Kadıköy iskelesinde başına buyruk umutlarımı
nereden çalmıştım bilmiyorum.
Denizi içiyordum,
birbirine bağlanmıştı her şey .
Bu alışkanlıklara ben de kanmıştım.
Kayıp gidiyordu önümden gemiler
suları köpürte köpürte.
Her şey kendi sevincinde
ayrı bir kederde.
Martılar konmuştu şehre
el çırpıyordum martılara
el sallıyordum gemilere.
Rüzgar dolmuştu içtiğim çayın kokusuna
ama yine de korkuyordum kimsesiz kalmaya.
Akşam inince sulara
hayalet bir gemiydim artık
beni evime götüren son durakta.