğimiz kuşlar gelmedi

belli ki yakınımızda   değiller

nasıl anlatmalı onlara başımıza gelenleri


yaprakları erken sarardı bu yaz

nefes alamayacak ağaçlar

toprak çatlamış 

belki yıllarca sürecek  diyor birileri


sular kaçmış derinlere

bütün canlılar gizlenmiş

fırtına sallıyor her yeri

uğultusu bir deprem günlerdir

belki yıllarca sürecek diyor birileri


kapı pencere açılmıyor korkudan 

kimse soramıyor  kuşlar nerede

nereye saklandılar

bildikleri ne

7 Temmuz 2022

ARKAMDAKİ ÇOCUK

 

Beni pek tanımazlar, bilirim

Şehir ezberimdedir oysa

Yollar anımsar beni. 

Dingiloğlu parkında babaannem ve kızanı

Akşam kararmadan daha 

Ağaçlarda uykuya dalmadan kargalar 

Ezan henüz okunmamış

İki kaşık dondurma bolcasından

Artık mutludurlar. 


Parkın ateş çiçekleri geceye hazırlanır

Ve kapı çalınır  yaprak hışırtısında 

Gök kızıllanır, mavileşir ardından 

Bilirim böyle akşamlarda yeşerir yediveren

İçimde muska gibi bir sevinç. Gül kokusundan 

Onunla yaşamak isterim hep. 


Beni tanıyan pek kalmadı buralarda

Gövdesi yarılmış bir çınarım artık

Dallarım gövermiş

Gölgem uzamış arkamda. 

Kalacak yerim yok

Devrilmiş eski Bulgar evi

Dibinden kesili ağaçlar bahçede

Yollar yuttu kapımızı, penceremizi

Önce amcam öldü sonra herkes. 


Beni tanımaz çoğu kimse 

Zaman ak bir bulut gibi çizilmiş göğe

Ben hala çocukluğuma giyinirim

Saklanırım  büyüdüğüm gölgeme.

Hiç unutmadım Sevgi ablanın bakışlarını. 

Böyle desinler arkamdan

Bilinmeyen kokularla okunmuş diye

Ve kavak hışırtılarını duymak isterim.

Söyleyin hatırlayanlara

Elinde tahta kılıcıyla

Kahraman şövalyesiyim  çocukluğumun. 


En çok kara  treni özledim 

Gittiğim yerlere taşıdım sesini. 

Ayrılıklara alışmayı öğretti bana 

Gidip de gelmemeyi 

Ama kaçmayı değil.


Böyle  desinler arkamdan

Hasırlar tutuşsun göğe 

Üstünden atlansın ateşin. 

Niyetler çözülsün boğumundan

Düğün, dernek göğe varalım

Olmasak da

Olsak da buralarda.


Geldim hikayemin başına

Bir çiçek bıraktım

Beni var eden çocukluğa. 

Suyunu doldurdum kuşların

Bizi hatırlasınlar diye. 

Böyle yazılmış muska.

2 Temmuz 2022

BULUTLARA BAKARKEN



Umudun bekçisi  ak bulutlara

Yaslanıp ağladım yine bu sabah

Aynı hüzün serpildi  içime

Neden böyle geçer günler

Aynı haberler akıyor alt yazıda

Yüzler asık, gözler yerde

Neden bu acımasızlık

Yükü ağır nefesin

Uzar gider, ezer geçer hayatı yokuşlar

Dayanacak takatı yok 

Beklemeye sabrı yok

Aşınmış kayaların


Umudun bekçisi ak bulutlara seslendim

Al rüzgarını kurtar bizi dağılmışlıktan 

Kendimizi çaresiz sanmaktan, 

Kandırmaktan  kurtar bizi

Can suyu ol yorgunluğa, usanmışlığa

Neşemizi, şarkıları al da gel

Deniz ışısın cesaretimizle

Güven versin kumrunun sesi 

Yoksa susmayacak bu çığlık

Yaramız kapanmayacak.


