2 Mart 2010

AŞKIN GÜLMEYEN HALİ

Koynuna girdim bir güzelin
Gözlerinde yolları arşınladım
Suyunu içtim ellerinden
Zehrine alıştım aşkın

Gözümü döndürdü
Feleğimi şaşırttı
Nasıl bitti bu aşk anlamadım


Yorgun bir kervan gecesi
Bir ağacın gölgesinde dinlendim
Ne çocukluğum kaldı,
Ne yürüyen bulutlar sonra.

18 Ocak 2010

YANILGILAR HAYALLERİMİZDİ

Yanılgı dediğimiz şeyler
En güzel yanımız değil mi?

Ömrümüzün en güzel yarısı
Hala solmayan hayallerimiz değil mi?

6 Ocak 2010

KÖTÜLÜKLER DUVARINA YAZILAN ŞİİR

Her şey küreselleşme ile hızlanmıştı
sömürünün evrensel kucaklaşması 
benzerken parçalanmışlık
hızlı yaşamak sıkışan zamanda
tuhaf bir çelişki değil miydi:
-hızlı ye ve seviş, demek? 

Soluk kesici bir devinim 
ya da şiddetin yansıması yüzlerde
çoğalacak senden sonra da
kaç kuruş verdin imgene
değdi mi üzüldüğüne
tüketirken parçalandın
hem kendine yabancısın hem başkalarına
kime aidsin  şimdi, sor kendine.

Dövüş Klubü'nden hatırla:
“sahip olduğun şeyler sonunda sana da sahip olmaya başlıyor"
kaybettiklerin sana verilenlerin karşılığı, unutma!
çok uzun yaşamak istemiyorsun
göze alamıyorsun kalıcı şeyleri, 
telaşındaki uyumsuzluk, 
sonunu bilmediğin değişimler yoruyor seni. 

Hep aradasın-mekansız yolculuklar
taşır seni bir ülkeden başka bir ülkeye
güneyden kuzeye göçler
yapayalnızsın yapayalnız.

Normalleşme mi: benzeyerek mutlu olmak
anlamsız kırılganlıklar, hüsranlar
kolayca kızmak herşeye
sahip olmak için saldırman
senden çalınanı geri getirmiyor işte.

(Patika 2010)

2 Ocak 2010

ANTİKA AŞK-Mürvet'e

Atmaya kıyamadığımız
eşyalara döndük karıcığım

Ne sen kıyabiliyorsun bana
Ne ben sana....

1 Kasım 2009

UMUT

Umut parlatır yaşamı/gümüş gibi
alevlenir toprak/yürür gider.

31 Ekim 2009

KIŞ GELDİ

Beyaz bir gül bahçesiydi gece
yorgun bir sızı gibi yayıldı  zamanın içine

kısık bir ışığın altında
örterek üstümüzü.

26 Eylül 2009

BİR BAYRAM FOTOĞRAFI

Seni görmeye geldik dedim anneme
boşlukta sallanır gibi bakan gözlerle ağladı
konuşmak yerine.


Torunlarımı kucağına aldı sonra
kaç yıldız öteden
gelen bir ışık
iki torunumun arasından
geçip yayılıyordu odaya

İçimi ısıtan kısacık  o an
kimselere duyurmadan
kimselere görünmeden
çıkıp gittik birlikte
bu görüntüden.

5 Temmuz 2009

29 Nisan 2009

TORUNUM İÇİN ŞİİR

Torunuma

Doğduğu gün Sanem'i kucağıma verdiler 
İlk o an bir ışık düştü hayatıma
bir kuş sürüsü  kondu ağaçlara
Dede oldun dediler birden 
kızacağımı sandılar

Okyanusun o dev dalgalarında kayboldum 
ıssız bir koyda karşıma çıkan
duru bir yalnızlığa gönül koydum
hayat akıp giderken dingin bir sonsuza.

