Beni pek tanımazlar, bilirim
Şehir ezberimdedir oysa
Yollar anımsar beni.
Dingiloğlu parkında babaannem ve kızanı
Akşam kararmadan daha
Ağaçlarda uykuya dalmadan kargalar
Ezan henüz okunmamış
İki kaşık dondurma bolcasından
Artık mutludurlar.
Parkın ateş çiçekleri geceye hazırlanır
Ve kapı çalınır yaprak hışırtısında
Gök kızıllanır, mavileşir ardından
Bilirim böyle akşamlarda yeşerir yediveren
İçimde muska gibi bir sevinç. Gül kokusundan
Onunla yaşamak isterim hep.
Beni tanıyan pek kalmadı buralarda
Gövdesi yarılmış bir çınarım artık
Dallarım gövermiş
Gölgem uzamış arkamda.
Kalacak yerim yok
Devrilmiş eski Bulgar evi
Dibinden kesili ağaçlar bahçede
Yollar yuttu kapımızı, penceremizi
Önce amcam öldü sonra herkes.
Beni tanımaz çoğu kimse
Zaman ak bir bulut gibi çizilmiş göğe
Ben hala çocukluğuma giyinirim
Saklanırım büyüdüğüm gölgeme.
Hiç unutmadım Sevgi ablanın bakışlarını.
Böyle desinler arkamdan
Bilinmeyen kokularla okunmuş diye
Ve kavak hışırtılarını duymak isterim.
Söyleyin hatırlayanlara
Elinde tahta kılıcıyla
Kahraman şövalyesiyim çocukluğumun.
En çok kara treni özledim
Gittiğim yerlere taşıdım sesini.
Ayrılıklara alışmayı öğretti bana
Gidip de gelmemeyi
Ama kaçmayı değil.
Böyle desinler arkamdan
Hasırlar tutuşsun göğe
Üstünden atlansın ateşin.
Niyetler çözülsün boğumundan
Düğün, dernek göğe varalım
Olmasak da
Olsak da buralarda.
Geldim hikayemin başına
Bir çiçek bıraktım
Beni var eden çocukluğa.
Suyunu doldurdum kuşların
Bizi hatırlasınlar diye.
Böyle yazılmış muska.
.jpeg)
.jpeg)

.jpeg)