25 Haziran 2022

YERE DÜŞEN GEYiKLER

 


Geceye bağladı seni fırtına
Dayanamadın ağladın

Sonra zehir kanayan toprakta
Kurudu göller
Kanadı kırıldı kuşların
Kim konaklar yanlarında
Kim içer bu  suyu artık

Kaçamazdı  ormana geyik
Düştü pençesine avcının
Böyle azaldılar yurtlarında
Böyle azaldı sofralarda katık

Ne gürleyen dereler var şimdi
Ne ağaç söken seller
İtiraz eden yok buzul gecelere
Dayanamadın ağladın 




Akın Güre
2022

23 Haziran 2022

GÖLE AĞIT


 

Ey Gölmarmara Gölmarmara 

Nerede öpülesi yüzün 

Su kuşları da unuttu seni

Gümüş balıklarını  bilen yok

Gökyüzü  özledi arkadaşını


Ömüründen sadece 

Çatlamış  toprağın kaldı 

Hayat damarları  kesilmiş canlıların

Gidecek yerleri  yok

Göçün yokluk anlamı


Ne bulut kalır ne özlem

Kuş geçmez asırlar geçer

Ekin ekilmez o yerde

Umutsuzluk saklanır  derin bir kuyuda

Başında  bekler ağıt çığlıkları

21 Haziran 2022

GALAKSİDE BIR ÇİÇEK



Galaksiden çekilen 

fotoğrafa bakıyorum,

merkezinde tuhaf bir yıldız  

dolduruyor  sonsuzluğu.

nasıl etkiler bu  hayatımızı

doğrusu bilemiyorum.


Soruyorum kendime soruyorum da yanıtını bulamıyorum.

Bir zamansızlığın

durduğu yerde biz

ve o tuhaf yıldız.


Ama basit bir sırrı var

galaksinin

buna evrim deniyor

ve hoşuma gidiyor bu.


Suyun kıpırdamasıyla başlayan 

bir ışık hızıyla, karıma

- seni  seviyorum, diyorum.

Köhne dünyayı değiştirmek için iyi bir başlangıç olmalı bu.

Kaç ışık yılından beri böyle,

imgeler sözün rüyasıdır.





18 Haziran 2022

TAŞTAKİ YAZI


Ayakların üşümüş

Nereden giriyor bu soğuk hava

Bu tedirginliğin hangi aralıktan doluyor içine

 

Yalnızlığın boş bir masa gibi 

Yağmur birikintileri

Güneş serpintileri

Kenarda bekliyor seni telaşla. 

 

Hafızandan silinmiş çocuk uçurtmaları

Beslediğin hayaller

Nasıl aydınlatırdı yüzünü

Bir zamanlar


 

Dışındasın içindeyken hayatın

Bildiklerin el vermemiş - ne fayda

Belki böyle kalacak

Başındaki yazılı bir taşta.

GÜLÜMSE HADİ

 

Eskiyen bşr yanım yok
Saçlarım beyazmış 
Ayaklarım taşıyor ya beni
Kalbimde  güneş sönmedi
Başka ne istesem ki

Denize bakarken
İçimde bir yelken 
Ormana bakarken dallarıyım ağaçların
Yollar dolu  gençlerle
Birlikte bakıyoruz uzaktan şehre
Hiç eskimemişim onlar gibi
Şehir aynı şehir,  martı aynı martı
Kız kulesi saraylar vapur sesi
Şimdi İstanbul'dayım

Bulutlar dağıldı yol veriyor hayata
Sevdiğimi aradım özlemişim
Güneş açtı burada  diyor
Ve kocaman bir gülümsemeyi
Konduruyorum hayatıma.

DENİZLERİ OLMAYAN ÜLKE

Nasıl gömdüm düşlerimi bilsen

Nasıl kıydım canıma

Ellerim paramparça

Yüreğim paramparça

Kıydım  canıma

Vurdum kendimi

Aktı nehir gölgemle

Söğüt eğildi hüzünle

Bıçağımı sapladım göğsüme

 

Nasıl gömdüm düşlerimi bilsen

Hayır bende kalsın sırrı ölümün

Sen kaldır küllerimi yerden

Görmeden kimse

Hatta gökten düşmeden umudun

Denizleri olmayan bir ülkeye göm beni

Tan ağırmadan

Horozlar ötmeden

 

Nasıl gömdüm düşlerimi bilsen

Sana yazdım bu mektubu

Çorak toprağımdan

Sığındığım geceden

Sen ört üstümü

Gizle ayıbımı

Kimse okumasın bu mektubu

Beni boş ver

Soluğunda sakla hep yumruğunu

 

 

SAÇLARINDAN TUTTUM HAYATI

 Dokunduğum yerde mutlu bir esinti

Kendine bağlar seni

Yaprağın hışırtısı
ağacın gövdesinden çıkarken
Günlerin birikmesi
içine yerleşip oturur batan bir güneş gibi
Bir akşam keyfi sofrada
öylesine huzurlu ki
Hiç fark etmeden geçen
uzun bir zaman
Sus sadece dinle şimdi
Geceye saklanan gizli akışı
Yaslan omzuma
Her bahar yeni bir kavuşma
dokunduğun yer
Saçlarından tut hayatı
Olduğu gibi çıplak
Gizle kendine kaybolmadan yıldızı.

