Yağmurların bıraktığı
Toprak kokusu kaldı içimde
Sokakların boşluğunu örten sevinç
Sığındığım mutlulukta
Hep aynı ürperti
Hep aynı bekleyiş yağmurlardan sonra
Bulutlar dağıldı
Sokaklar yine doldu
Ardından da güneş.
(Kasım 2020)
Yağmurların bıraktığı
Toprak kokusu kaldı içimde
Sokakların boşluğunu örten sevinç
Sığındığım mutlulukta
Hep aynı ürperti
Hep aynı bekleyiş yağmurlardan sonra
Bulutlar dağıldı
Sokaklar yine doldu
Ardından da güneş.
(Kasım 2020)
Önce ağaçlar öldü
Sonra dereler arkalarından
Ağaç yarasından.
Çünkü çok hoyrat ellerimiz var
Çok keskin nişancılar
Ağaçları vurdular.
Kuşlar göçtü yangından
Bir çöl susuzluğu savurdu
Neden niçin diye sormadan.
Ne oyun bahçeleri
Ne kuşlara yuva kaldı
Her yer sel yangını, batak.
Önce ağaçlar öldü
Sonra biz arkalarından.
Birçok isimleri vardı onların
Bazıları çocuk denecek yaştaydı
Bazıları delikanlı
Uçsuz bucaksız bir derya
Sönmemiş bir kor
Susuz bir toprak gibiydiler.
Uzun bir yoldan gelip
Uzun bir yola koyulmuşlardı
Pençe pençe izleri yaralarından
Hiç silinmedi.
Bahar da geçer sevdam
Özlem de biter
Dert de
Sarılınca sana.
Ama ne zaman
Bir türkü duysam
İçim yeşerir yeniden
Tutulurum sana.
Kaldığı yerden devam etmeli her şey
yalnızlıklar insanın yorgunluğu
Yeniden buluşalım iyisi
Yüzümüze vuran serinlik gibi karşıla beni
Bak çayını içebelirim yanında
Bu temiz örtülerle oturduğumuz masa
Anlat nasıl başladığını ve hiç bitmediğini
Bak bu ilmikten geçirdim her şeyi
Diz yan yana geçmişi
Bağla sımsıkı geleceği
Her şey durduğu yerde ve kaldığı kadar iyi
Gelirken anlattığım gibi.
Kaçınılmaz bir yalnızlık var -
anlaşılmaz ayırır sizi
bile bile göze almak suçlanmayı
doğrucu olmak uğruna
tek başına
sorular güven verir bana
Bilirim ki azlıktan doğar çokluğun kazandıkları
Ve
böyle yazılır tarihin doğruları
Akıyordu su
Göğün kaynağından
Emek yeşerdi
Çoğaldıkça birikti
Biriktikçe güçlendi
Ufkun güzelliği.
Kucağımızda çocuk
Hayallerimizi besleyen
akan su
sesini verdi ışıyan geceye.
(Bana karşılıksız dostluğu yaşatan, resim yapmayı sevdiren, aziz dostuma)
İki kesim arası hızlanır hayat
suyun akışı
tembel bir ışık gibi koyulur yola.
Atları bağlamışlar meydana
zaman salınmıştır kuyuya.
Aslında her şey bir anda başlar
ve biter kararınca
çaylar gelir
şeker erir
bir çırpıda.
Her şey yeniden yaşanır
çizdiğin kağıtlarda
iki kesim arasında.
Yakanda bir asma şenliği
sıkışmış zamana.
Hele bir tanıdık gelmişse yanına
orada kal.
Yetindiğin kadar güzeldir hayat
bitiremediğin kadar başında.
Sonu gelmeyecektir
sen kaçtıkça
iki kesim arasında.
Yaşlanınca ne çok arıyorum babamı -
keşke yaşasaydı daha keşke
kavgalar kırgınlıklar
hiç birinin değeri yokmuş
hiç bir şey babamdan önemli değilmiş
Keşke olsaydı yanımda
Bak bunlar torunların -
diyebilseydim bağıra bağıra
Bakın o sizin büyük dedeniz -
gösterebilseydim onlara
Bu uçsuz denizde yaşamak
ne eğlenceli
ve macera dolu
bilseniz -
anlatabilseydim onlara.
İnsan iki kere yaşarmış babasıyla -
öldüğünde
Yaşlı bir çocuk gibi kalırsınız
arkasında.
Ayvalık, 9 Temmuz -20 Ekim 2014.
Silmeyin yüzümdeki savaş boyalarını. Sakın silmeyin Bırakın kalsın tamtam sesleri ve tenimde isyan.