YÜRÜDÜM GECENE

Gözlerindir beni çağıran
Halimi sor dökülen güle
Seni kattım kendime
Bölündüm ve çoğaldım
Yürüdüm gittim sonra gecene.

TÜKENİŞ

Tükendi gözlerinde esin
ektiğin aydınlıklar şimdi kördüğüm.

Geriye acılar kaldı
silinmiş anılarla
eskiyen dostluklar.

Soğudu iyilikler,
körlüğün küllerinde
Uzaklaştı eller.

Böyle nereye gidilir birlikte
nereye ?

KUMSALDA

Denize söz geçiremedim
dalgalar neyim varsa aldı benden

Issız bir kumsalım kaldı geriye
yürüdüm tek başına.

21 Nisan 2009

KARA TAHTADAN DÜŞEN KUMRU

“Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmüştür”(*)


Tek renge boyamışlardı çocukluğumuzu
Getirin siyah önlüğümü 
asılacağım yakındır
Yatar şimdi yerde tozlu kara tahtadan düşen bir kumru.
Çocuklar nasıl sevinir ki bayramda
Oyuncak değil bunlar, 
savaş tanklarını beklerken ağrır ayakları
Daha çocuktuk abiler anlayın bizi
Aklımız ermezdi 
büyüklerimizden öğrendik işlediğimiz günahları.
Bizim aşklarımız ağaçlara takılan uçurtmalardı
Bir kızla yakalandığında 
okuldan kovulurdun
Aşklarımızın arkasından sokak köpekleri havlardı
Sevince toz duman olur,
Sel bok götürürdü ortalığı.
Biz neden devrim yapamadık  abiler
Neden ayağımıza takıldı  prangalar
Sürüldük sevdalardan 
kimse sormadı arkamızdan
Gömsünler bizi 
siyah önlüğümüzle gömsünler
Rüyalarımıza gizlenen gökyüzüne
Yatar şimdi yerde tozlu kara tahtadan düşen bir kumru.


(*) Ece Ayhan

Koridor Dergisi

ÖZGÜR ÇOCUK

İhtiyarladım sonunda
kavuştum çocukluğuma

AŞK YALAN BİLMEZ

Kötülük nedir hiç bilmedik
yağmur topladı ellerimiz
kapımız ardına kadar açıktı herkese

arzularımızda dinlendirdik yorgunluğumuzu
nedir bilmedik yalan söylemeyi
kötülük nedir hiç bilmedik senle

18 Nisan 2009

TAHILIN SESİNİ DİNLERKEN

Oturmuşum suyun kenarına
tahılın sesini dinliyordum

iki taşın arasından mırıldanır gibi dökülüyordu hayat
bir gülümseme akan derede


Uzaklara düşüyordu çiçeklerin sessiz yığınları
kimse basamıyordu artık onların üstüne...

1 Nisan 2009

OKULDAN KAÇAN ÇALIŞKAN

Okuldan kaçmış
Oynuyor parkta tek başına
Çocuk aklınla
Sordukça
Açıyor sırlarını
Yeşil çay bahçeleri varmış
Geldikleri köyde
Buz gibi suları
Okumayı sevmiyormuş
Ama
Ne iş olursa yaparmış
Askerde para biriktirip
İşini kuracakmış sonra
Görün o zaman,
Oğluyla nasıl
Övünecekmiş babası.

GECE

Gece
dağları gizler
acıdan
karları eriyince.

ÖLÜMÜN İYİLİĞİ

Ölüm birleştirir
bıraktığı boşlukta onları

DÜNYAMIZ

Dünya ne güzel dedi adam,
Dünya ne güzeldi
Dünyalarına doyamadılar.

Su içmeye indiler
Birlikte yaşadılar,
Birlikte kocadılar,
Sonra uçup gittiler.

Dünya hep güzel kaldı
Arkalarında.

AFRİKALI AĞIDI

Silmeyin yüzümdeki  savaş boyalarını. Sakın silmeyin Bırakın kalsın  tamtam sesleri ve tenimde isyan.