GELDİM YİNE

İşte yine başladı aynı kumru sesi

Yine Ayvalık'dasın

Güneş vurmuş yüzüne

Aynı kıyıda denizle baş başa

Sokak selamını aldı bile

 

Bahçenin boylanmış  otları

Toprağın bütün canları

Hayallerinin ortasındadır

Sana merhaba diyor

 

Burada olmak iyi geliyor sana

Değiştirmeye yetmese de her şeyi

Cesaret veriyor kumrunun sesi

Hala bir umut var mı

 

Yine Ayvalık'dayım işte

Geldim toplamaya dağınıklığımı

Üstünü örtmeye üşüyen yerlerimin

Acısını dindirmeye.

 

 

ÇOCUKLUK EVİ VE BAŞKA SOKAKLAR

Hatırlanacaktır o vapur sesleri

Beşiktaş' ta bir yaz durağı evi

İçinde çocukluğun, sokakları buğulu
kaybolduğun ilk rüyalar.
Yüksek merdivenli bir ev, bir akordeon sesi
Küçücük adımların ama küçücük bakışlı
sonra emeklediğin sonra sığındığın bu evdedir.
İçerde kızarmış bir ekmek kokusu
Gençliğin gelir aklına, yaz tatilleri
O açık pencereden duyulur sofranın şarkıları
Aynı vapur sesleri karışır çarşının gürültüsüne
Ve elbette martı sesleri de vardır içinde İstanbul’un
Çünkü kalbidir onlar
bu şehrin, senin çocukluğunun.

AYVALIK EKİNOKSU

bir dönenceyi  yaşamak için gelmeyegör

Ayvalık'da  nasıl uyanır sular maviye

yeşil nasıl giyinir ağaca

bütün kıyıları toplamayagör

kıvrımlarından  dönmeyegör

nasıl doğduğunu  bütün koyların adalara

 

çık yükseklerde bir masaya otur

bir çay söyle kendine 

göğe bak ulaştığın göğe

sevdana akan çiçeğe

yudumunda çoğalt Ayvalığı

bir martı kanadından beyaza giydir onu

ölümüne sev sonra ayırma yanından

 

de ki ayvalık'da bir ekinoks böyle yaşanır

dilim dilim büyür sevdalar paylaştığın kadar

gün  durmadan uzar anlamadan zamanı

yaşlanmak ne umurumda!

 

BAHARIN İYİMSERLİĞİ

 #gidiyorlar ve #gidecekler

güzel yurdumdan

Kökleri kurutan güveler

Zeytinimi kıran gölgeler

#gidecekler elbet birgün

 

Bahar nasıl gelirse memleketime

Bir çocuğun sarı saçlarından

Bir çocuğun gözlerinden

dolacak ülkeme

Özgürlük ve kardeşliğin türküleri

 

#gidiyorlar sonunda yurdumdan

Sabahın şefkatli ellerinden

Bir kumru sesi

damlıyor  hayatımıza

Elbet  #gidecekler

 

TEN VE TOPRAK

Ölürse ten ölür

kalan başka tenlerdir.

Dökülen kurumuş yaprakların

üzerlerine basılıp geçilir

toprak ekilir yeniden

kül olur dökülür denize  

bazen yükselen  alev olur gökyüzüne

ama bu değiştirmez

ölen tenin yoksunluğunu.


Yeniden  biçilir tarlalar 

su kenarlarında canlanır çiçekler 

teninin sıcaklığı çoktan yola düzülmüştür

yeni giysilerini giyer ağaçlar.


Hep böyle olur 

ölürse ten ölür

kalan başka tenlerdir.

 

 

 

AÇIK ŞİİR

Gecenin sabaha en yakın yerinde

Soyulmuş olsun portakal

Ortasından yarılmış nar


Sis dağılmış

Sabaha en yakın yerinde

Karşıla onu

Gece devrilmiş denize

Uyanmış börtü böcek

Ve bütün kuşlar

Ve bütün canlılar


İşe koyulmuş

Dizmeye tuğlaları

Duvar ustaları

Çalışkan arı

Gecenina sabaha en yakın yerinde

Birazdan gün ağaracak.

ALACA GEYİKLER

Zemheri bir soğuk nefesten

Zifiri bir karanlık

inmiş toprağa

Bütün canlılar alemi huzursuz şimdi.

 

Göçebe güvercinler

Uçurum kırlangıçları

Hayatımızdan silinen  deniz kuşları

nerde?

 

Börtü böcek derinlerde

Rüzgar bir kaya kovuğunda

Alaca geyikler

ormana kaçmış.

 

Duyulmaz suyun şırıltısı derelerde

Semada dolaşmaz

yağmur yüklü bulutlar

Öylesine bir karanlık işte!

 

Bilinmez!

Nerde saklanmıştır

O alaca geyikler

Neden hala uykudadırlar?

 

AYVALIK KOKUSU

Koklamak mı istersin Ayvalığı
Tam orta yerindesin
Çek bir iskemle, 
Bir çay iste Mustafa'dan
Dinle konuşmalarını insanların
Şeytanın kahvesindesin
Sesler bir birine geçmiş
Yan bahçeden serçe sesleri
Motorcuların gürültüsüne karışmıştır
İçine çek bu havayı
Gülerken yakala her şeyi
Böyle koklarsın ancak Ayvalığı.

İKİ KIYIDA BİR GÜL

 

Bir yediveren gülüyüm Macaronda
Daracık bir sokağın duvarında
Yaşlanmıştır ömrüm
Bir ucum denize bakar
Rüzgar taşır kokumu
Gider gider de dönerim

Bir yediveren gülüyüm Macaronda
Yanık bir türküyüm  her bahar
Açtım yine sarılarımı 
Başım dayalı bir duvara
Süzgün bir ayrılık var iki kıyıda 
Gider gider de dönerim
Çatlamış toprağım
Kırıktır bir dalım

Bir yediveren gülüyüm Macaronda
Gelen geçen bakar 
Bilmezler ne haldeyim 
Hayallerim susuz bir kuyuda
Açar açarım da saklanırım
Gitsem diyemem karşı kıyıya 

Bir yediveren gülüyüm Macaronda
Sırtım dönük artık denize
Yalan söylemem kendime
Bir ayrılık bir ölüm 
Kök salmış toprağıma
Uzar uzar da kısalırım
Kalmışım buralarda

ZAMANSIZLIK

 

Ve ben  bir gün

zamanı tanıdım

çocukluğum bitti.

 

17 Haziran 2022

MUNZUR İSYANI


İçinden deniz mi geçer çocuk

Munzur’un suları mısın  yoksa

Hangi şahin kaçırmış yüreğini

Nasıl öksüz kaldın böyle

İçinden deniz mi geçer çocuk

Munzur'un rüyası mısın yoksa

Pülümür'den  süzülüp

Fırat'ın sularında

Issız bir çığlık mısın

Nasıl dönüştün uçsuz  bir maviye

Munzur’un kıyısında sor bunu

De ki görenlere

Şu Munzur’da doğurmuştur anam beni

Şu gökyüzünden inmişim

Akar da gelir sularım

Kah bir yıldızım

Kah koyu bir akşam

Dolanır dağlarda ağıtım

Munzur’un bir başı vardır

Öyle gür ki öyle dik - telaşlı

Tanıktır 

Açar çiçekleri her uçurumun

Bırakmayız kimselere Munzur’u 


 17 Haziran 2022

5 Mart 2022

KIR ÇİÇEĞİM

 

Sana söz dinletemem

Bazen isyanımsın

Bazen tutkum

Açtın mı hayatımız saçılır

Perişanlığımız bir yana

Sevdalarımız bir yana. 


Tutunmaya çalışırız

Alıp yakamıza takarız 

Yüzümüzü yıkarız suyunla

Elem sevinç yan yana 

-Artık elden ne gelirse-

Hoş geldin kır çiçeğim

Sefalar getirdin yine. 



4 Mart 2022

ZEYTİNİME DOKUNMA

 

Benim saçlarım yeşil

Gözlerim siyah

Dallarım kırıldıkça uzarım

Köklerimde asırlar

Sen karasın kardeşim

Katran karası.


Güneş emanet

Toprağın suyu emanet

Çocuklar çocuğum

Yarına bakar dallarım

Sen karasın kardeşim

Katran karası.



22 Şubat 2022

KISKANIYORUM


Ah o gençlik yıllarım

Saf  korkusuz isyanlarım

Tezcanlı kapılmalarım

Sadakat yeminlerim. 


Beni doğuran çocukluğum

Ah bilseniz hatırlarken o günleri

Nasıl da kıskanıyorum kendimi.


19 Şubat 2022

MÜJDE


Seni uyandıran serçelerin sesi midir

Sabahın sardığı  ağaca konan

Gör onu sev yudumla 

Ayırma yanından


Seni uyandıran ışık mıdır

Yağmurdan sonra serpilen

Sığın ona tut

Ayırma yanından


Seni uyandıran avucunda sakladığın 

Bahar yeli midir

Koş arkasından yakala onu

Ayırma yanından



28 Ocak 2022

BİR ARİF GEÇTİ BU DİYARDAN

 

Ne kadar doluysa masa
Meydan aynı
Çeşme aynıdır
Sen yoksun ya 

Balkona sarılmaz asman

Ne kadar doluysa odan
Bardaklar aynıdır
Fırçalar aynı
Sen yoksun ya

Kuşların konmaz yanımıza

Ne kadar doluysa sokağın
Tezgahlar aynıdır
Yüzler aynı
Sen yoksun ya 

Kırılmış bir dal sesidir ağaçta

Ne kadar doluysa gece
Resimler aynıdır
Gölgeler aynı
Sen yoksun ya 

Patlayan fırtınadır  denizde

Ne kadar doluysa defterin
Öyküler aynıdır
Çizimler aynı
Sen yoksun ya 

Gece kayar  bir yıldız

18 Ocak 2022

EMANET


Göğe baktım

Bir martı uçuşuydu

Onun kalbi 


Denizi dinledim

İçime çektiğim 

Onun gülüşüydü


Asırlık çınarla konuştum

Dinledim ulu dallarını

Onun eğilmezliğiydi


Bir güvercin tedirginliği

Yaşanmışlığın tortusunda

Onun gözleri


* Hrant'a saygıyla, özlemle

14 Ocak 2022

UMUT RÜZGARI


Umudun kırıldıysa
Kırlangıç yuvalarına bak
Nasıl  telaşlılar bilsen

Sığırcıklar yine geldiler bu sabah
Aynı ağaca kondular
Sonra gittiler

28 Aralık 2021

TESLİMİYET

 

Bedenimdeki bilinmeyen ateş 

nereye sürükler beni peşinden?

Bütün sırlarını fısıldadı bana

Yok oluşumda eriyen. 


Sözüm geçmiyor zamana 

Varlığımı kaplayan o ruha. 

Söz dinle ve sus ebediyete kadar

Bütün denizler şahit buna.


(2021 Aralık) 

18 Aralık 2021

GÜLÜMSE BİRAZ


De ki nedir sihir

Günler yorgunsa 

Aydınlığa çıkmak için

İçimizden silinmez 

Unutulmamış acılar

Elini ver gülümse 


De ki zamanıdır

Yaraları sarmanın

Perçemli gülüşü sabahın

Sevgi sağnağında


De ki her günün

Bir anlamı olmalı 

Her başlangıçta

Elini ver hadi gülümse


(2021)

27 Kasım 2021

BU SIRALAR


Her söz maviye çalar Aynı kapıdan geçer Aynı yoldan yürür bu sıralar. Her söz maviye yoldaş Sizin gibi güleç Sizin gibi ağlar bu sıralar. Her söz maviye koşar Tutkudur bağlanır Sevda ile arınır bu sıralar. Her söz maviyle yazılır Çözülür zincirinden Akar

20 Kasım 2021

İKİ YARIM

 

Ben  yarımıma
Sen  yarımına
Söz dinletebilseydik eğer
Ne güzel anlaşırdık
Seninle. 

15 Kasım 2021

YAŞADIĞIMCA

Sonra öğrendim ki

Deniz başka maviymiş bildiğimden

Gözlerin başka ela

Ama zorluğa katlanmak da kolaymış

Acıya katlanmak  

Suyun emilmesi gibi toprakta. 


A. GÜRE ( Kasım 2021)

17 Ekim 2021

ADA ŞİİRLERİ

 

Nereye mavi deniz?
Ekmek almaya çocuk.
Balıkçılar nerede?
Bulutlara gizlendiler
Kayıkları ne yaptılar?
Dağlara çektiler.

AFRİKALI AĞIDI

Silmeyin yüzümdeki  savaş boyalarını. Sakın silmeyin Bırakın kalsın  tamtam sesleri ve tenimde isyan.